Ölüm en iyi yol ise…

Atlantik ötesinden gelen sesler giderek netleşiyor: Koalisyona katılmak ve IŞİD ile savaşmak Türkiye’nin en temel çıkarıdır.
Atlantik ötesinden gelen sesler giderek netleşiyor: Koalisyona katılmak ve IŞİD ile savaşmak Türkiye’nin en temel çıkarıdır. Dışişleri Bakanlığı onu söylüyor. Washington ise başkanıyla, başkan yardımcısıyla ve diğer daha alt düzey yetkilileriyle aynı mesajı veriyor: “Savaşa katılmak Türkiye için en iyisi… Biz istiyoruz diye değil, kendi çıkarı öyle talep ettiği için Türkiye bu savaşta aktif rol üstlenmeli.”
Gerçekten öyle mi? Savaşa girmek Türkiye’nin çıkarına mı? Dahası bir kara savaşına girmek, evlatlarının canını riske atmak Türkiye’nin çıkarına olur mu? Ama… Kazın ayağı pek de o kadar basit değil. İŞİD teröründen kaçıp kapıya yığılan, kevgire dönen sınırdan her gün binlercesiyle Türkiye’ye sığınan “zoraki misafirler” – malum doğudan gelenlere biz mülteci deyip, burada daimi kalma riskini göğüslemek istemiyoruz – bize bir şeyler yapma mecburiyetinde bırakmıyor mu? Rahat koltuklara kurulup konuşmak kolay da mülteci – pardon “misafir” – sayısı neredeyse iki milyona dayandı. Sadece son on günde neredeyse 150,000 kişi ilave oldu sırtımızdaki yüke…
Yük demişken, haberiniz ola talimatı almış Maliye bürokrasisi, başlamışlar çalışmalara. İlave vergiler kapıda. Eeh, almadan vermek sadece Allah’ın işi. Suriyeli, Iraklı, Kürt, Türkmen, Asuri, Arap “zoraki misafirler” ve “sair” harcamalar ilave bir 10 milyar dolarlık delik açmış bizim devlete cebinde… Devlet de şimdi diyor: Pamuk eller cebe. Tabii ki zor durumda olanlara el vermek bizim ahlaki, dini, insani sorumluluğumuz. Öyle görmüş, öyle öğrenmişiz. İyi de, kaç ülke, kaç kuruş veriyor bu mülteciler için? Pardon, onlar mülteci değildi ya…
Yarım hamilelik olmaz beyler, koyun şunun adını, kaldırın Mülteciler Belgesindeki rezervasyonlarınızı, deyin uluslar arası topluma “hadi beyler koyun elinizi taşın altına!”
İyi de adamlar keriz mi? Kim kaşıdı bu hale getirdi bu işi? Kimdi İŞİD’in “üvey babaları”? Sahi kim besledi bu hale getirdi İŞİD’i? Batılı okuyor, inceliyor ve patlatıyor hükümetine soruyu: “Dün Suudi Arabistan, Katar, Arap Emirlikleri bu canileri besliyor diyordunuz, bugün birlikte onları vuruyoruz diyorsunuz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?”
Tabii adamlarda “ileri” falan değil bildiğimiz “basit” demokrasi olduğu için kimseden fırçayı yeme, polis copuyla hizalanma veya baltalı mahlukun saldırısına uğrama tehdidi olmadan soru sorabiliyor. Üstelik hükümetler de “bilgi alma hakkı” deyip cevap veriyor,sansür kararı aldırmıyorlar bağımsız mahkemelerine.
Sahi şu bizim salıverilen rehineler vardı ya, yasak devam ediyor mu o konuda? Salıverildiklerine ve emniyette olduklarına göre hangi beceriksiz Musul düşerken “orada kalın tehdit falan yok, onlar da bizden” diye mesaj gönderdi? Veya, nasıl bir mesaj gönderildi ki alnından öpülesi Konsolos kuzu gibi bekledi, rehin alınmasına imkan verdi?

Hani hürriyetten açılmışken söz, ABD basınıyla kavgamıza ne diyorsunuz? Nasıl olurmuş da Türkiye’den aileler İŞİD’e katılıyor diye haber yapılırmış? Adamlar yapar… Varsa o haber yapar… Üzücü olan o haberleri iktibas ederken bile defalarca düşünme durumunda kalması Türk basını.
Bir yanda iki milyona varan “zoraki misafir” varlığı ve ona bağlı olarak tecavüzden, cinayete çeşitli toplumsal arazlar, şehir kavşaklarının dilenci merkezlerine dönmesi, diğer yanda Türk ailelerin İŞİD’e katılması, çoluğuyla, çocuğuyla. Yok demeyin, gidin Çinçin’e, Balgat’a, Mamak’a Ankara’da zahmet edip konuşun muhtarlarla, ahaliyle. İŞİD’e katılan ailelerin evlerini göstereceklerdir. Dahası, İŞİD’e katılmak için gidenlerin evlerine Suriyeli mülteci yerleştirilmiş. Zor iş anlayacağınız. Bu işin bir de yarını ve oluşturduğu ciddi güvenlik sorunları var…
Ne Suriye’den Irak’tan gelenlere yok diyebiliriz, ne vatandaşlarımızın İŞİD’e gidişlerine engel olabiliyoruz ama ABD’den bize “en iyi çıkarın savaşa katılmak” diyor.
Gerçekten bu savaş bizim savaşımız mı? En iyi çıkarımız ölmek mi?
* * *
HOŞ GELDİN BABA…

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel çok anlamlı bir nedenle dün öğleyin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geldi. Salı günü Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ile görüşecek olan Demirel’in adaya ziyareti tam anlamıyla “eski dostlar olur ki” dedirtecek cinsten.
Uzun zamandır çeşitli rahatsızlıklar yaşayan Demirel kadim dostu, Kıbrıs Türk halkının lideri Rauf R. Denktaş’ın kabrini ziyaret etmek, ona kabri başında dua etmek, bir kez daha Denktaş’ı yad etmek için bu zahmete katlanıyor. Rahatsızlığı dolayısıyla cenazesine katılamayan ve yine yaşadığı çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle yapamadığı kabir ziyaretini yerine getirip, kabri başında “kardeşim” dediği büyük Türk lideri Denktaş’ı yad edip, ona dua okuyacak.
Varol Baba… Vefanın ne olduğunu bir kez daha herkese hatırlattığın için sağ ol. Belki KKTC hükümeti de duyar, hisseder sorumluluğun ne olduğunu, büyük insanlara nasıl saygı duyulması gerektiğini ve belki artık parası Türkiye tarafından sağlanmasına rağmen bir türlü inşasına bile başlanamayan Denktaş anıt mezarı artık inşa aşamasına geçer.
Sağ ol Baba, Allah sana sağlıklı uzun yıllar versin Dokuzuncu Cumhurbaşkanım Demirel. Bu vefa örneği ders olur da belki birileri öğrenir bu vesileyle. Mesela sevgili kardeşim Serdar Denktaş, bu konunun kendisi için büyük bir acı, bir utanç vesilesi olduğunu herhalde bir kez daha hatırlar. Üstelik muhalefette falan da değil, ama…
Ayıptır beyler, ayıp… Kıbrıs Türküne onun kadar hizmeti geçen bir liderin bir parkın köşesinde yapayalnız ebedi uykusunda uyuması, anıt mezarının bir türlü tamamlanıp ziyarete açılamaması KKTC’de yönetim sorumluluğunda olan herkesin büyük ayıbıdır. Her konuda KKTC’yi müstemleke gibi görenlerin de büyük ayıbıdır bu…. Denktaş gibi bir dev kişiliğin anısına bu saygıyı bile gösteremiyorsanız, vatan sizden ne hizmet bekleyebilir?
Bırakın lagalugayıbeyler … Para yok dediniz, kürekle geldi Türkiye’den. “Alın işte para” denildi. Şimdi kime laf atacaksınız koskoca Denktaş’a bu kepazeliği yaşattığınızdan ötürü?
Büyük önderimiz, ebedi liderimiz Denktaş, sana layık olamadık Başkanım, bağışla bizi…
Bu haber 234 defa okunmuştur

:

:

:

: