Devlet mi, kent yönetmek mi zor?

“Kent Konseylerinin, kentli topluluğun, yurttaşlık bilincini artırmada etkin rol üstlenebilecek kurumsal, örgütsel ve düşünsel yükümlülüğü bulunmaktadır.
“Kent Konseylerinin, kentli topluluğun, yurttaşlık bilincini artırmada etkin rol üstlenebilecek kurumsal, örgütsel ve düşünsel yükümlülüğü bulunmaktadır. Kent Konseylerinin savunduğu değerler, kent hakkı ve toplumsal bir kent düşüncesini üretip yaygınlaştırmayı destekler.
Kent öncelikle o kentte yaşayan kentlilerindir. Kent Konseyleri bu aidiyet ve kente sahip çıkma duygusunu üreten bir mekanizmadır.”
Türkiye de her Belediye Kent Konseyi kurma çalışmasının içinde.
Bu çalışma yasayla desteklenmiş.
Amaç farklı bölgelerdeki, farklı yönetimleri, ortak noktalarda, ortak sorunlar için bir araya getirip, çözüm üretmeye yönlendirmek.
Kent Konseyleri, üç ayda bir farklı bölgelerde toplanıp çalışmalar yapıyor.
14. Toplantı Eskişehir de, Oduncu Pazarı Belediyesinin organizasyonu ile gerçekleştirildi.
Organizasyon geçtiğimiz hafta sonu yapıldı.
Münür Öztürk’ü daha önceleri aktif siyaset çalışmalarından tanıyorum.
Daha sonraları, daha farklı alanlarda ortak çalışmalarımız oldu.
Özellikle sosyal alanlarda, başarılı girişimleri var.
Odun Pazarı Belediyesinin “Türkiye Kent Konseyleri Platformu 14. Genel Kurul Toplantısı” için Münür Öztürk’le ortak bir davet aldık.
Katılan herkesi dinledik.
Ortak bir platformda, Türkiye’nin her tarafından gelen kent ve bölge temsilcileri, sorunları ve sorunlar için yapılması gerekenleri paylaştılar, tartıştılar, ortak çalışmalar için yapılması gerekenlerle ilgili farklı görüşler ortaya koydular.
İstanbul’dan, Mardin’den, İzmir’den, Tarsus’tan katılımcılar, engelli insanlar için, sokak hayvanları, gençler, kadınlar, sosyal, kültürel değerlerin korunması, tanıtılması ve çevre için yapılması gerekenleri ortak bir açıklama ile belirlediler.
Esas amacı en başta belirtmeye çalıştım.
Bölgede, kentte veya köyde ilk unsur insandır.
İnsanların yaşadıkları yerlere, şehirlerine, köylerine, herşeyiyle sahip çıkmaları, tanıtmaları, korumaları, anlatmaları, sorunların çözülmesinde ilk adımdır.
Kuzey Kıbrıs’ta da böyle bir yapı kurulabilir mi?
Çevre için, engelli insanların hayatını kolaylaştırmak, gençleri, her görüşten insanı, hayvan haklarını geliştirmek için tamamen bağımsız, siyasetten uzak amaçlarla sivil toplum örgütleri, belediye yönetimleri aynı çatı altında buluşur mu?
Zor ama olmalı, kazanan yine insan, çevre ve ülke olur.
Gerçekten bunları hayata geçirebilmek çok zor değil.
Oduncu Pazarı Belediyesi 380 bin nüfuslu bir beldeye hizmet veriyor.
Kuzey Kıbrıs’ta 300 bin nüfusa, Cumhurbaşkanlığı makamı, elli Milletvekilli Parlamento, Bakanlıklar, müsteşarlar, müdürler, bürokratlar, belediye yönetimleri, bırakın hizmet vermeyi toplumun gündemine bile yetişemiyorlar.
Maalesef durumumuz bu.
Bir devlet yönettiğimizi iddia ediyor fakat bu ülkeyi bir kent belediyesi gibi bile yönetemiyoruz.
Birazda büyütüyoruz sorunlarımızı.
Ülke dışına çıktıkça, sorunlarımızın daha farklılarını ve de nasıl çözüldüklerini görebiliyoruz.
İstek, temas, işbirliği, uygulama ve kendine güvenmekle çıkılacak her yolun sonunda ışık vardır.


Bu haber 582 defa okunmuştur

:

:

:

: