Konsomatrist değil, seks işçisi değil kadını vurdular

18 ay önce aşağıdaki yazım yayınlanmıştı
18 ay önce aşağıdaki yazım yayınlanmıştı
‘’Biz valla sadece kendi küçük dünyasında yaşayan bireyler olarak kaldık gitti. Bireyler dedim, toplum, millet, halk, falan demedim özellikle.
İnsan kaçakçılığı bizi kaçırmıyor ya, kimsenin omuru falan değil.
Kadın ülkesinde küçük bir ilan okuyor, Kıbrıs’ta garsonluk, dansçılık veya başka bir masum görünen iş, ücret iyi, lojman da var!

Sonunda kendini Gece Kulübü adı altında kaçak fuhuş yaptıran bir örgütün malı olarak buluyor. Etrafı koca duvarlarla çevrili, korumaların kuş uçurtmadığı, seyahat belgelerinin hiç kullanamayacağı şekilde muhafaza altına alındığı, maaşını borçlarına karşı ve ülkeden ayrılacağı zamana kadar işverenine teslim etmiş çaresiz bir köle.
İstese istemese fuhuş yapacak, baskının boyutu meçhul, gören yok anlatan yok…
İşvereni istediği gibi sağlık evrağı alıp onu çalıştırıyor, ya da sen AİDS’i kaptın deyip sınırdışı ettiriyor.
Maaşı borçlarına, sigorta kesintileri havaya, ihtiyat sandığı birikimleri de kim bilir kime kalıyor…
Bütün bunların bizimle ne alakası var? O kadın bizden değil,
Adı Ayşe, abisi delege değil, O’nun adı Olga!

Hani sağlıklı başlamıştı çalışmaya? Hastalığı çalışırken prim olarak mı almış? Ya ilk sağlık kontrolündeki rapor düzmece veya hatalı ise? Belki de sınır dışı edilmesine sebep olan son rapor düzmece veya hatalı! Yok canım bunlardan bize ne!
O kadının adı Fatma, amcası müdür değil, O’nun adı İrina.
Durup dururken bunları yazmanın ne alakası var. Bakan Bey (eskisi) zaten bu yasadışı fuhuş örgütleri olmazsa başımıza
neler geleceğini anlattı, bir de bu örgütlerin ekonomimize neler kattığını anlatır olur biter. Orada çalıştırılan kadının insan kaçakçılığının köleleri olduğu bizi hiç bağlamaz.
Onun adı Melek, dayısı vekil değil, O’nun adı Daria!
Şimdi gündem batan Rum ekonomisi, Lefkoşa Belediye seçimleri, Kıbrıs meselesinde yakalayacağımız avantajlar, ne anlamı var bu insan kaçakcılığı, fuhuş köleliği konusunun. Zaten kadın örgütleri Bakan Beyin yukardaki söyleminden rahatsızlıklarını dile getirdiler.
Fuhuş kölesi O kadının adı Zehra, soyadı Torpil değil.
O’nun adı Marianna!
Nasıl toplum, halk, millet olunuyormuş, merak ediyorum. Hayvanseverlerimiz sadece kendi kedisini sever, çevreciler çöpü komşunun bahçesine döker, insan hakları savunucuları ancak eş dost haklarını savunur, hukukçular kendi dava gelirlerine avukat, sendikacılar oy veren partidaşlarına yoldaş!
Bakanlar, milletvekilleri, muhalefet siyasileri, hakimler, yargıçlar, daha nice uzmanlar, biliminsanları, hiç birini mi öncelik kazanacak kadar rahatsız etmez bu konu! KKTC de yaşayan herkes bu fuhuş örgütlerinin ülke adına attıkları çamurdan dolayı hissetseler de hissetmeseler de, umursamasalar da bu utancı yaşamaktadırlar. Suç Örgütlerinin yarattığı bu mağduriyete karşı dava açacak ne insan hakları ,kadın hakları, vs aktivisti bulursunuz, ne davayı savunacak avukat ne de davayı kabul edecek mahkeme!
KKTC insan kaçakçılığı suçunda yüksek riskli ülke! Kimlerin menfaatine bu mahcubiyet?’’
Kimse sorumluluk almadıkça sorun daha da çirkinleşti ve bu gün yukardaki mahcubiyetlere bir de kadın caniliğini eklemem gerekti.
Bu kaçıncı gece kulübü denilen suç şatolarında işlenen cinayet?
Suç şatoları kapatılmalı.
Afaki ve günübirlik karar ve uygulamalarla bugüne kadar yok ettiğimiz değerlere bir de en önemli varlığımız ve markamız olan Kuzey Kıbrıs ve Kıbrıs Türkü algısını bir mahcubiyete dönüştürmeye çalışanlara dur diyebilmeliyiz!
Not: Değişik kurum ve Yönetim kurullarındaki usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarını gönderen okuyucularıma biraz sabretmelerini rica ederim. İlgili kurumlar ve yöneticiler ve o kurumları iyi bilenlerle yaptığım görüşmeleri tamamlar tamamlamaz, konuları gündeme getireceğim!
Bu haber 340 defa okunmuştur
  •    - 19.09.2014 BU TIP OLAYLARIN YASANMASINA SEBEP OLUP DA YUKSEK MAAS ALANLAR DA EN AZ KARSI TARAF KADAR PEZODURLAR!
  • ince  NY - 19.09.2014 O kadinlar olmayaydi o vekiller 500 TL zammi n... alirlardi. :)

:

:

:

: