Zenginle, fakirin ayırımı nedir?

Bir aile, bir kadın ve eşi, aylık toplam 900 TL maaş alıyor.
Bir aile, bir kadın ve eşi, aylık toplam 900 TL maaş alıyor.
Devletten sosyal yardım maaşı, ikisinin toplam kazancı bu.
Tedavi masrafı, elbette geçim derdi, zorunlu faturalar, kazançlarının kat kat üstünde.
Böyle yaşayan çok aile vardır, bu kesin.
Bunca ekonomik sorun, hastalıklar, ilaçlar, vergilerini ödemeyi engellememiş.
Hem sevindirici, hem de üzücü.
Vatandaşın devletine karşı olan sorumluluğunu, aslında alması gereken hizmetin bedelini, bir görev olarak yerine getiriyor.
900 TL’nin eline ulaşması ile önce devlete ödenecek vergiyi düşünüyor “devlete borcumuz kalmasın” diyor.
Üzücü olan, böyle bir durumda, böyle bir kazançla, devlete karşı sorumluluğunu yerine getirme düşüncesinin, toplumun genelinde olmaması.
Vergi affı vardı, nasıl olsa bir af çıkar diye, yıllardır vergisini ödemeyen, çok çok daha iyi durumda olan, kar üstüne kar ekleyen şirketler, kişiler varken, geçim derdiyle beraber devleti de düşünmek.
Tabi ki olması gereken bu fakat devleti ve kurumlarını kandıran ve kazanç elde eden anlayış maalesef her daim haklı çıkıyor.
Vergi affı tabi ki çıkarılsın, zaman zaman devlet ve kurumlarına sıcak para gelsin, zor durumda olan vatandaşa kolaylık sağlansın, ama ödeyenlerde bunun farkını yaşasın.
Ödeyenle, ödemeyen arasında da bir ayrıcalık olsun.
Ödeyen kendini saf ve kandırılmış hissetmesin.
Güvenini yitirmesin, karşılığını alsın, bu durum da herkese örnek olup, motivasyon yaratsın.
Ödemeyen, ödemek istemeyen, bir gün elbette bir fırsat olur diyen böyle olmayacağını bilsin, öğrensin.
Adalet ve sosyal yozlaşma ciddi şekilde sorun olurken, bunların dengesini kuracak devlet mekanizmasın çalıştırılmamasıda bugünkü manzarayı yarattı.
Şehirde yaşayan insanda, köyde yaşayan insanda, aynı vergi oranlarıyla, vergi ödüyor.
Binlerce lira para kazanan insanda, ancak geçinen insanda, aynı oranda vergiye tabi.
Zenginle, fakirin ayırımı nedir?
Kazanç mı, lüks yaşam şartları ve standartı mı, yoksa devlete ödenen vergi mi?
Zenginle fakiri nasıl ayıracaksınız, sosyal devlet düşüncesinden hareketle geçimini bile sağlayalmayan insanınızı nasıl koruyacaksınız?
Onlara devlette ayrıcalıklı ve korumalı olduklarını nasıl hissetireceksiniz?
Sosyal devlet nedir? Cevap zor veya bilinmedik değil.

“Ekonomik, sosyal, kültürel bakımdan, vatandaşın insanca yaşayabilmesi için gerekli olan tedbirleri alan, sosyal barış ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla sosyal ve ekonomik hayata müdahaleyi gerekli gören devlet Sosyal Devlettir.
Herkese insana yakışır asgari bir hayat düzeyi sağlamaya yönelik tedbir alma ve vergide adaleti sağlama.”
Hangisi sağlandı, hangi işi yaparak vergi ödeyen vatandaşa, bu vergi hizmet olarak geri döndü.
Hangi alanda adalet sağlandı? Soru çok, cevap kısa ve tek;
Hiçbir alanda adalet yok.
Vergi adaletinin sağlanmadığı bir ülkede ne demokrasi ne, eşitlik ne de devlet gelişir.
Devletin adil vergiden kaçanlara teslim olduğu bu ülkede, bu anlamda yaşanan tam bir acizliktir.
En önemlisi vergi kültürü, inanışı yok.
Toplum vergi ödediği zaman, devletin güçleneceğine inanmıyor.
Toplum ödediği verginin, batmış devlet kurumlarının kurtulması, devletin bütçe açıklarını kapatması, hesapsız kamu giderlerinin karşılanması için kullanıldığı düşünüyor.

Bu düşünce haksız mı? Elbette değil.
Hükümet eliyle devlet, vergiyi toplumun geneline yayacağına, teşvik edeceğine, vergi ödeme yükünü aynı mükelleflerle, miktarları artırarak yüklüyor ve sistemin devamını sağlıyor.
Vergi mükellefleri aynı, miktarlar değişiyor, ödemeyen yine ödemiyor.
İşçi, memur, özel, kamu, gerçek, tüzel, arasındaki vergi dengesizliği, zengin, fakir, kazanan, kazanmayan arasındaki çelişki, güvensizliği ve inançsızlığı bu hale getirdi.
Her yıl harçlar otomatik olarak artıyor, fakat maaş ve asgari ücret aynı yerde.
Maaş ve asgari ücrette artış gündeme geldiği zaman, artışı yapması gereken tüm paydaşlar ayakta.
Herkes için düzgün, adaletli bir sistem kurulması isteniyorsa, amaç buysa, herkes eşit bir şekilde bu yükü kaldıracak.
Bu gidişatla, hepimiz bu yükün altında kalacağız.


Bu haber 590 defa okunmuştur

:

:

:

: