Mezuniyet . . .

Her anne baba, çocuklarının mutlu günlerini görmeyi arzu eder..
Her anne baba, çocuklarının mutlu günlerini görmeyi arzu eder..
İlk diş, ilk adımlar, ilk sözcük, ilk yaş, okuldaki ilk gün...
Çocuklarının herşeyinin ilki, anne-baba için önemlidir, sevindiricidir.. Bazan üzüntü verir, bazan endişelendirir..
Ancak heyecanı, sinir gerginliği, sevinç gözyaşlarına değer.. Tanrı herkese göstersin böyle günleri..
Geçtiğimiz gün, biz de ailecek böyle mutlu bir olayı Londra’da yaşadık..
Kızımızın üniversiteden mezuniyetini Londra’nın tarihi bir merkezinde, yüzlerce anne-baba ile kutladık..
Daha mini mini, tombul elli- ayaklı, kıvırcık saçlı kızımızın, büyümüş, serpilmiş genç bir hanım olarak Rektörünün elinden diplomasını alışını, hem gurur, hem sevinç, hem de şaşkınlıkla izledik..
Neden şaşkınlık..
Daha dün gibi, göz açıp kapayana kadar geçen sürede, kızımız ne zaman okumuş, büyümüştü ?? Korkutan bir hızla geçen zaman, bizim yerlerimizi alan çocuklarımız.. Şaşkınlığımızın nedeni buydu..
Nereye gitmişti geride kalan günler..
Tabi her veliye gurur, iftihar vesilesi olan mutlu bir olay..
Mezuniyetimiz, Londra’nın ve dünyanın finans merkezi City’de, Guildhall’daydı..
Yani, City adlı belediyenin sarayındaydı mezuniyet töreni..Öyle özel bir belediye ki, polisi, itfaiyesi, kuralları ayrı .. Kraliçe’nin bile sınırlarından geçmesi için özel tören gerektiren bir belediye.. Bir mil karelik alan.. Ancak, 60 küsur milyonluk Britanya’nın kalbi.. Kasası..
City Üniversitesinin törenleri, işte bu belediyenin Guildhall adlı mekanında yapılıyor hep...1411 yılında yapılan bu tarihi bina, her yıl Başbakanları, bakanları, yabancı devlet adamlarını görkemli törenlerle ağırlıyor.. Bu kez de bizi misafir ediyordu..
Özel mezuniyet kıyafeti ve kepleri içinde, her dilden, her dinden, her kıtadan yüzlerce öğrenci. Sabahki tören bitmiş, öğleden sonrası için ayrı bölümlerin mezuniyet diplomaları veriliyordu..
Üniversiteye girmek için 3 yaşından beri hazırlanan, sınav, okul, yine sınavlardan geçen çocuklarımız, artık eğitimlerinin sonuna geliyordu..
Anne-baba olarak bugünleri yıllardır bekliyorduk.. En çok da onlar bekliyordu..
Rektörün söylediği gibi aslında üniversiteyi, yüksek öğretimi bitirmek, bir son değil, gerçek hayatın da başlangıcıydı..
Evet, artık 21-22 yaşındaki bu gençler için asıl hayat, okulların hazırlıyamadığı, kitapların yazamadığı gerçek hayat şimdi başlıyordu..
City, Londra’nın ve dünyanın finans merkezi dedik..
Krize rağmen, İngiliz ekonomisinin nabzı burada atıyor. Her zaman da öyle olmuş tarih boyunca..
Bitirilen üniversite, City Üniversitesi Cass Business School olunca, söz, dönüp, dolaşıp, ekonomik iklime, küresel krizi gelip dayanıyor..
Tam da iş dünyasının göbeğinde.. Londra’nın en tarihi, anlamlı Belediye Sarayında..
Genç mezunların kimi işlerini bulup, çoktan başlamış.. Bazıları bir yıllık “gap year” yani kendilerine zaman ayırarak, bir sene dilediğince yaşama kararı almış, bazıları iş aramayı sürdürüyor..

Bankacılık, finans, sigortacılık, borsa dünyasına öğrencilerini göndermesiyle ünlü bu okulun mezunları, dünyanın dört bir yanından gelen öğrenciler..
154 ülkeden öğrencisi olan okulun, yüzde 40 öğrencisi yabancı uyruklu..
Zaten elimdeki mezunlar dergisindeki isimler Birleşmiş Milletler rehberi gibi..
Uzak Doğulu bir sürü isim..Malezya, Çin, Tayland bunlardan bazıları..
Biraz daha Batıya gelelim.. Hindistan ve bu kıtanın İngiltere’deki uzantıları, okuldaki öğrencilerin adeta yarısı gibi..
Avrupa’dan özellikle Yunanistan’dan aşina isimler peş peşe..
Liste uzun.. İngiliz ismi bulmaya çalışıyorum. Konuşmalar İngilizce, bulunduğum şehir Londra olmasa kendimi başka bir yerde sanacağım..
Arada benim görebildiğim bir avuç Türk ismi..
Lefkoşa Büyükelçimiz Sayın Türkekul Kurttekin’in kızı Duygu Kurttekin de , mezunlar arasında.. Kızımın sınıf arkadaşı..
Salondaki Türk aileler, Türk gençlerini coşkuyla alkışlıyoruz.. Göğsümüz kabarıyor..
Geleneksel giysileri, en önde Londra Belediye başkanlığını simgeleyen “asa” ile müzik eşliğinde salona giren Belediye Başkanı, Rektör, dekanlar ve profesör, öğretim görevlileri, saygıyla tarihi salonda yerlerini alıyor.. Tören bitiminde de aynı saygınlıkla, İngiliz milli marşı eşliğinde salondan ayrılıyor.. Tabii konukların hepsi, bu seremoniler sırasında, ayağa kalkarak onları izliyor..
Herşeyin saniyesine saniyesine dakik işlediği törenler, İngilizlerin genetik yapısının ana öğelerinden..
Tören dendi mi İngilizlerin üstüne yok.. Bunu bir kere daha anlıyorum..
Törenin en anlamlı dakikaları, genç mezunlara, kızlarımıza, oğullarımıza, onları 3-4 yıldır okutanların öğütleri..
Öncelikle mezuniyetin, yepyeni bir başlangıç olduğunu unutmamalarını söylüyorlar..
Profesyonel olun, yapabileceğinizin , yeteneğinizin en iyisini yapın diyorlar..
Bitirdiğiniz okulla ilişkinizi kesmeyin, onlarla temasa geçin, nerede olduğunuzu, ne yaptığınızı bildirin diyorlar..
Aldığınızı, vermesini, geri ödemesini de bilin diyorlar..
Mikrofona, öğrencilerin elçisi olarak gelen Hint asıllı genç kız, Aristo’nun
“Eğitimin kökleri acı, meyvesi ise tatlıdır” sözünü hatırlatıyor..
Ünlü devlet adamı Winston Churchill’in “ Başarı, bir başarısızlıktan diğerine koşmanın, koşarken coşkuyu, heyecanı kaybetmemenin adıdır” cümlesini akranlarına aktarıyor..
Evet öğrenmenin yaşı yok.. Her yaşta, her koşulda öğrenebiliriz..
Yeter ki isteyelim..
Kızımızın mezuniyeti, bizi hem mutlu etti.. Hem de atıldıkları yaşamın ne kadar acımasız, sürprizlerle dolu, bir o kadar da heyecan verici, inişli-çıkışlı olduğunu bize, yetişkinlere bir kere daha hatırlattı..
Çocuğu okulda olanlara, darısı başınıza diyorum..
Bitiren yeni mezunlar ve kızım Deniz’e de bol şanslar, şans sizin yanınızda olsun dileğimi iletiyorum..
Evet bir kapı kapanıyor.. Hayatın başka bir kapısı açılıyor..Hem bize, hem onlara...
Bu haber 166 defa okunmuştur

:

:

:

: