Herkes CTP’yi beklerken...

“Aslında bugün için KKTC’de yaşanan tantananın esas sebebi daha önceden yazdığım gibi 2015 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleridir.
“Aslında bugün için KKTC’de yaşanan tantananın esas sebebi daha önceden yazdığım gibi 2015 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleridir.
Kurucu Cumhurbaşkanı Merhum Denktaş’tan sonra KKTC'nin iki Cumhurbaşkanı Sayın Talat ve Sayın Eroğlu iktidar oldukları partilerini bırakıp Cumhurbaşkanlığı makamına sıçradılar.
Arkalarında partilerini idare edecek ekipleri kurmadan.
Sayın Talat’ın olmadığı CTP, kadro olarak daha hazırdı.
Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanlığında, saray ile hükümet ilişkileri sorunsuz görünüyordu.
Bu elbette olması gerekendi.
Sayın Eroğlu açıkça söylüyor “UBP benim partimdir. Görüş vermem doğal”.
Türkiye’de Sayın Erdoğan köşke çıkması halinde partisini ve ülke yönetimini dizayn etmeye çalışıyor.
KKTC’de Eroğlu sonrasında UBP paylaşılmaya çalışılıyor.
Sayın Eroğlu UBP’ ye, son olarak da kurultaya, karışıyor veya karışmıyor, hakkıdır, değildir tartışmasında değilim.
Açık seçik ortada ki partili Cumhurbaşkanı partisinden ayrı olamıyor.
Anayasal yetkilerini aşarak tarafsızlığını koruyamıyor.
Bunun örnekleri Türkiye’de de var.
Mesela; Sayın Özal veya Sayın Demirel gibi.
Şu da bir gerçektir ki, bugün bundan rahatsız olanlar yarın aynısını kendileri yapacak.
Bu ülkede gerçek anlamda sivil, yani partisiz, yani bağımsız, yani tarafsız bir Cumhurbaşkanı olamaz mı?
Siyasi partiler, siyasal kuruluşlardır.
Siyaset yapmak ve iktidar olmak için kurulurlar.
Tarafsız olamazlar.
Ve olması gerekendir ki;
Partili olarak seçilen Cumhurbaşkanları partilerini de idare edemezler.”
İki yıl önce yazdığım bir yazıdan paylaştığım bu düşünceler bugün için daha bir anlamlı.

KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi çok erken gündem oldu.
Seçime yaklaşık sekiz ay gibi bir süre var.
Seçmek, iradeyi sandığa ve dolayısıyla yönetime yansıtmak elbette önemli.
Ama bizde her şey iç içe girmiş durumda.
Cumhurbaşkanlığı makamı, özellikle Kıbrıs sorununun çözümü için kilit nokta.
Cumhurbaşkanının diğer görevleri sembolik.
Cumhurbaşkanlığı, siyasetten, siyasi partilerle rekabet ilişkisinden, temsil edilen iradeden ayrı, diğer kesimleride kucaklayacak bir anlayışın olması gereken bir mevki.
Peki öyle mi?
Her zaman değil.
KKTC ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yeniden saraya gitmeyi tabi ki istiyor.
Bu düşüncesi sır değil.
Zaman zaman CTP’yi işaret ederek “partim isterse aday olurum” dedi.
Bu, son birkaç haftaya kadar böyleydi.
Ama hem CTP işi ağırdan aldı, hem de başka adaylar bu konuda daha istekli oldu.
Mehmet Ali Talat, bu şekilde anılmaktan, tercih edilecek isimlerden biri olarak görülmekten rahatsız oldu.
Başka adaylar olacaktır, olmalıdır, bu siyasetin ve demokrasinin en belirgin göstergesidir.
CTP için Mehmet Ali Talat’ın adaylık ihtimali bitmedi.
Ama esas sorun Mehmet Ali Talat’ın bu ihtimali ne derece yaşattığıdır.
CTP tarafından yapılan açıklamalarda, çizilen muhtemel aday profilinde aslında Mehmet Ali Talat işaret ediliyor.
“Ben aday değilim” açıklamasıyla konuya kendi açısından nokta koyan Talat, bu kararından kolay kolay vazgeçmez.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu aday olur mu?
Elbette olabilir.
Hele böylesi bir ortamda bunu mutlaka ciddi şekilde düşünecektir.
Fakat zirveye gelmiş bir siyaset adamı olarak bir defa değil, bin defa düşünmeli.
UBP ve DP-UG’nin aday olması halinde destekleme kararı aldıkları Derviş Eroğlu’na tepkili olan azımsanmayacak belli kesimler de var.

Özellikle UBP kurultay döneminde, parti içi dengelere müdahale eden, taraf olan, partinin bir bölümünü DP içine yönlendiren bir etken olduğu düşünülerek, her iki parti içinde de rahatsız olanlar var.
CTP adı anılan isimlerden birini Nisan 2015 de Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklayacak.
Cumhurbaşkanı Eroğlu aday olmayacaksa UBP ve DP-UG nasıl bir yol çizecek?
İkinci bir plan ve adayları var mı?
Ayrı ayrı aday çıkarırlar mı?
Herkes CTP’yi beklerken, aynı tartışmalar UBP ve DP-UG içinde de yaşanabilir.
Bu haber 525 defa okunmuştur

:

:

:

: