Eğitim, sağlık, polis ve siyaset

Bu ülkede genel bir inanış var.
Bu ülkede genel bir inanış var.
Nedir bu inanış?
Siyaseten arkası güçlü olan, bir dayanağı, güvencesi ve de herhangi bir partiye ispatlanmış bağlılığı olan herkes rahattır.
Yeter ki ilişki içinde olunan parti iktidarda olsun.
Dünyanın her yerinde siyaset yapılıyor.
Bunun aksini düşünmek mümkün değil.
Esas mesele;
Siyasetin neden yapıldığı, amaç ve amaca ulaşma noktasında siyasetten beklenenler yapılabiliyor mu?
Hükümetler, siyasi partiler, onların temsilcileri, siyasetle gelip, siyasetle gidiyor.
Fakat devlet kurumları, devlet organları, her zaman aynı yerde ve herkes için var.
Devlet kurumu kimsenin değil, devlet çarkı kimse için dönmüyor, ya da olması gerektiği gibi söyleyeyim; devlet kimsenin tekelinde, elinin altında ve emrinde olmamalı.
Bizde durum bundan ibaret, hükümet olan, iktidara gelen, her kim olursa olsun, aynı mantık, devlet herşeyiyle siyasetin, siyasi yönetimlerin, siyasi partilerin emrinde.
Siyaseti sokmadığımız, bulaştırmadığımız, önünü tıkamadığımız devlet organı kalmadı.
Bunu devleti diline dolayan, bunun üzerinden siyaset üretip, rant sağlayanlarda yapıyor, tam tersini savunanlarda yapıyor.
Adını da siyaset koyuyorlar.
Siyasetin de sınırı vardır, hatta olmalıdır.
Altını çizelim;
Siyaseti bulaştırmadığımız, rant için tepe tepe kullanmadığımız kurum kalmadı.
İnanılmaz bir hırs, oturduğu koltuğa ağırlık katmak yerine, koltuktan ağırlık alan ve o ağırlık altında ezilen, en önemli beklentisi birilerinin “Efendim” ya da “Başkanım” veya “Bakanım” demesi olan bir siyasetçi, bulunduğu yerden bu ülkeye ne katabilir ki?
“Eğitimde, sağlıkta durum rezalet” herkesin dilinde ki slogan.
Aslında kulağa da hoş geliyor, özellikle günün iktidarını yerden yere vurmak için en önemli iki unsur bunlar.
Ama öneri sunmak yerine, daha da üstüne gitmek;
Yangını büyütmek, harlamak, benzin dökmek, fırsattır deyip yerde sürünenlere bir daha vurmak, yine bu eleştirileri yapanların işi.
Siyaset, üretmektir, plan, proje, analiz, çalışma yaparak ileriye taşımak, sorun çözmek için bir yoldur, araçtır.
Sorun çözecek siyaset kurumumuzun, aslında kendisi sorundur, bunda da herkes hem fikir.
Peki, böylesi sorunları, zamanında hatırlatacak, öneri sunacak, yardımcı olacak kesimlere ne demeli?
Mustafa Arabacıoğlu Eğitim Bakanlığından istifa etti.
Herkes her türlü siyasi malzemeyi, dedikoduyu çıkardı, konuştu, tartıştı, gündem yarattı.
İşin özünde eksik kalan tek bir şey oldu;
“Eğitimin geldiği nokta” ve bu yaraya ne zaman neşter vurulacağı.
Bunu konuşan yok.
Eğitim fiyaskosu ön planda olacağına, istifa eden Bakanı, partisini ve mevcut iktidarı hırpalamak siyaseten daha haz verici.
Öncelik eğitim üzerinden siyaset yaparak, bir başka siyaseti hırpalamak ve bunun üzerinden çıkar düşünmek.
Eğitimden gidersek, eksiklikler, yaşanan kaos ve yönetim zafiyeti ortadayken, çocuklarımız mağdur oluyorken bu ilkokullardaki grev olayını ben anlamadım, samimi bulmadım, siyasi çıkar için, hükümeti dövmek için bir fırsatçılık gibi geldi bana.
Basit, doksanlı yılların anlayış yöntemleri ile kendi kendimizi karalıyoruz.
Üniversiteler, polis teşkilatı, eğitim, sağlık kurumları siyasilerin keyfine göre şekilleniyor.
Polis müdür vekilinin damadı şahsi ve ticari bir olaya karıştı.
Kimlerin, neleri, ne olaylarla anıldı bu ülkede.
Sonucu beklemeden, yine başladı aynı yaygara.
Siyaset yapılacak ya, fırsatları atlamak olmaz.
Kimse kusura bakmasın.
Eğitimde, poliste, sağlıkta, her yerde ve her dönemde siyasetin izleri var.
Hırs var, acımasızca hırs bürümüş gözler var, tablonun geneli dururken detaylarda boğulmak var, günden güne bu bataklıkta hep beraber batarken, birbirini ezmek var.
Her türlü değer;
Hep kazanan olmak, devlet kaynaklarını kullanmak ve hiçbir şeye dokunmadan, iktidarcılık oynamak için harcanıyor.
Yazık, çok yazık, bu hallere düştükten sonra da “kendi kendimizi yöneteceğiz” diyerek aslında kendimizi kandırıyoruz.
Değişir miyiz? Bilemem.
Ama değişmemiz gerektiği kesin.

Bu haber 693 defa okunmuştur

:

:

:

: