“Cep telefonundan konuşma ucuzlayacak”

Ülkede sorun yokmuş gibi davranılmasından son derece rahatsızım.
Ülkede sorun yokmuş gibi davranılmasından son derece rahatsızım.
Herkes, her türlü sıkıntıyı, sorunu, bilip, görüp, konuşup, tartışıyor, iş icraata gelince sus pus oluyor.
Kimse dokunmak, ellemek, değiştirmek, alışılmışın dışına çıkmak, farklı olmak, fark yaratmak istemiyor.
“Böyle gelmiş, böyle gitsin” düşüncesi en büyük engel, eldeki imkanlar bu ülkeyi baştan aşağıya değiştirmeye yeter.
Keşke amaç bu olsa, ülke imkanları doğru ve toplumsal çıkarlar için kullanılsa.
Ülkeyi yönetenlerin en büyük yanlışı, halkın arasında olmamak, uzaklaşmak, bugünlerin hiç bitmeyeceğini sanmak ve yerine getiremeyeceği sözler vererek en sonunda altında kalmak.
Ezilmek ve beklenti içinde olan toplumuda ezmek.
Söylediğim gibi ülke kaynakları pek çok sorunun çözümü için yeterli ama kullanım ve öncelik sorunu var.
Çıkış arıyor toplum, hep aynı sorunları yaşamaktan, hep aynı sıkıntılarla boğuşup medet umdukları tarafından, hep hayal kırıklığına uğramaktan, ilgisizlikten, ikinci plana itilmekten, siyaset mekanizması tarafından, öncelikler arasında yer almamaktan, ciddi bir güvensizlik ve bu anlamda bir bunalım var.
Bunları kim yapıyor, neden sorumluluk sahibi olanlar, her zaman bu sorumluluğu başka yerlere atıyorlar.
Sorun çok, ortada sorumlu yok.
Ülke, okyanus ortasında tek başına giden gemi gibi.
Araç kayıt dairesinde rezillik diz boyu, paranızla işinizi yapamazsınız.
İnsanlar bekliyor, devlete para verecek, sistem çökmüş, kimsenin umurunda değil.
Vatandaş vergisini ödemeye pişman edildi.
Ödeme yapamadan giden insanlar oldu, bunun cezasını kim ödeyecek?
Haftalardır, günlerdir böyle, yine sorun var, sorumlu yok.
Bekleyen insanların ortak cümlesi “Bu memleketten hiçbir şey olmaz.”
Bu halka çeşitli sözler verildi.
Hiçbirinin hayata geçtiğini görmedik.
Yaklaşık bir yıl önce, dönemin Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif ve Başbakan yardımcısı Serdar Denktaş ortak bir cümle kurdular.
“Cep telefonundan konuşma ucuzlayacak.”
Yazımında başlığı yaptım.
Yine söylenenlerin tam tersi olduğu bir süreci yaşıyoruz.
Rekabet olması gerekirken, birbirlerini üzmeyen iki şirket, al gülüm ver gülüm politikasıyla, boş olan meydanda at koşturuyor.
Yine okkalı bir zam, ceplerimize el attı.
Elektrik faturalarına yapılan okkalı zammı hatırlayacaksınız.
Ne oldu sonuç olarak?
Faturalar ödenmeye devam ediliyor.
Sorun çözüldü mü? Hayır bir süreliğine ertelendi.
Yakında filmin devamı var.
Ne söylenmişti?
“Başka çare yoktu, ülke karanlıkta kalacaktı.”
GSM’deki zam için ne söyleniyor, “Bizim elimizde olan bir durum değil.”
Elektrik zammında sorumlu yok, telefon zammında sorumlu yok, petrol zammında sorumlu yok, bunlar hep başkaları tarafından yapılıyor.
Asgari ücrete artış yok, göç yasası istihdamlarına düzelme yok, memura, işçiye artış yok, sebep, kaynak yok.
Harçlara, vekil maaşına zamma sıra geldi mi o zaman “ Yasalar böyle.”
Ya öyle, ya böyle, biraz empati, biraz öncelikler kalıplarından çıkma ve ülke gerçeklerini görmeye ihtiyaç var.
Şeffaf, sorumluluk alarak, hatayı ve eksikliği kendinde görerek, özeleştiri yaparak, yoksa bu zaman geçer, daha öncekilerden bir farkınız olmaz ise, daha öncekilerin akıbeti gün gelir sizi bulur.



Bu haber 533 defa okunmuştur

:

:

:

: