Sıra ile yolsuzluk iddiaları ve destekleyen veriler

Hani şeffaflık, açıklık, hesap verebilirlik davası ve sözü var ya hükümetin bu kavrama yardımcı olmak için biz de destek olmalıyız.
Hani şeffaflık, açıklık, hesap verebilirlik davası ve sözü var ya hükümetin bu kavrama yardımcı olmak için biz de destek olmalıyız.
Belli ki, vatandaş hükümete ve yargıya yaklaşmaktan ya çekiniyor ya da netice alamayacağı inancından ellerindeki bilgi ve verileri bizlerle paylaşıyor.
Sırada Toprak Ürünleri mi dersiniz, KIB-TEK ve akıllı sayaç mı dersiniz, belediyelerdeki hizmet alımları mı dersiniz, daha neler neler…
Aşağıdaki yazı birkaç haftadır elimde. Bir okuyucumuz ve EKOPOLİTİK BAKIŞ programımızın izleyicisi gönderdi. Tabii ki ismi mahfuz, yani bizde saklı.
Ekonomik yapılanma ile ilgili yazı dizimi tamamlarken bu Toprak Ürünleri ile ilgili bana ulaşan yazının içeriklerini bir iki konu ile ilgili ve bilgili kişi ile de görüştüm.
Bana ulaşan yazının içeriğinin gerçekçi ve mantıklı olduğu kanaatine vardınca bu yazıyı sizlerle paylaşabilir duruma geldik.
Okuyucumuzun cümlelerine , noktasına , virgülüne dokunmaksızın yazıyı aşağıda aktarıyorum:

‘’TOPRAK ÜRÜNLERİNİN BİZLERE ÖĞRETTİKLERİ!”
Araştırmacı gazeteci bir abimiz, geçtiğimiz günlerde Toprak Ürünleri Kurumu’ndaki skandal Yemlik Arpa İhalesini bizlere duyurdu.
Duyurdu duyurmasına ama, çok azımız ,Toprak Ürünleri Kurumu vasıtası ile hayvan yetiştiricilerimizin ve bizlerin,tüm kırmızı et tüketenlerimizin özetle KKTC ‘de yaşayanların nasıl dolandırıldığı konusunda fikir sahibi oldu.
Yine günlük yayınlanan birkaç gazetede çıkan haberler neticesinde , yapılan arpa ihalesi ile nasıl bir göstermelik şartname hazırlayıp rant sağlanabildiğine tanık olduk.
Sevgili KKTC’de hertürlü vergi verenler ve seçmen olan duyarlı kardeşler, aydınlar ve yazarlar artık sessiz kalmanın aptallık sayıldığı bu ülkede, aptal olmadığımızı her platforumda haykırmanın zamanı geldiğini, bildiklerimizi, yanlışları ve doğruları bütün çıplaklığıyla söyleyerek ve yazarak gösterelim.
Arpa ihalesinin şartnamesi gizli değildir. Herkes temin edebilir. Siz de bir kopya temin edebilirsiniz. Okuyabilirsiniz. Basında çıkan haberleri ve gerek Toprak Ürünleri Kurumu Yönetim Kurulu Başkanının ve Tarım Bakanının bu haberlere verdikleri dolaylı veya doğrudan yanıtları değerlendirebilirsiniz. Tüm bu okuduklarınızdan sonra, insan zekası ile nasıl alay ettiklerine hayretler içerisinde tanık olacaksınız.
Bir kere, ihalenin toplam miktarı 120,000 metrik ton. Bu açık ve nettir. Miktarın bu rakam olduğu hususunda hiçbir kimsenin itirazı yoktur. Belli ki KKTC’nin bu yılki kuru yem ihtiyacı bu kadardır. Bu ihtiyaç, büyük bir rant kapısını da aralıyor. Nasıl olsa hiçbir aydın ve bilir kişinin, hayvanların gıda ihtiyacı ile ilgili ve bu ihtiyacın giderilmesi için yapılacak üretim veya ithalatın incelemesini yapmaya zamanı yoktur. Hayvan yetiştiricilerimizin ise günlük problemleri çözmek ile uğraşmaktan, başlarını kaldırıp nasıl istismar edildiklerine bakacak halleri yoktur.
Anlaşılıyor ki , bazı açıkgözler ellerinde böyle bir miktar mal olmadan ihaleye teklif verme cesaretini ve cüretini göstermişlerdir. Nerden anlaşılıyor? İhaleye katılan 5 firmanın tamamının verdikleri tekliflerde hep 120,000 metrik tonun altındaki rakamlarla teklif vermiş olmalarından anlaşılıyor. Verilen tekliflerin dökümünü isteyiniz, yayınlasınlar, devlet sırrı değildir ya , görelim iddia ettikleri gibi şeffaf olsunlar. Şayet yayınlama cesareti gösterirlerse, göreceğiz ki, eledikleri iki firma sadece 120,000 metrik tonun altında teklif verdikleri için doğrudan elenmişlerdir. Elemedikleri diğer üç firma ise, 120,000 metrik tonu 10 aya bölmüşler ve her ay için ayrı bir fiyat vermişlerdir. Yani, 120,000 metrik ton için bir tek fiyat verilmemiştir ve hocalarından aldıkları akıl ile 10 ayrı ve değişken fiyat vermişlerdir ve böylece şarnamedeki miktar şartını ayrı ayrı miktar ve fiyatlar ile geçiştirmeye çalışmışlardır.
Bu cesareti kimden almışlardır ? Bu cüreti neye güvenerek göstermişlerdir? Sorgulanması gereken budur ?
Beyler, birkere böyle büyük miktarlarla mal alım için piyasaya çıkmışsanız ve/veya satış için teklif verecekseniz, elinizde malın olup olmadığını belgelemeniz gerekir. Bu belgeye de ‘’Proof of Product’’ yani ‘’malın kanıtı’’ denir. Malı olduğunu geçerli ve muteber belge ile kanıtlayamayan hiçbir tedarikçi veya satıcı ile fiyat pazarlığı yapılmaz veya ondan fiyat teklifi alınmaz. Bu hayali bir ürünün satın alınması girişimi olur. Bu kuralı uluslararası sınır ötesi alım satım yapan herkes bilir.
Ne varki, bizim sözümona uzman ve deneyimli, namuslu ve şeffaf olduğunu idea eden TÜK ve ondan sorumlu kamu çalışanlarımız, şartnamede bu ‘’malın kanıtı’’ denilen belgeyi istemediler.
Neden istemediler? Yoksa, daha şartnameyi hazırlarken malı kimden alacaklarına çok önceden mi karar vermişlerdi ? Karar verdikleri firmanın da elinde bu miktarda bir malın olmadığını bildikleri için mi ? Nitekim, firmalar yerine göre 12,000 metrik ton yerine göre 40,000 metrik ton yerine göre 60,000 metrik ton miktarlar için teklif verdiler ? ‘’
Okuyucumuzun yazısına bir sonraki yazımızda devam edeceğiz, ama gerçek şu ki nereyi yoklasak bin tane soru işareti çıkar....
Hangi soruyu sorsak örtbas edilir!
Hükümetin ve hükümettekilerin tek icraatı laf, ama gelin görün ki bizde bunlar laf ile peynir gemisini yürütüyorlar mı götürüyorlar mı ne?
Bir de hepsi Cumhurbaşkanı adayı, Başbakan adayı, Bakan adayı, olmazsa da salla külahı müsteşar müdür adayı!...
Oh ne ala!!!
Bu haber 265 defa okunmuştur

:

:

:

: