Düşünmek zamanı…

Gazeteciler Cemiyeti’nin benim de proje koordinatörü olduğum “Özgürlük için Basın” programının “Temel gazetecilik eğitimi” çalışmaları için Trabzon’dayım son birkaç gündür.
Gazeteciler Cemiyeti’nin benim de proje koordinatörü olduğum “Özgürlük için Basın” programının “Temel gazetecilik eğitimi” çalışmaları için Trabzon’dayım son birkaç gündür.
Kulağım Kıbrıs’ta...
Anlaşma sağlanmış galiba, Mehmet Ali Talat yeniden aday olacak, Sibel Siber hanımefendi adaylıktan çekilecekmiş. Anlaşma uyarınca da Talat Cumhuriyetçi Türk Partisi başkanlığına oynamaktan vaz geçecekmiş.
Palavra... Değilse? Durum vahim demektir. Ne Talat’a böyle duruma düşmeyi, ne de Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’na böyle küçültücü oyunlara girmeyi yakıştırırım. Olası ki bunlar sadece söylenti. Dedim zaten, Kıbrıs’tan Trabzon’a belki de haberler pek sağlıklı ulaşmıyordur.
Ya, doğruysa? Beşer şaşar demişler. Olur, insanlık halidir. Kazanma hırsı, önde olma takıntısı veya “yapacak işlerim vardı yarım kaldı hele bir müsaade edin tamamlayayım” iddiası insanlara normalde yapmayacağı, üstlenmeyeceği işleri yaptırır mı? Yaptırır.
Umarım aklıselim galip gelir ve sonuçta CTP de böyle ayak oyunlarıyla anılmaz. Her şeyden önce cumhurbaşkanı adayı olarak bir kadın adayın öne çıkması Kıbrıs Türkü için kutlanacak bir durumdur. Kazanır, kazanmaz o ayrı mesele.
Siber’in cumhurbaşkanı adaylığından çekilmeye zorlanması ise hiç yakışık olmayacak, büyük bir hak gaspı olacaktır. Talat bunu hazmedebilir mi? Bu saatte yarışa girmek yanlış olmaz mı? Efendim, daha önce Yorgancıoğlu neredeyse 45 gün telefonlarına çıkmamış Talat’ın, kırgınlık oluşmuş, Siber o ortamda “oybirliği” ile CTP meclisi tarafından aday gösterilmiş.
Şimdi ne değişti? Yorgancıoğlu ile Talat konuşmuşlar, pazarlık yapmışlar, uzlaşmışlar... Sonra? Demek ki siyasette belkemiği yokmuş. Demek ki idealler, hedefler, sözler, deklarasyonlar hep boşmuş, lider sultası her zaman galip gelirmiş üstelik CTP’de bile...
Zor zanaat bu siyaset.
Doğru mu gerçekten Talat’ın adaylığında uzlaşıldığı? Tüm söylentiye rağmen içimden “Olmaz, bu iş olamaz” diye bir ses haykırıyor.

* * *
Rum lider NikosAnastasiades kendi bacağına kurşun sıkarak görüşmelerden çekilmesi her nedense Kıbrıs’a ilgi duyan uluslararası çevrelerde ısrarla “Türk provokasyonu ürünü” olarak gösterilmekte, görüşmelerin faturası Ankara’nın Kıbrıs Ekonomik Bölgesine bir donanma gemisi korumasında sismik araştırma gemisi göndermesine çıkarılmakta.
Bu yanlış bir durum.
Her şeyden önce Rumların görüşmelerden ayrılmak için bahane üretmeye çalıştıklarını, uzunca bir süredir görüşmelerin esasında durduğunu anlatabilmek, dünya kamuoyuna izah etmeye çalışmalı hem Ankara hem Kıbrıs Türk devleti.
Bu açıdan Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun BM Genel Sekreteri Ban ki-Moon’a mektubu, Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin verdiği beyanatlar yararlı olmakla birlikte Ankara’nın daha proaktif bir yaklaşımla diplomatik topluma durumu anlatmalı, Rum tarafına tolerans gösterilmeye devam edilirse sürecin canlanmamak üzere berhava olacağına dikkat çekilmelidir.
Mesele Rum şımarıklığıdır ve tolerans gösterildiği sürece daha da dayanılmaz hale gelecektir. Bu net bir şekilde ve örnekleriyle anlatılmalıdır.


Bu haber 241 defa okunmuştur

:

:

:

: