Göç yasası ve kamu reformu

Kurban bayramının üçüncü günündeyiz.
Kurban bayramının üçüncü günündeyiz.

Tüm kuzey Kıbrıs ve İslam dünyasının bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.

Bu ülke bizim, burada yaşıyoruz ve gidecek başka yerimizde yok.

Adalet, eşitlik, sosyal barış ve en önemlisi de fırsat eşitliği, bir toplumu böler de, dağıtır da, birleştirir de.

Birleşmeye, birlik olmaya, paylaşmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki.

Böylesi günlerde bunu daha iyi anlıyoruz.

Ama bilerek, ortak olup kazanmamak için, yanlış olan herşeyi ortak sorun kabul ederek mücadele etmemek için, bunlara izin vermiyorlar.

Vatandaş kendi yerine, kendi ihtiyaçlarını karşılasın, kendi iradesini temsil etsin diye seçiyor, seçtiklerinin adına da “seçilmişler” diyor.

“Seçilmişler” ayrıcalıklılar, sadece kendi önceliklerine göre yasalar, kanunlar ve uygulamalar icat ettiler bunca yıl.

Devleti kar edecek ve bunu tüm paydaşlarıyla paylaşacak bir şirket gibi değil, adeta kendi şahsi malları gibi gördüler.

Bu anlayış hala devam ediyor.

Aslında beklentiler çok yüksekti fakat halen sözden ötesini göremedik.

Hükümet birinci yılını tamamladı, vaat ettiklerinin çeyreğini bile hayata geçiremedi.

Belirsizlik, geleceği görememe, istikrarsız iç yönetimler, tüm bunlar birçok olumlu adımı engelliyor.

İnsanlar güvenle yatırım yapamıyor, yabancı yatırımcı bu şartlarda karanlığa taş atmak istemiyor, özel sektör yatırımcısı birkaç isim dışında sadece günü kurtarmanın derdinde.

Güvenlik Kuvvetlerinde işçi olarak çalışan bir insanı dinledim.

Bildik bir tavırla, korku ve güvensizlikle yaklaştı yanıma.

“Adımı vermeden şu göç yasasını yazarmısınız?” dedi.

Çok konuşulan, tartışılan ve muhatabı, mağduru, etkisi, yarattığı olumsuzlukları oldukça fazla olan bir konu bu.

KKTC devletini yıllardır yönetenlerin, kendilerini bu görevlere ve sahip oldukları herşeye kavuşturan kuzey Kıbrıs halkına, karşılık olarak verdikleri bir cevap bu.

Başka bir merkezde, kuzey Kıbrıs’ı adam etmek, sömürülen, batırılan, devlet kaynaklarının, eksilerde dolaşan bütçesini kontrol altında tutmak için ortaya çıkardıkları bir çalışma da aynı zamanda.

Bir öğretmen, çalıştığı okulda, temizlik yapan bir çalışandan daha az maaş alıyorken, bir cerrah hastanenin kapıcısından daha az kazanıyorken, bir memur kendisinden bir gün önce istihdam edilen, yan masada çalışan birinden kat kat daha az kazanıyorken, bu ortamdan verimlilik ve hem işte, hem de içte huzur ve barış ortamı beklenemez.

Kimsenin görevini küçümsemiyorum.

Sadece adalet ve hakkaniyeti anlatmaya çalışıyorum.

Göç yasası denen yasayla ilgili bazı çalışmalar var.

Tümüyle yeni, tatmin edici bir noktaya getirilmesi imkansız ama mevcut durumdan daha ileri bir noktada olacağı ilgililerce söyleniyor.

Önemli olan çalışma ortamlarında iş barışının sağlanmasıdır.

Bu ücretlerin eşitlenmesinden daha önemlidir.

Kamu reformu ile ilgili de bir çalışma var.

Göç yasası olarak adlandırılan yasa, kamu reformu ile bağlantılı olarak organize edilebilirse daha faydalı başka noktalarda elde edilebilinir.

Kamuda yaşanan sıkıntılar ödül ve ceza denklemiyle bir noktaya taşınabilir.

Doğru, dürüst, populizmden uzak bir kamu yapısı en başta devlete güveni artıracak.

Göç yasası ile ilgili yapılacak iyleştirmeler, maddi olarak sağlanacak ilerlemeler, ödül ve ceza yöntemi uygulanarak, çalışma verimliliği açısından dengelensin.

Performansa göre ücret artışları çeşitlendirilsin, göç yasasının en çok tartışılan eşit işe-eşit ücret noktası bir fırsata çevrilebilir.

Hem ücretlerde daha adil bir sistem yaratılır hem de kamuda ücretlendirme yoluyla motivasyon sağlanıp verimlilik anlamında daha etkin bir yöntem yaratılabilir.


Bu haber 513 defa okunmuştur

:

:

:

: