Hükümet mi halk mı?

Yine hüsran ile sonuçlanan bir ilk yıl!
Yine hüsran ile sonuçlanan bir ilk yıl!
Sadece bozuk düzenin devamını sağlayan ve bundan kişisel ve partisel faydalanmanın derdinde olmadan başka bir görüntü veremeyen bir CTP-BG ve DP-UG koalisyonu.
Bugün Kamu reformu bekleyen, daha doğrusu heba olan kaynakların disipline edilip kamu hizmetlerine yönlendirilmesi gereğinin gün gibi belirgin olduğu ve büyük, küçük tüm işletmelerin kaynak sıkıntılarına çözüm için şart olan Kamu Reformunu bu siyasi örgütlerden beklemenin hiç de ümit verici olmadığı gerçeği çok ağır bir darbe olarak tüm halkımızı daha da kötümserliğe mahkum etti.
Kamu Reformu yapılmıyor ve bu konuda da söz, vaat,cak- cuk’dan gayri hiç bir ciddi hazırlık ve çalışma da yok.
Bugüne kadar hükümet eden siyasiler hep kamu görevine yandaş partidaşsoyadıdaş atayarak besleniyorlar. Böylece, kamudaki yetkileri ava çıkan kurt sürüleri gibi çepeçevre sararak hem güç hem de bireysel kazanç fırsatı iktidarlar göre Kamu.
Bu siyasilerden bu ana beslenme damarlarını göbek bağlarını hatta varoluş sebepleri olan Kamuyu reforme etmelerini beklemek fazla saflık olmaz mı?
Sorumsuzca olmaktan öte bilerek yaptıkları seçim öncesi yapay vaadler ve sözde projeler de siyasiler için seçilene kadar kullandıkları yanıltıcı araçlar.
Yani herşey seçime kadar!
Sonrası tufan!
İşler belki iyileşir diye ümit eden vatandaş şimdi bir de hükümetin özel sektöre ve toplam yaşam standartlarına vurduğu darbelerle mosmor!
Daralan Kamu istihkakları yerine yetkililer şimdi devletin piyasaya akıttığı her kuruşun peşinde.
Her ihale bir usulsüzlük örneği her mal alımı bir örtbas işlemi.
Devlet olsun, Bakanlık olsun, Belediye olsun. Ya bir yasal aralık bulup ihalesiz alım yapıyorlar ya da düzmece ihalelerle tarumar ediliyor vatandaşın hem beklentileri hem de yaşamı.
Devlet’e bağlı olan ve vatandaşın mülkü olan Vakıflarda, Bankalarda, Elektrik, Su, İletişim kurumlarında yenilenen Yönetim Kurulları ne geçmişe ne de güncel duruma hiç bir mali ve idari denetleme yapmadan, yok inşaat, yok teknoloji alımı, yok bilmem ne adı altında harcamaya ve bu harcamaları da sadece işbirliği içinde oldukları kişi ve şirketlere yönlendirerek gidenlere badem gözlü ve rahmetli dedirttiler bile.
Elektrik Kurumu yüzbinlerce akıllı sayaç alacakmış.
Belediyeler akıllı su sayacı alacaklarmış, binlerce gibi rakamlar konuşuluyor.
Anlatın bu akıllı sayaçlardan ortalama günde kaç taneye ihtiyaç var, kurum günde kaç tane saat takar? Bu saatlerin verimli olması için nasıl bir altyapı gerekir? Var mı öyle bir altyapı, yoksa altyapı sonraki ihale vurgunu mu olacak?
Kamu Bankaları, Kooperatif bankaları, sessiz sedasız yaptıkları onmilyonluk ihalesiz yazılım ve teknoloji alımları ne kadar doğru teknoloji, fiyat ve hizmet sözleşmeleri ile alınmıştırlar?
Kimsenin kimseye hesap verdiği yok.
Harcanan, vatandaşın kaynakları, iş imkanları, yaşam kalitesi, ümitleri.
Özel sektörde artık bir şirketin ayakta kalması için hiç bir yol yok. Bütün alımlar haksız rekabetle haksız kazançla yönetilerek işte başarılı olanlar değil siyasette arkası olanlarla paylaşılıyor!
Mali yasalar, ticari hukuk, bankacılık yasaları, sadece küçük ama çok zengin ve çoğunun zenginliği şüpheli bir zümre için çalışıyor.
Böyle geldi böyle gider mazereti arkasına daha ne kadar saklanır bu şirketvari siyasi oluşumlar?
İnanın çok gitmez yok oluruz.
Öyle o parti gider, bu parti gelir de düzeliriz falan demiyorum.
Böyle giderse ne olacak? Müneccim değilim ama ne partiler ne hükümet ne de devlet ayakta kalabilir mi?
HALKI, HAKKI, HUKUĞU YOK SAYAN HÜKÜMETLER DEVLETİ YOK EDER!




Bu haber 217 defa okunmuştur

:

:

:

: