Asın bu çocukları!

Ne sağlık, ne eğitim, ne adalet!
Ne sağlık, ne eğitim, ne adalet!

Sağlık kurumlarımız ile ilgili bütün iyi niyetli ve populist resmi açıklamalara rağmen tüm hastanelerimizde görünen ve görünmeyen sorunlar her zamanın en kötü tablosunu çiziyor.
Kötü olan sadece mekanlar ve teknik kapasiteler değil, kötü olan sadece verilen tedaviler ve hasta bakımları değil, kötü olanlara bir de ek olarak sağlık personeli ve hizmet alan ilişkilerindeki sıkıntıların günlük çalışma şekline dönüşmüş olması.
Kötü olan sağlık görevlilerin hizmet verirken , hastanın profiline gore davranmaları.
Hasta A , kasabasındaki Sağlık ocağına gider, saat öğlen 12’ yi az geçiyor.
Doktor az önce çıkmış, o gün geri dönmeyecekmiş, diye azar işiten hasta çaresiz başına çare aramak için ayrılır.
Hasta A’nın kim olduğunu pek tanımıyor kimse. Önemli de olmamalı, hasta en basit vatandaş hakkını kullanabilmeli değil mi?
Hasta A’dan 5 dakika sonra hasta B aynı sağlık ocağına uğrar.
Ön taraftaki görevli ona da Doktor yok der, bu arada yan odalardan bir başka görevli , aman efendim buyrun gelin şimdi Doktor sizinle ilgilenecek der.
Hasta B kasabanın yardımsever işadamıdır ve aynı sağlık ocağının birçok ihtiyaçlarını karşılamıştır değişik dönemlerde.
Basit bir adam kayırma olayı gibi görebilirsiniz bu gerçek örneği.
Ama öyle değil, çok daha derin bir sorundur bu!
Tüm sağlık hizmetlerini kemiren bu sorun giderilmeden ne kadro ne donanım ne de ücret politikalarının iyileştirilmesi için yapılacak her gayret ve bedel başarısızlığı değiştiremeyecek.
Eğitimde 12’ ye beş kala gayret!
Ziller çaldı, herkes sınıflara girecek aman şu eksik aman bu eksik.
İyi de bu zillerin ne gün çalacağı belli değil miydi?
Bu eksiklikler bilinmiyor muydu?
Hem de yıllardır biliniyordu.
Ama bilinmeyen ne kadar kaynağın nezaman ve nereden sağlanacağı.
Aslında ziller öğrenciler için çalmadı bu Eylül’de.
En rutin hizmetlerden biri olan eğitimi bile planlayamayan hükümetçiler için çaldı.
Asın bu çocukları!
Uyuşturucu öyle bir tuzak kurmuş ki, toplumumuza, sıra ile gençleri avlıyor.
Avlanma yaşı her yıl daha da aşağılara iniyor!
Bugüne kadar ne bir tedbir planı, ne bir proje ne de bir çalışma yapılmış uyuşturucuya karşı toplumumuzu korumaya.
Yapılan bilimsel araştırmalar tozlu raflarda.
Dünyada yapılan uygulamalardan bizde eser yok.
Polis yakalar, savcılık ,mahkeme,hapis.
Bu yöntemle uyuşturucuya karşı BAŞARI SAĞLANAMAZ!
Hiçbir ülkede bu Polis, mahkeme, hapis çemberinin faydası olmadı uyuşturucuya karşı!
Hayretle birkaç gün önceki bir mahkeme haberini okuyorum.
Hakim ‘bu suçu işleyenlere ve işlemeye meyilli olanlara ibret verici ve caydırıcı olsun diye ağır cezalar verileceğini ve 15 yıla kadar hapislık öngördüğünü de belirterek, 22 yaşındaki gence 18 ay hapis cezası vermiş.
Gazete sayfalarda her gün, uyuşturucu kullanmakla suçlanan eli kelepçeli gençlerin resimleri boy boy.
Uyuşturucuya karşı mücadeleye ne gerek var,
Asın Sayın Hakim bu çocukları!
Yukardaki 3 konu aslında biribiri ile çok ilişkili
Üçünde de en fazla güvenmemiz gereken devlet görevlilerinin bilgisiz, beceriksiz,umursamaz, öğrenmeyi, gelişmeyi reddeden yapıları var!
Her üç konuda da gerek Kıbrıstaki gerek dünyadaki araştırmalar ilgili bakanlıklara dfalarca iletilmiş ama hep şimdi sırası mı yaklaşımı ile hem bu çalışmalar hem de sorun hasır altı edilmiş.
Kuzey Kıbrıs’ın sorunları çözülmekten öte karmaşıklaşıyor.
Tedaviye muhtaç olanları kapı önüne, eğitim hakları olanlara boş okullar ve rehabilite edilmeleri gerekenlere ağır hapis cezaları.
Bittiğimize inanmıyorum.
Nerden Başlasak!

Bu haber 324 defa okunmuştur
  • abuzer   - 07.10.2014 bdünyada çocuklara okulda hem de ilk okulda cannabis nedir sentetik uyuşturucu veyauyarıcı nedir öğretilir,bizde ise sus sus sus.sizi terik ederim gündeme getirdiğiniz için biz gençllerin sorunlarını

:

:

:

: