Günlerin getirdiği…

Yaşamın içinde her an sürprizler çıkabilir karşımıza… Önemli olan olay ya da kişiler verdiğimiz cevaptır.
 Yaşamın içinde her an sürprizler çıkabilir karşımıza… Önemli olan olay ya da kişiler verdiğimiz cevaptır.
UMUTLARIM
Benim umutlarım
Dünlerden
Yarınlara uzanır...
Güneşlerim
Gecelerime doğar...
Bekleyişlerim sonsuz da olsa
Sarılırım tek umuda...
Doğurgandır sevgilerim
Üretkendir duygularım
Verdikçe çoğalıyorlar
Aldıkça renkleniyorlar
Tıpkı gökkuşakları gibi...(Ayşe TURAL)
BİTPAZARI
Bitpazarlarını çok severim... Yere kirlice bir örtünün üstüne ya da minik bir tezgahın üzerine gelişigüzel atılıvermiş her türlü eşya, ıvır zıvır benim çok ilgimi çeker...
Kenarı kırılmış bir güllü tabak, çatlak bir vazo, zembereği kırılmış bir saat.. Boncukları eksik bir kolye.. Taşının biri düşmüş bir yüzük... Kenarları kıvrılmış, sararmış bir aşk romanı...
Aslında hepsine bir zamanlar birilerinin eli değmiş... Belki güzel bir kadın eli... Şu kolye hangi genç kızın boynunu süsledi kim bilir?
Şu köstekli saat hangi Beyefendinin cebinden sarkıyordu, bilmem...
Her bir parçaya bir öykü uydurabilirim hemencecik...
Ben yaşanmışlıkları anlatan her objeyi bu yüzden seviyorum... Insanı seviyorum...
Ayşe TURAL
O An

O an
Sen bana
Ben sana bakmasaydık
Bunlar olmayacaktı...(Ayşe TURAL)
Ben, size ve yaşamınıza saygı duyan, sizi anlayan dostlarınız hep etrafınızda olmalı, derim. Biz, onlarla çoğalıyoruz çünkü…
Odur

taş taştır elbette
ama Rodin'de heykeldir...


ses sestir elbette
Mozart'ta müziktir işte...

renk de renktir elbette
ama Van Gogh'ta resimleşir...

söz de sözdür hani
şairde şiirleşir...(Ayşe TURAL)
YAŞAMAYI ÖĞRETİYORLAR...

Elini sizin avuçlarınıza güvenle bırakan miniklere...
kucağınızı açınca mutlulukla size koşan yüreklere...
canı acıyınca gözyaşlarını silmeniz için size uzanan melek yüzlere... boynunuza sımsıkı sarılan kollara...
ne kadar teşekkür etsek azdır...

Tan'ı bana getirdiklerinde yerine yatırılınca huysuzluk ediyor maskara... Mutlaka kucağımda uyumak istiyor, mesela...
Kollarıma alınca, kolayca ve huzurla uykuya dalıyor...
Onu seyretmek, sıcaklığını hissetmek MUCİZE gibi bir şey... Bana yepyeni mutluluklar veriyor... Gülüşü, bakışı, her şeyi inceleyen gözleri... Anlatılamaz bir duygu seli...

Çocuklar, özellikle torunlar!
Bize, daha iyi ve daha güçlü olmayı öğretiyor, onlar için biraz daha uzun yaşama isteği veriyorlar...
AKLIMDAN

serin bir sabah geçiyor,
dalların arasından süzülüp gelen
aklımdan
sen geçiyorsun...

hafifçe yüzümü okşuyorsun
dönüp kucağına sokuluşum geçiyor...


sımsıcacık bakan gözlerin geçiyor
tenime dokunuşun
sarılınca beni koklayışın geçiyor...

aklımdan
SEN geçiyorsun... (Ayşe TURAL)


ANILARLA YAŞAMAK...

Bir yerde okumuştum, insan yaşlandıkça anılarına daha sıkı sarılır diye... Belki de daha az yaşamaya başlarız olayları...
Hareket kabiliyetimiz, yaşlandıkça daha kısıtlıdır.
Hayatımızdaki olaylar azalır, etkinlikler de öyle...

Simone De Beauvoir’ın gençlik ve orta yaşlılıkla ilgili kitaplarını okuduğumda çok etkilenmiştim. Aslında her kitap bizi az ya da çok mutlaka etkiler. Belki de etkilediği için öğreniriz.

O kitapların birinde, “ Güzel anılarınızın olduğu yerlere yıllar sonra sakın gitmeyin...” der...

Nedeni de oradaki SİZ eski siz değilsinizdir artık ve sizde o yılların gözü de yoktur. Yani bakış açınız değişmiştir ve hayallerinizdeki güzellikler şimdinin yanında yavan kalır...



Kapı tokmağı bekleyişte
Nergisler kokusunda zamanın
Bil
Duy
Bölük zamanların ayırımındayım
Çırılçıplak....(Ayşe TURAL)
KADIN VE KEDİ...

Baharın adımlarının duyulduğu bir nisan akşamı... Kafenin yola yakın masalarından birinde oturuyor genç kadın...

Belli ki az önce kuaförden çıkmış, saçları yeni taranmış. Güneş gözlüğünü saçlarının içine yerleştirmiş. Beyaz pantolon, cam göbeği mavisi bir ceket ve aynı renkte taşlarla süslü çantası...

Daha yakın olsam parfümünün kokusunu bile duyabilirim. Kitabımı okur gibi yapıp onu seyrediyorum...

Gözü yolda. Sandalyesinde huzursuzca kıpırdanıyor. Oturduğu yerde sandalyesini biraz sola doğru kaydırıyor...Bakış açısı yolu daha rahat görebilir şimdi...

Havalı bir hareketle omuzlarına düşen saçının bir tutamını arkaya fırlatıyor. Güzelliğinden son derece emin...

Canı sıkkın görünüyor. Zaman zaman tırnaklarıyla oynuyor. Biraz da öfkeli bir bekleyiş duygusu uyandırıyor bende. Bileğindeki altın zincirli saate usançla bir kez daha göz atıyor...

Ayaklarının dibinde masanın altındaki kediyi sonradan fark ediyorum...Siyah bir kedi... Hem de beyaz benekli siyah bir kedi...

Kedi... Onun stresine inat uzanmış, son derece mutlu uyuyor... Arada bir topuk sesine bir gözünü açıp bakıyor... Tekrar gözünü yumuyor...

bir kadın... ve bir kedi...
Dİlerim bugün,
gülüşü güzel,
ruhu güzel biri dokunur hayatınıza...
Öyle bir dokunur ki; o dokunuşla kelebeklere dönersiniz...


ÇOBANLA ŞAİR
Bu adı taşıyan bir öykü vardır bilir misiniz?

Bir çobanla bir şair bir bayırda karşılaşır. Koyunlarını otlatan çoban, ona ne iş yaptığını sorar. ' Şairim' cevabını alır...

Şairin ne olduğunu, nasıl bir iş yaptığını sorar çoban...

Gökyüzünde pırıl pırıl parlayan dolunayı gösterir şair:
- Aya bak, der. Dikkatlice hem de... Sonra kapa gözlerini...
Dediğini yapar çoban.
- Şimdi ne görüyorsun?
- Hiçbir şey... gözlerim kapalı, ne görebilirim ki? diye cevaplar çoban...

Şair:
' Ben gözlerimi kapattığım zaman onu, olduğundan daha parlak görüyorum, der....

( kıssadan hisse... Herkes kendini şair görmesin hemen...)
Hatırlamak Tanrı vergisidir... Unutmayı da siz öğrenin...
Ayşe TURAL

YENİ GÜNE UYANMAK...
Yepyeni bir gün... Güne Ege'nin maviliğinde uyanmak bambaşka... Bütün sokakları denize iner Bozcaada'nın... Tuz kokar... Deniz kokar her şey... Sahil meyhanelerinde çok dilden şarkılar çalınır ...

Sade toprakta değil, duvarlarda, pencerelerde, çatılarda bile çiçek açar...burda zaman gelin gibi süslüdür...

Seyahat etmek ruhumuzu gezdirmektir bence... Bir HUZUR limanı aramaktır...
Gününüz güzel olsun...
GİTMEK... GİDEBİLMEK...

Gitmek CESARETTİR: Hiç hesapsız, kimseye ya da kimselere hesap vermeden gidebilmektir... Hem de nereye olursa olsun çekip gidebilmektir... Arkana bakmadan gidebilmektir... Bir sürü şeyi göze almaktır...

Gitmek GÜZELDİR: Yeni bir umuda yürümektir belki... Yeni bir hayata adım atmaktır mesela... Huzura kavuşmaktır belki... Kanayan yaralara tuz basmaktır biraz... Unutmaya çalışmaktır çokçası da...

Gitmek KEŞFETMEKTİR: Yeni insanları, yeni hayatları, yeni yürekleri arayıp bulmak demektir... En önemlisi de KENDİNİ BULMAKTIR …

ÇOK ZAMAN

kim bilir?
daha ne kadar çok
zamanlar var yaşanacak
kalpleri kırmaya
gönülleri incitmeye...

kim bilir?
ne kadar zaman var
öfkeye, kızgınlığa...

kim bilir?
ne kadar az zaman kaldı
sevmeye, sevilmeye...(Ayşe TURAL)
KİMİNLE BİRLİKTEYSEK...

Okuduklarımdan ve hayattan öğrendiklerimden yola çıkarak şöyle düşünüyorum:

Yaşam ve ilişkiler alabildiğine karmaşık ya da olabildiğince yalın... Aslında onu karmaşıklaştıran yine biziz, diye düşünenlerdenim ben...

Hayatımıza kıyısından köşesinden adım atan ya da balıklama dalıverenler bizi serseme çeviriyor... Farkına varıncaya kadar atı alan Üsküdar'ı geçmiş oluyor... Yani olanlar oluyor... O, bizi değiştiriyor...

Yakınmıyorum, sadece gözünüzü açmak istiyorum. Hayatımıza kim girerse o, bizi derinden etkiliyor, çarpılıyoruz yani... En babayiğitlerimiz bile kendi payına düşeni alıyor...

O kişiye göre şekilleniyoruz... Özelliklerimiz çoğalıyor. Karşımızdaki zeki, esprili ya da şakacıysa o yönümüz gelişiyor... Başarılı, hırslı ve mantıklıysa onun gibi düşünmeye başlıyoruz...

Karşımızdakiyle dans ederken (hayatı paylaşırken) adımlarımız ona uyuyor... Uyumlu dans etmenin kuralı da bu olsa gerek değil mi?

' BİRİSİNİ O KADAR ÖZLERSİNİZ Kİ...
BURNUNUZDA TÜTER...
KOKUSUNU ARARSINIZ...
ONUN KOKUSUNA BENZEYEN BİR KOKU, ÖZLEMLE YÜREĞİNİZE ATEŞ DÜŞÜRÜR...'

Ayşe TURAL

Hayata gülen gözlerle bakanlar, küçük şeyleri kendilerine dert etmeyenler, yaşam sahnesinde hem daha uzun kalırlar hem de daha mutlu olurlar...
BEN-SEN
ben sana
sen bana bakmasaydık
Bunlar olmayacaktı...
Ayşe TURAL
BIR KAHVE ÖYKÜSÜ
Padişahlık zamanında,
Saraydan çıkan bazı saray erkanı tebdil-i kıyafetle halk arasına karışırlarmış...
Halk kahvelerinde oturup kahve içerlermiş..

Kahve geç kalırsa:
' kahvenin karasından
Çekinmem parasından
Mecidiye şırak şırak
Nerde kaldı parlak çırak'

Kendilerinin kim olduğunu hissettirmek için de bu dörtlüğü söylerlermiş...

(Sabriye Sabancı'dan derlenmiştir...)
Sevmeye Beş Kala
sana geldim varımyoğum
sana geldim bir tanem
dilimden vurdu birkaç dize
ne yaptımsa kaçamadım...

sanırsın aşk tutulması
akan yıldızlar misali
ay yandı arkamızdan
sanki vakit o vakit...

tövbebozanım sarısabırım
kaç bahar feda ederim sana
kanat takarken bana
özür dilesem hercailerden...

gün şafağına pembeler yakışır
batışına erguvanlar dizerim
solyanımda bir sevda yangını
dizim dizim senin için
şiirime söz ısıtırım...

Ayşe Tural

BIR GELMEYE MERAKLISIN BIR DE GITMEYE...
Bizde çok kullanılan bir sözdür bu... Hemen heveslenen ama nedense onu elde ettikten sonra bıkıveren insanlar için kullanılır... Kısacası ayrangönüllüler için...
Hayatın her alanında yakalarsınız onları, özellikle de ikili ilişkilerde...
Sizinle tanışmak , size yakın olmak için yapmadıkları kalmaz. Hatta aşklarından ölürler... Biraz zaman geçince onlar için cazibenizi kaybedersiniz/ aşkları saman alevi gibidir.../ arkalarını dönüp giderler...
Aynı şey arkadaşlıkları için de geçerlidir. Işleri düşünce sizden iyisi yoktur. Etrafınızda pervane olurlar... Çıkarları tamamlanınca da arkalarına bile bakmadan toz olurlar... Ta ki yeni bir duruma kadar...
Böylelerini iyi tanıyın ve ilk fırsatta YAŞAM ÇEMBERİNİZin dışına çıkarın...
Sevgiyle ve mutlulukla efendim...


DOLUDİZGİN
marşsız
komutsuz
başına buyruk...

gelişigüzel adımlarla
istediğiniz zaman yürüyün...

sevgiye, saygıya, dostluğa
hem de doludizgin...(Ayşe TURAL)
“Hayat, hatalarımızı düzeltme olanağı bulduğumuz çok özel bir okuldur...” Ayşe TURAL

EV DEDİĞİN
Ev dediğin içini ısıtmalı ...
Ev dediğin yüzünü güldürmeli...
“Bir evin güzelliği, UYUMDUR.
Bir evin güvenliği, BAĞLILIKTIR.
Bir evin sevinci, SEVGİDİR.
Bir evin zenginliği, ÇOCUKLARDIR.
Bir evin anayasası, SADAKATTİR.
Bunları uygulamayı başarabiliyorsan
Bu dünyada en ZENGİN ve en MUTLU Kişisin demektir.” (alıntı)
VAKİT VARKEN
yüreğin
sevda şarkıları söylerken
yakapaça kap götür beni...

aşkın yağmurunda
ıslanalım delice
nisanlar bitmeden...

içimize çekerken
yaşama soluğumuzu
yakalamalı güneşleri
günler bitmeden...(Ayşe TURAL)

Ne çok isteriz karşımızdakinin bizi anlamasını... Gözlerimize bakıp da aklımızdan geçenleri okumasını... Ona en çok ihtiyaç duyduğumuzda yanımızda olmasını...
' İnsanı en çok yıpratan şey, güvensizlik duygusudur. Önünü görememe endişesi. Stres ve umutsuzluk yaratır insanda. Sonunu göremediğimiz yola adım atmaktaki kararsızlığımız bundandır. Yaşamda köşeye sıkıştırılmalar, insanı bunaltır. Ya içimize döneriz ya da saldırganlaşırız.
Zaman zaman BOZBULANIK SULARDA oluruz..

GÜZEL GÜNLERDE BULUŞMAK DİLEĞİYLE….İYİ HAFTA SONLARI EFENDİM…
Bu haber 175 defa okunmuştur

:

:

:

: