“Kimse bu iki Bakanlığı almak istemez”

“Eğitim Bakanlığı da, Sağlık Bakanlığıda zor. Hükümet görüşmeleri sırasında, masada hep iki Bakanlık vardı.
“Eğitim Bakanlığı da, Sağlık Bakanlığıda zor. Hükümet görüşmeleri sırasında, masada hep iki Bakanlık vardı. Sağlık ve Eğitim Bakanlığı. Yakan top gibi kimse bu iki Bakanlığı almak istemez. Dolayısı ile iki Bakanlıkta sorunlu. Çükü direk insanla ilgili. Sendikal veya hizmet anlamında da en zor Bakanlıklar bu iki Bakanlıktır. Eğitim Bakanlığında, Sağlık Bakanlığından daha çok heyecan duydum. Daha fazla katkı sağlayacağıma inanıyorum.”
Mustafa Arabacıoğlu ile Aralık 2013 de bir TV programı yapmıştık.
O gün için, birkaç aylık Eğitim Bakanı olan Arabacıoğlu, program sırasında, yazıma giriş yaptığım cümleleri söylemişti.
En zor Bakanlıklar, yani sorumluluklar, Sağlık ve Eğitim Bakanlıklarıdır.
Bunun her daim altı çiziliyor, herkes, her kesim bunu ön plana çıkarıyor.
Herkes en çok eğitim ve sağlığı eleştirir, en çok bu iki konu istismar edilir, siyaset için kullanır.
Klasikleşen bir söylem var.
“Eğitim ve sağlıkta tasarruf olmaz”.
Nedeni de çok basit ve tartışma götürmez.
İnsanla, gelecekle, memleketle, devletle, idareyle ilgili her türlü algı bu alanlarda yaptığınız ilerleme ve yatırımlarla ölçülür.
Kuzey Kıbrıs’taki yapı hangi sorunun altında kalkabiliyor?
Esas soru bu.
KKTC devletinin savunma gideri, altyapı gideri, dış temasla ilgili kaygısı yok.
Tanınmamış bir devlet olmanında avantajları da vardır.
Bu avantajları belli bir kesimin kullanmasıdır sorunun kaynağı.
Eğitim ve sağlıkta gelinen durum açık, net, gözle görünür şekilde ortada.
Devlet, yetersiz, çaresiz.
Çarpık yapı ve herkesin şikayet ettiği “sistem” denilen durum, insana verilen değerin en önemli göstergesi, eğitim ve sağlığı esir almış durumda.
Diğer Bakanlıklara baktığımızda, oralarda da farklı bir durum yok.
Ama eğitim ve sağlık insanlara direk olarak ulaştığı için en fazla hassasiyet bu alanlarda oluşuyor.
Bu devlet, bu hizmetleri bile karşılayamıyorsa, ki bunu yaşananlarla görüyoruz, günü değil, geleceği kurtarma adına ne yapılabilir, buna odaklanmak gerek.
Mustafa Arabacıoğlu istifa etti, olabilir, daha önce Bakanlık yapmış, ayrılmış, başkaları bu görevleri yürütmüş, verimli olamayacağını anlayınca görevi bırakmış.
Görevi kabul etmek kadar, bırakmak da doğal.
Eğitim dönemine kısa bir süre kala yine konuşmuştuk ve eksikliklerin süratle giderildiğini anlatmıştı.
Demek ki öyle değilmiş.
Zamanlama konusunda ise çok büyük bir yanlış yapıldı.
Keşke en başından bu görevi kabul etmeseydi, yada yeni dönem başlamadan bu kararı alabilseydi.
Bu konu daha fazla uzamadan bir sonuca vardırılmalı.
Bu hükümetin ve de en başta Başbakanın sorumluluğudur.
Siyaset ve siyasi hesaplarla yap boz tahtası olan eğitim sistemi, tüm paydaşlarla bir araya gelip, yeni bir kumaşla yeni bir elbise dikmek zorunda.
Bu paydaşlar içinden devleti, hükümeti, sendikaları, üniversiteleri ayırmak mümkün değil.
Amaç gerçekten eğitimse, sorun çözmekse, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok.
Sorun sistemse, bu sistemi yaratanlar kimlerdir?
Sorunu yaratanlar, çözemezse, olay bitmiştir, altında ezilirsiniz.
Arabacıoğlu “eğitimde sistem tıkandı” dedi.
Peki bundan sonra ne olacak, tıkanan sitemi bu yapıyla kim nasıl çözecek?
Bir yıllık hükümetin çok da olumlu olmayan sorun çözme, icraat yapma sınavlarına bir yenisi daha eklendi.
Bu sınav “final” derecesinde önemli.
Ve hükümetin bu sınavdan nasıl bir sonuçla çıkacağını, hep beraber göreceğiz.
Bu haber 431 defa okunmuştur

:

:

:

: