işin esası Kuzey Kıbrıs’tır

1 Eylül pazartesi günü, Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kuzey Kıbrıs’ı ziyaret etti.
1 Eylül pazartesi günü, Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kuzey Kıbrıs’ı ziyaret etti.
Ziyaret başlayıp, bitene kadar kuzey Kıbrıs’ta hayat durdu.
Olağanüstü güvenlik önlemleri alındı.
Yollar kapatıldı, polisler, silahlı görevliler her köşe başında nöbet tuttu.
Meclis açıldığının ilk dakikalarından kapatıldı.
Anlaşılan biz işi biraz abarttık.
Yani bu ülkede bu kadar korkulacak ne var? Anlamadım.
Bu ziyaret günlerdir konuşuluyor ve bazı merkezlerde de mesajlar bekleniyordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem içe, hem de Kıbrıs sorununa yönelik mesajlar verdi.
İçe yönelik söyleneneler zaten daha öncekilerden pek farklı değildi.
Farklı olması da beklenmiyordu.
Adaya suyun gelişi, elektrik gelmesinin sırada olduğu, ekonomik anlamda gelişme yaşandığı, yani içe yönelik söylemler bildik konularla sınırlandı.
Esas beklenen Kıbrıs sorununa yönelik farklı bir söylem olup olmayacağıydı.
Ne gariptir, hem içsel, hem de Kıbrıs sorununa yönelik söylemler de, bizim yöneticilerimizden çok, Türkiye’den gelen yöneticilerin söylediklerine itibar ediliyor.
Aslında bu durum bile kuzey Kıbrıs’ın seçilmişlerine olan bakış açısını gösteriyor.
Kuzey Kıbrıs’ı yönetenleri kendi halkı inandırıcı bulmazken, güneyin Ankara’yı muhatap alma isteği elbette garipsenemez.
Türkiye’nin halk tarafından seçilmiş, ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs sorununa yönelik bildik mesajlar verdi.
Bana göre en çok öne çıkan noktalar, sık sık Yunanistan’ı işaret etmesi, AB, BM ve ABD’ye artık bize değil, güneye baskı yapın imasında bulunması ve iki devletli bir seçenek dışında, her hangi bir anlaşmayı desteklemeyeceklerini net bir şekilde söylemesi oldu.
'Biz tribünde bir seyirci değiliz adı üzerinde garantör ülkeyiz. Garantör ülke olduğumuza göre Kuzey Kıbrıs'taki gelişmelerle ilgili her zaman elimiz Kuzey Kıbrıs'ın üzerindedir ve buraya yönelik söyleyecek sözlerimiz her zaman vardır ve bundan sonra da olacaktır. İki devletliği veya siyasi eşitliği içermeyen bir antlaşmaya sıcak bakmamız mümkün değildir. Siz bizim arkamızdan gelin, biz sizin önünüzden gidelim. Böyle bir şeyi bize kimsenin dayatmaya hakkı yoktur. Böyle bir şeyi de kabul etmek asla mümkün değildir.”
İki devletli çözüm modeline güneyin tavrı belli.
Bunun dışında bir çözüm arayışı olmazsa “bu iş buraya kadar” denilebilecek mi?
“Fırsat penceresi sonsuz kadar açık kalmaz” sözlerinin arkasından başka yol haritası çıkabilir mi?
Belki çok yüksek beklentiler ama yıllarca beklemeyi göze alamayacağımız kesin.
İstenilen mevcut durumu ileriye taşıyacak kırk yıllık söylemlerin ötesine geçecek adımlar.
Olağanüstü bir gün yaşandığını söyledim.
Siyasilerimiz de bugüne uygun hareket ettiler.
Meclis çalışmaya başladığı ilk gün ertelendi, Meclis Başkanı Sibel Siber, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin başkanlarını Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim etti.
Sanki daha önce yaşanmış olayların benzerlerini yaşamaktayız.
Daha önceki hükümetler ve yetkilileri ön plana çıkmaya, Türkiye’nin desteği bizim yanımızda mesajı vermeye çalıştılar hep.
Hatta bunu açıkça söylettiler.
Daha sonra girdikleri ilk seçimleri ve alınan sonuçları anlatmaya gerek yok.
Türkiye’nin desteği önemlidir ama işin esası kuzey Kıbrıs’tır.
Bunca yaşananlara rağmen bunun anlaşılmaması ve eleştirilen yöntemlerin bugün için kullanılmaya çalışılması geçmişin bir iz bırakmadığını gösteriyor.
KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olma ihtimali yükselen isimlerin “Türkiye’nin desteklediği aday” imajını vermeye çalışmaları daha önceki gibi ters tepebilir.
Bu yaşanmıştır ve ihtimal dışı değildir.
Bu gibi düşünceler Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru hızlanacak bu belli, şimdiden hayırlı tartışmalar.
Bu haber 590 defa okunmuştur

:

:

:

: