Kıbrıs artık kimsenin umurunda değil

Kıbrıs konusuyla ilgili taraflardan, sorunu bizim kadar konuşan, kendine dert eden var mı acaba?
Kıbrıs konusuyla ilgili taraflardan, sorunu bizim kadar konuşan, kendine dert eden var mı acaba?
Elbette bizim kadar olmasa da, dert edinenler mutlaka vardır.
Fakat kimse için bizim kadar öncelikli değildir.
Aslında hem kuzeydeki, hem de güneydeki komşularımıza kırgınız.
Kendimizi, kandırılmış, kullanılmış ve önemsenmeyen hissediyoruz.
Belki de umursuz, vurdumduymaz, bıkkınlık hissimiz bundandır.
Çözüm için “şartlar uygun olursa neden olmasın?” diyebilseydik keşke.
Ama çözümsüzlüğün en ağır bedelini ödeyen ve ödemeye devam eden ne yazık ki yine bizleriz.
Sadece gündelik politikalarla yaşıyor ve geleceğe dair tek bir düşünceyi korkusuzca, bilinmezlikten uzak, emin olarak planlayamıyoruz.
Rum yönetimi eski Başkanlarından Yorgo Vasiliu, Kıbrıs sorunu için iki kelimeyi işaret etti;
“Affetmek ve uzlaşma”
“Kıbrıs’ta trajik bir tarih var. Kötü olaylar, katliamlar yaşandı. Sorunların tek taraflı haklılıkla çözümlenemeyeceğine inanıyorum. Küçük, büyük tüm günahları affedebilmeliyiz. Birleşik Kıbrıs ancak affederek kurulabilir. Ne Kıbrıslı Türklerin, ne de Kıbrıslı Rumların talepleri yüzde yüz hayata geçebilir. Ülkenin yeniden birleşmesinin şifre sözcükleri ‘affetmek ve uzlaşma’dır. Buna en güzel örnek de Güney Afrika’dır.”

En başta şu soruya cevap aramak gerek;
Çözmek mi önemli yoksa barışmak mı?
İki toplumun birbirini affedebilmesi için, daha uzun süre bir araya gelmeye, kaynaşmaya, iyi niyete ve Kıbrıs’ta yaşanan sorunu milliyetçi çizgiden, iç siyasetten çıkarıp ortak kazanımı en üst noktaya çıkarmayı hedef edinmek gerek.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı İoannisKasoulides de bazı açıklamalarda bulundu;
“Şu anda Kıbrıs sorununu oluşturan bazı temel konular önümüzde. Tarafların bu konulara ilişkin görüşleri arasında büyük uçurumlar bulunuyor. Uzlaşı noktaları olarak adlandırılanların önemi konusunda tarafların görüşleri aynı değil. Ve artık büyük görüş ayrılıkları bulunan konuların ele alınmasının zamanı geldi. Görüş ayrılıkları bildik. Yönetim başlığının yanı sıra, toprak, güvenlik, göçmenler, garantiler ve Devletin Başkanlığı gibi konuların da görüşülmesinin vakti geldi. Türk tarafı artık bizim için önem taşıyan konuları görüşmelidir. Ne olması gerektiğini biliyoruz. Ya Türk tarafı, Kıbrıs sorununun çözülebilmesi için bazı önemli tezlerini değiştirecek, ya da Kıbrıs sorunu çözülmeyecek.”
Yani görüşülen konularda esasında hiçbir adım yok.
Toprak, güvenlik, göçmenler, garantiler hatta Devlet Başkanlığı konularının görüşülmesinin zamanı geldi diyor Kasoulides.
Bunların zamanı geldiyse, zamanı gelmeden görüşülenler ne idi?
Demek ki hiç bir şey.
Türk tarafı tezlerini değiştirmezse Kıbrıs sorunu çözülmeyecek diyor Rum Dışişleri Bakanı.
Artık bu işin adını koyun, koyunda herkes bilsin.
Her iki tarafta “kırmızı çizgilerim” denen noktalardan taviz vermezse bu işin çözümü yok.
Ne affetme, ne de uzlaşma, hepsi hayal ötesi.
Bu şekilde gidişat her iki taraf içinde “tamamsa” çıkıp açıklayın, açıklayın da bunca insan umut etmesin.
Herkes kendi kaderini, kendi eliyle belirlesin.
En kötü karar, bilinmezlikten iyidir.
En güzel yaklaşımı biraz eksik olmakla beraber, AKEL, Avrupa parlamentosu milletvekili gösterdi.
AKEL, AP Milletvekili TakisHaciyeorgiu, AB’nin artık Kıbrıs sorunuyla ilgilenmediğini söylüyor.
“Dramatik bir olay olmazsa Kıbrıs sorunu çözümsüz kalacak ve bölünmüşlüğe son vermek imkansız olacak.”
Doğru bir düşünce ama eksik.
Kıbrıs sadece AB’nin değil, artık kimsenin umurunda değil.
Kıbrıslılar kendi sorunlarına sahip çıkmazsa, sorunu kim sahiplenecek ve mevcut düzeni değiştirmek isteyecek?
Çözüm gerçekten isteniyorsa, özellikle güney Kıbrıs yönetimi ve Rum halkı en az bizim kadar istekli ve niyetli olacak.
Adanın ebediyen bölünmesinden korkuyorlar, sadece korkmakla ada yeniden birleşmez.
Ve korkmaları gereken bir durum daha var.
Gün gelecek, Kıbrıs sorununun tarihini, önemini, çözümün gerekliliğini bilmeyen, anlamayan, adalı olan, fakat adaya yabancı müzakerecilerle masaya oturmak zorunda kalacaklar.




Bu haber 533 defa okunmuştur

:

:

:

: