KENDİMİZE YABANCIYIZ...

Kendimize yolculuklarımız…
Kendimize yolculuklarımız…
Kendimize yabancıyız mı dedim. Evet hem de çoook... Kendimizi bir iyice tanımadan, başkaları için ahkam kesmeye (hüküm vermek) başlarız.
Bana, özellikle röportajlarda ' Kendinizi tanıtır mısınız?' sorusu zor gelir. Doğduğunuz yer, okuduğunuz okullar, eserleriniz, neler yaptığınız?
Oysa ben bu değilim ki!
Ben nelerden hoşlanırım?
Nelere kızarım?
Alışkanlıklarım nelerdir?
Biriyle olduğumda nasıl biriyim?
Pek çok insan maskeleriyle dolaşırken, olduğum gibi olabiliyorsam işte o BENim...
Siz kendinizi ne kadar tanıyorsunuz?

AKŞAMIN ŞARKISI
duy!
Gün sona erdi…
Akşam şarkı söylüyor
Ağaçlara, dağlara
Güneşi uğurlarken…
Sen
Ey büyük yaratıcı!
Hani kocaman fırçan
Daldır bakalım hercai moruna
Boya gökyüzünü…
Yıldızları davet etmeyi
Unutma ama…/AYŞE TURAL

DEVİR NE KADAR DEĞİŞTİ...
İnsan denilen o çok akıllı yaratık, artık manevi değerleri önemsemiyor . Dini imanı para, mevki... Hep daha az çalışıp kolay yoldan para kazanma derdinde ne yazık ki! Çıkarı yoksa size selam bile vermiyor. Neyse ki toplumda iyiler de var...
İnsani değerlere önem veren, saygı, dayanışma, yardımlaşma, dürüstlük, sözünde durma, iyilik yapma gibi erdemleri ailesinden, çevresinden öğrenmiş, bunları onurla taşıyan insanlar da var... Neyse ki varlar da yüreğimize su serpiyorlar. Yoksa işimiz duman...
OLSANIZ/ OLUVERSENİZ
hani benim için
hatırım için
bu akşam
nisan olsanız, diyorum
oluverseniz...
taksanız/ takıştırsanız
kırmızı rujlar sürseniz
bahar gibi açılıp saçılsanız hani...
gelmeleriniz/ gitmeleriniz
küstüm çiçekleri gibi
nazınız niyazınız olsa...
benim için
güzel hatırım için
kasım ya da aralık olsanız
oluverseniz...
güz yaprakları misali
süzülse gözyaşlarınız
dökülse ellerinize...
bir gece vakti
ipeklere sarınsanız
inerken merdivenlerde
gül kokunuz kalsa
diyorum...
sizi uğurlarken geçmişe
elvedalarınızda
iç çekişlerinizde
ben de olsam, diyorum...
Ayşe TURAL


DEĞİŞİM...
Zaman değiştikçe, çağ atladıkça değişen insanoğlunun kendisi oluyor aslında. Farkına vardığımızda da iş işten geçmiş oluyor.
Hal böyle olunca da “ Atı alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor.” Geç kalmış oluyoruz uzun lafın kısası...Nelere geç kalıyoruz dersiniz? Elbette kendimize...

' Bir şeyleri söylemek yerine yapmak, en güzel öğretme metodudur…'
Ayşe TURAL

SADECE DİNLEMİŞİMDİR...
Bana içini dökenleri o an, sadece yüreğimle dinlemiş, anlamaya çalışmışımdır...Kafalarındaki dolaşmış yumaklarını açmalarına yardım etmişimdir...İpin ucunu görmelerini sağlamışımdır... Hepsi bu...
Unutmayın... Dıştaki göz, her şeyi daha iyi görür... Ormanda kaybolanın yönünü bulamaması gibi yani... Oysa helikopterdeki tüm yolları, hem de bütün çıplaklığıyla görür...
Yaşama dokunurken SEVGİ ile davranmayı unutmayın, paylaşmayı da...İnanıyorum ki paylaşmayı bilen her yürekte/ FAZLA BİR HAYAT/ mutlaka vardır...
Sevgilerim hepinize...
UMUDA YOLCULUK
Dokunulmamış sevgiler
İnci çiçeği gibi
Deniz dibinde
Midye sedefi bir yürek
Açar açmaz
Güneşe gülümseyen papatya…
İçimin ırmağında bir serseri mayın
Geceye inat yanıp sönen ateş böceği...
Umutlarım gökyüzünde uçurtma
Çoğalmanın coşkusu yüreklerde…
Dinle bak
Ruhum Girne akşamlarını
Soluyor derinden derine
Erguvan renkli suda Haşim
Geçmiş zamanları dinliyor…
Yaşamın sarhoşluğunda
Bin bir renk bin bir koku
Yüreğim
Filizkıran fırtınalarından uzak
Yamalarımı bir iyice saklayıp
Sığınmış limanına hüzünlü gözlerim…
Akşamlardan herhangi bir akşam işte
İçimde dünden kalma şaşkın bir telaş
Bir/ yeniden bulma/ sevinci sanki
Kaybedilenlerin yerine…
Gecenin mavisinde buğulu dolunay
Umuda uğurluyor beni
Aydınlık yarınlara…
(Ayşe Tural)

'AŞK ÇİÇEĞİnin suyu, toprağı, güneşi dozunda olursa, inanın ki, durmadan çiçek açacaktır...'

Ayşe TURAL
AŞK
aşk
sana gelmişse
kapına dayanmışsa
geri çevirme sakın...
yaşanmamışlıkların acısı
zamanla koyuyor insana...
Ayşe TURAL
not: tekrar oldu ama Arapların bir atasözü şöyle der: ' Et tekrar-ı ahsen, velev kane yüz seksen..' Anlamı: 180 defa da olsa tekrar güzeldir, işe yarar....

AŞK ÖZGÜRLÜK İSTER...
Aşk özgürlük ister ama kimse yalnızlığı göze alacak kadar cesur olamadığı için bir türlü kanatlanamaz. Çünkü her insan biraz kendi yalnızlığından korkar...
Yalnızlığınızda anlam bulabilirseniz, onu güzelliklerle bezemeyi bilirseniz, AŞKınız daha anlamlı hale gelecektir. İki insan ortak yaşamlarının dışında özgür olabilmelidir... Arkadaşlıklarında, zaman değerlendirmelerinde, iş hayatlarında neşeli olmalı, gülmeli, mutlu olmalı...
Dışarda kendini keyifli hisseden insan evine döndüğünde de bunu sürdürür... Mutlu ve başarılı iş yaşamı ortak saatlerde de sürebilir... Yasaklarla dolu bir hayat kesinlikle çekilmez...Çünkü AŞK bağımlılığı sevmez... Kurallara hiç gelmez...
Bütün ilişkilerde AŞK kelebek gibidir. Avucunuzda sıkı sıkı tutarsanız ölür, çok ilgisiz davranırsanız da uçar gider...
OSHO: ' AŞK meltem gibidir, öylesine esiverir... Varsa vardır... Sonra gider...' der. Sanırım gitmeden onun kalmasını sağlamak önemlidir... AŞK ÇİÇEĞİnin suyu, toprağı, güneşi dozunda olursa durmadan çiçek açacaktır...
Aşkı yaşamanın yolu, ilerideki zamanlarda da kendi yaşamınızda onun yaşamasına izin vermektir... Sevgiyle, hoşgörüyle, saygıyla...

YOLLAR BİTER BİR GÜN...
Yaşamın uzunluğu kısalığı değildir aslolan… İçini nelerle doldurduğunuzdur. Hangi ideallerinizin peşinde dur-durak bilmeden koştuğunuzdur. Kimler ve neler uğruna yaşamınızdan vazgeçtiğiniz anların çokluğudur… Gözü kara daldığınız mücadelelerdir. Geride bıraktığınız derin izlerdir…
Behçet Necatigil’in dediği gibi “ Aç parantez ( doğum tarihi - ölüm tarihi ) kapa parantez…...” Her ne varsa o kısacık çizgidedir. Bir ömür nasıl da sığar şu küçücük çizgiye…
Böyle düşünebilsek zaman zaman, biraz Yunus’laşabilsek (Yunus Emre)… “ Mal sahibi, mülk sahibi/ hani bunun ilk sahibi…” yi hatırlayabilsek… Daha güzel insanlar oluruz. Güzel insanların dünyası da/ yürekten inanıyorum/ elbette barış dolu, güzel bir dünya olurdu...
ÖYLE Mİ?
' geçmiş zaman hikayelerinde
birinci tekil kişiysen eğer
çoğullayamamışsan
güvercin kardeşliğini
boşuna bekleme benden...'
(Anılar/ Ayşe TURAL)


(Lütfen paylaşır mısınız...)
BİZ KOCAMAN BİR AİLEYİZ...
Kalabalık ailelere benziyoruz, hem de çok kalabalık... Bizim çocukluğumuzdaki gibi: dedeler, büyükanneler, halalar, teyzeler, dayılar,anne babalar, kardeşler, yeğenler... Hatta aileye sonradan eklenmiş, nasıl akrabalar olduğu hatırlanmayan kişiler... Eski Türk romanlarındaki aile yapısı... Reşat Nuri Güntekin romanlarındaki gibi mesela...
Kendimi her zaman bu kocaman ailenin ANNESİ ya da ÖĞRETMENİ gibi görmüşümdür, nedense... İçim ısınır sizlerle konuşurken, yazışırken... Hatta Güzin Ablalık bile yaptığım olur,sizler sorunlarınızı benimle paylaşırken...
Şu aralar bu kocaman aileye (facebook) bir şeyler oluyor... Hakaret edenler, küfredenler, kendi kendine küsmeler, alaylı ifadeler, dalga geçmeler.... YOK...YOK... SİZLERE HİİİİÇ YAKIŞTIRAMADIM....
Allah aşkına neyi paylaşamıyorsunuz? HAZİNELER var da benim mi haberim yok...Şurada güzel paylaşımlarda bulunuyoruz... Edebinizle oturmak bu kadar mı zor? Beğenmezsen okumazsın ama HAKARET etmek de neyin nesi oluyor?
Haydi bakalım KENDİNİZE GELİN... Çok ayıpladım sizi... Başkalarına kızıp siteyi terk etmek de yok BEYLER, HANIMLAR! Oturun oturduğunuz yerde...
' Gidilecek başka bir ÜLKE, gidilecek başka bir ŞEHİR yok...' Her nereye gidersen KENDİNİ götüreceksin... Hepinizi çok seviyorum... İyiliklerinizi, güzelliklerinizi ve sevginizi ortaya çıkarıp BULUŞMA ZAMANI ŞİMDİ...

YAŞAMIN HER AN BİZE NE GİBİ SÜRPRİZLER HAZIRLADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM...
Her yeni gün, her an yaşamın içinden bir şeyler bulup çıkarıyor ve önümüze koyuyor... Bu beni çok şaşırtıyor...
Bu yeni bir tanışma, dostluk başlangıcı olabilir...
Yeni bir aşka yelken açmak olabilir...
Ya da geçmişin bohçası ile ansızın karşınıza çıkıveren eski bir dost olabilir...
İyi şeyler olsun da... Varsın bizi şaşırtsın...

DAYATMALAR....
Biz yetişkinler, seçenekleri ortaya serdikçe, gençlerimiz doğruyu, eğriyi daha çabuk kavrıyor. Onlara dayatmalardan kaçınmalıyız.
Aslında bizler de zorla yaptırılan işlerden hiç hoşlanmayız. Unutmayalım ki bu, onların hayatı… Hayatın seçimlerden ibaret olduğunu öğrenmeliler…Bu doğrultuda seçimlerini de güzel yapabilsinler...

' Ve TANRI insanı yarattı. SEV, dedi... Yerlere, göklere yazdı... Taşı, kuşu sev... Börtü böceği sev... İnsanı sev... Unutma!.. Benden geldin, gene bana döneceksin...'
Ayşe TURAL

GERİ DÖNÜŞLER...
Yaşam hepimiz için gerçekten bir bilmecedir... Anahtarı da sadece bizim elimizdedir... Yaşanan her şey için, bazı düğümleri çözmek adına, adım atmak gerekir... Bu adım geriye adımlar şeklinde de olabilir... Zaman zaman geri dönüşlerle kazanımlarımız da olmuştur mutlaka... Bir düşünün bakalım...
İş ortaklığından dostluğa, karar verme anlarından AŞKA kadar... Her insan bir kez da...ha fırsat verilmeyi hak eder... Eskilerin deyimiyle ' ÇIKMADIK CANDA UMUT VAR...' gibi bir şey yani...
Bir kez daha denemenin kimseye zararı yoksa eğer, denenmeli derim ben... Bazen sonuç pekala da olumluya çıkabilir... Elbette sonuç için de taraflar iyice ölçüp tartmış olmalı, farklı düşüncelerle duruşlarını değiştirmiş olmalı...
Gençlere yol göstericilik yaparken ' Bizim zamanımızda...' larla bir yerlere varamayız, unutmayın...
Sevgi ve anlayış hayatınızdan hiç eksilmesin...


Bu haber 147 defa okunmuştur

:

:

:

: