Zor müttefikler

İster inanın, ister inanmayın Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri terörizme karşı birlikte hareket etmeyi kararlaştırmışlar ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin bir günlük Ankara ziyaretinde.
İster inanın, ister inanmayın Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri terörizme karşı birlikte hareket etmeyi kararlaştırmışlar ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin bir günlük Ankara ziyaretinde.
Yani ne yapacak iki ülke? Ankara üslerini mi açıyor ABD’ye, asker mi veriyor, tank, tüfek, uçak mı katkısında bulunuyor terörizmle savaşacak Amerikan önderliğindeki “gönüllüler” ittifakına? “Sınırlı insanı katkı” dışında bir görev mi üstlenecek Ankara?
Şimdi, ne derseniz deyin Türkiye bir muz cumhuriyeti değil ve Türklerin de Amerikan başkanı istedi diye, gizli örgütler networkunun “yanlışlıkla yaratılan” bazı Frankeştaynların yok edilmesi maksatlı bir savaşta kanlarını akıtmasını kimse beklememeli. ABD başkanının ülkesindeki olası itirazları izole etmek, şimdiye kadar neyi hallettiniz müdahalelerle diye sorulmasını engellemek için “toprağa postal basmayacak” diye teminat verirken, niye Türkiye bu savaşa “aktif” olarak katılsın?
Hamas’ın babası kim? Ya da Taliban kimin eseri? Suriye’deki “muhalefeti” hangi ülkeler besliyor, destekliyordu? Ya o Libya’da El Kaide bağlantılı gruba kim güvenlik ihalesi verdi? Veya Libya’da ABD büyükelçisini alçakça katleden kişiler farklı adamlar mıydı? Libya’nın içinde bulunduğu içler acısı halin mimarı sizce kim? Her ne kadar “bizim iyi, oğlanlar” vaziyete el koyup Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidarına son verseler de, merak ediyorum şu Arap dünyasına demokrasi getireceği söylenen “Arap Baharı” kimlerce beslenmiş, geliştirilmişti? Peki nihayette tüm bölgenin içine düştüğü cehennemi ateşten kim sorumlu?
Hadi gelin ateşi söndürelim, ama toprağa postal değmeyecek… Sevsinler senin kararlılığını. Asker çok iş yaptı ya, artık uzaktan bombalamayla iş görülecek, muhabereye asker sokulmayacak…
Başar Esat alçakça cinayetler işleten, katliamlar yaptıran babasının oğlu bir diktatör. Elbette ki devrilmeli, görevden uzaklaştırılmalı, defedilmeli… Ama Suriye halkı tarafından, birisi bir yerde öyle istedi diye kurulacak kumpasla, oyunla, alavere dalavereyle falan değil. Saddamlar, Esatlar gitmeli, halkları kurtulmalı despot yönetimlerden. Ama Saddam’ı ülkeyi işgal ederek deviren ABD şimdi asker göndermeye niyetsiz. Niye? Irak’ta yapılanı on yılı geçti temizleyemedi, ülke hala daha iktidar boşluğu sarmalında. Nihayette İŞİD denilen baş belası da bu güç boşluğu doğal sonucu değil mi? Bunların sebebi Irak’a girerken “ertesi günü” düşünmemek, kaba güçle her şeyi hallederim emperyal takıntısına esir düşmek.
ABD yönetiminin nabzını tuttuğuna inanılan ünlü gazete Wall Street Journal'de yayınlanan ve küstah bir üslupla yazılan “Ankara'da Olmayan Müttefikimiz”başlıklı yorumda, Türkiye'nin ABD'nin Suriye sınırına 160 km mesafede bulunan İncirlik Üssü'nden teröristlere hava saldırısı düzenlenmesine izin vermeyeceği belirtilerek, “Bu durum özellikle yıllar sürmesi beklenen bir operasyon öncesinde Pentagon'un önünde lojistik ve keşifle ilgili engeller yaratacak”değerlendirmesi yapıldı. Makalede “Ankara IŞİD karşıtı koalisyondan çıkıyor. O zaman niye Kürdistan'da üslenmeyelim” denildi.
ABD Savunma Bakanı ChuchHagel'in açıkladığı 10 ülke içinde Almanya'nın ve İngiltere’nin de askeri operasyona katılmayacağını ilan ettiğini belirten, ancak Türkiye'nin durumunun farklı olduğunu belirten Wall Street Journal, “Tıpkı Türkiye 2003'te ABD'nin Saddam Hüseyin'i devirmek için Irak'a kendi toprakları üzerinden hava saldırıları düzenlenmesini reddettiğinde başka çözümler bulunduğu gibi, ABD ordusu hava saldırılarını düzenlemek için başka yollar bulacaktır. Türkiye'nin Irak ve Suriye ile olan kara sınırının yaklaşık 1200 kilometre. Bu da Türkiye'nin IŞİD'e karşı verilecek olan mücadeleye sadece sembolik bir destekten daha fazlasını verebileceği anlamına geliyor. Ancak sonuç tam bir hayal kırıklığı” değerlendirmesini yaptı.
Herhangi bir makalede yazılsa bu ifadeler elbette ki önemli değil ama söz konusu gazete ABD yönetiminin nabzını tuttuğu iddia edilen WSJ ve de üstelik söz konusu yazı da WSJ’nin baş makalesi. Durum ciddi yani. Makaleden, pardon başyazıdan birkaç alıntı yapalım:
“Anlaması en güç durum ise Türk hükümetinin bir NATO üyesi olmasına rağmen ABD müttefiki ya da Batı'nın dostu olarak davranmayı uzun bir süre önce bırakmış olması. ABD'nin Türkiye eski büyükelçisi Francis Ricciardone bu hafta Türk hükümetinin açıkça Suriye'deki el Kaide uzantılı el Nusra Cephesi Örgütü ve diğer terörist örgütlerle görüştüğünü duyurdu. Ayrıca yabancı cihatçılar Suriye ve Irak'a gitmek için Türkiye'yi geçiş noktası olarak kullanırken Türk hükümeti buna göz yumdu. Ricciardone geçtiğimiz Aralık ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından az daha istenmeyen kişi ilan ediliyordu.”
“Erdoğan hükümeti Gazze'de Hamas'a, Mısır'da ise Müslüman Kardeşler'e uzun süredir verdiği destekle yükümlülüklerini yerine getirmedi… IŞİD Türk diplomatları ve ailelerini Musul'da esir tutuyor olabilir ancak vatandaşları esir düşen tek ülke Türkiye değil. Ankara aynı zamanda IŞİD karşıtlarına gönderilecek silahların Kürt terörist örgütü PKK'nın eline geçmesinden korkuyor. Ancak bu İncirlik Üssü'nün ABD harekatlarına kapatılması için bir sebep olamaz.”
“Kaçınılmaz sonuç ABD'nin IŞİD'e karşı vereceği savaşta daha iyi bir bölgesel müttefik bulmasıdır. Beklendiği gibi Suudi Arabistan gibi Arap devletler en azından kamuoyuna isteksiz müttefikler olduklarını belli ettiler ve Bağdat'taki yeni hükümetin ordusunu yeniden toplayana kadar ne kadar yardımcı olabileceği bilinmiyor. Burada en iyi seçenek, desteklerini sunan ve diğer müttefiklerin aksine asker göndermeye hazır olan Kürtler olarak öne çıkıyor. İncirlik yaklaşık 60 senedir ABD güçlerine ev sahipliği yaptı ancak belki de İncirlik'i Kuzey Irak'taki Kürt topraklarında bulunan bir hava üssüyle değiştirmenin zamanı geldi. Amerika'nın artık Ankara'da arkadaşları olmayabilir ancak bu Ortadoğu'da başka bir seçeneğimiz kalmadı anlamına gelmiyor.”
Durumun hiç de dostça yaklaşım içermediği apaçık ortada. Kendisinin resmen söyleyemediklerini ABD yönetimi, WSJ üzerinden söylüyor. Klasik bir durum bu.
Ankara’da şu anda iktidarda bulunan ekibin ülkenin en parlak insanları olduğunu elbette ki kendileri bile iddia edemez. Bu kocaman Türkiye’de daha ne cevherler vardır. Ancak bir savaştan uzak durabilmek, hele sonuçları çok vahim olabilecek komşu topraklarda bir savaştan ülkeyi uzak tutmaya, en azından silahlı çatışmada yer almamak binlerce kilometre ötedeki müttefikiyle müttefik ilişkilerinin testi asla olamaz. Türkiye Suriye krizi nedeniyle 1.5 milyon mülteciye kapılarını aştı ve muazzam bir fatura ödüyor, hem maddi hem de güvenlik zafiyetleri olarak.
Her ne kadar bazıları haftada biteceğini söyleseler de,Suriye’de iç savaşın yakın zamanda biteceğine inanan var mı? Hayır. Üstelik anlaşılıyor ki şimdi bazı dış devletler de aktif olarak katılacaklar.
Taliban bombalanarak yıkıldı mı? Ya El Kaide? Ya Irak’ta diğer gruplar, El Nusra ve diğer Salafistler? İŞİD yarın berhava mı olacak? Dağılacak, yok mu olacak ABD ve bazı müttefikleri bombaladı diye?
İŞİD korkunç bir örgüt ve bölge halklarının korkulu rüyası din şiddetinin en son uygulayıcısı. Kafası kesilen gazeteciler, yol kenarlarında katledilen yüzlerce insan bu örgütü besleyip bu hale getirenlerin ellerine de o kanı bulaştırıyor. ABD de biliyor bu savaşın uzun süreceğini ve “yıllar sürecek” operasyonuna müttefik arıyor. Ama bölgesel “Sunni ülkeler ittifakı” gibi abes bir formasyonla mezhepsel savaşı körüklüyor.
Sonra? Efendim bir tek Türklerin rehineleri yokmuş…
Bu mantıkla nereye gidilebilir? Müttefikliğin ispatı olarak “köle” gibi davranmak, her buyruğa evet demeyi beklemek doğru bir yaklaşım olamaz. Ama zihniyet bu, “ya bizdensin, ya da düşman.” Korkarım yakın gelecekte bu sefer de “düşman” olduğumuz makaleleri yayınlanmaya başlar.


Bu haber 244 defa okunmuştur

:

:

:

: