“Aspir” derken “hellimden” olmayalım

Türkiye’den su geliyor.
Türkiye’den su geliyor.
Projede önemli bir kısım tamamlandı.
Deniz içindeki çalışmalar, istendiği gibi giderse altmış-altmış beş iş günü sonrasında su adaya ulaşacak.
Projeler büyük olunca, soru işaretleride elbette çok olur.
Böyle büyük projeler mutlaka bazı kesimlerin ilgisini çeker.
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, Bakanlık, Belediyeler, sivil toplum örgütleri ve tüm ilgili kesimlerden oluşacak bir kurul oluşturuyor.
Bu kurul sadece Türkiye’den gelecek suyu değil, ülkedeki tüm su kaynaklarının nasıl kullanılacağı ve etkinliği ile ilgili politikalar oluşturacak.
Tüm paydaşlar bir araya gelince, mutlaka ortak bir ürün ortaya çıkarılacaktır.
Türkiye’den gelecek su, birçok amaç taşıyor.
Bizim açımızdan bakarsak, kuzey Kıbrıs kurak bir ülke.
Kuraklık en başta kullanma suyunu, yeraltı su kaynaklarını, yani evlerimize gelen su miktarını olumsuz etkiliyor.
Ve tabi ki tarımsal alanda da su olmaması, kuraklık olayının yaşanması, ülke ekonomisini, üretim olanaklarını da zora sokuyor.
Gelecek su bu anlamda çok çok önemli, elbette doğru zamanda, doğru politikalar üretilmesi ile bir fayda elde edilecek.
Su geliyor dedik, amaç, kuzey Kıbrıs’ın kuraklık sorununun giderilmesi, su ihtiyacının bitmesi, tarımın daha da geliştirilmesi, ülke ekonomisinin tarımla gelişmesi, hatta barış suyunun tüm adaya yayılarak çözüm için umut getirmesi.
“Sulu tarıma geçilecek” diye bir söylem, proje, politika, suyla ilgili en çok seslendirilen konu.
Buraya kadar su projesinin genel olarak, Kıbrıs’ın kuzeyini ne derece etkileyeceğini ve beklentilerin ne olduğunu özetle anlatmaya çalıştım.
Bununla ilgili devlet, hükümet ve ilgili kesimlerden atılım, adım, icraat beklerken bambaşka bir girişim başlatıldı.
KKTC “Aspir” üretecek.
Nedir Aspir?
“Aspir, Eylül ve Temmuz ayları arasında, turuncu renkte çiçekler veren, 60 cm kadar yükseklikte, 1-2 senelik, tüysüz bir bitkidir. Yapraklar mızraksı, gövdeyi sarıcı, sapsız, kenarları dişli ve dişlerin uçları dikenlidir. Çiçeklerin hepsi tüp şeklinde ve erdişil (dişi ve erkek)tir. Meyveler 6-7 mm uzunluğunda koni şeklindedir.

Anayurdu Arabistan olan Aspir, Orta ve Güney Anadolu da yetiştirilmektedir. Yalancı Safran olarak da bilinen Aspir’in, Anadolu’da yetişen yabani türleri de vardır.
Aspir, yazlık karakterde ve ortalama 110-140 gün arasında yetişebilen, kuraklığa dayanıklı, tek yıllık bir uzun gün yağ bitkisidir.”

Kuraklığa dayanıklı bir bitki, sulu tarıma geçmeye günler sayan KKTC’de üretilecek.

Üstelik ilgili, yani Tarım Bakanlığının haberi bile yok, üstelik bu işi yapacak kesim, çiftçilerin dahi bilgisi yok.

Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanlığı bunun kararını verdi.
Üretmek isteyenlere, tohum, gübre, mazot desteği sağlanacak, Pazar garantisi verilecek, doğrudan gelir desteği ve kuraklık kapsamında da olacak.

İşler iyi gitmezse, üreticiyi ne bekliyor, sulu tarım için su onca yoldan gelirken, kuraklık ürünü üretmek hangi ekonomik akılla düşünüldü? Bunun kararını kim veya kimler verdi?

Kararı verenler bu konuda fiyaskoyu göze alıp, tedbir ve çare düşündü mü?

Ve işin en ilginç tarafı, bu üretimin diğer tarafında “ERCAN Havaalanının yeni işletmecisi” şirketin bulunması.

“ERCAN” geri alınacak vaatlerinden yeni ortaklığa, gerçekten ilginç, sonucu merakla bekliyorum.

Bu ülkenin başına yeni bir sorun eklenmemesi en büyük dileğim.

“Hellim” bu ülkenin milli değeri, kültürü, markası, en önemli alışkanlıklarından birisi, üretimi, ekonomisi, kısaca birçok şeyi.

Hellim gitti gidiyor, hellim bitti bitiyor.

Güney Kıbrıs sahibi biziz diyor, politika üretiyor, dünyaya pazarlıyor.

Üretimin artacağını düşünerek şimdiden önlem alıyor, süt üretiminde AB normlarına yaklaşmak için, ekonomik sıkıntıya rağmen, hayvancıya 80 milyon Euro ek kaynak yaratıyor.

Yunanistan’da, bazı firmalar “Hellimi” isim olarak kullanıyordu, güney Kıbrıs yönetimi şikayet etti, ilgili yerlere müraacaat etti ve kazandı.

Yunanistan hellim işinden vazgeçti.

Ocak ayında hellim için karar çıkacak, Kıbrıs Türk tarafı elini çabuk tutmazsa, yitip giden birçok değere hellimde eklenecek.
Hakkımızı arayalım, kendimize güvenelim, kendimizi savunalım.
Kendi içimizde, alavere, dalavere ile günlük hep bana kazanma hırsı ile ülkeye daha fazla yazık etmeyelim.
Durum ciddidir, ülkenin %19 hellimden geçiniyor.
Türkiye de yetmiş firma bu ismi kullanıyor, üstelik coğrafi tescil KKTC’nin olmasına ve bununda kabul edilmesine rağmen.
Bu anlamda da harekete geçilmeli, bizim olan bizimdir, bizi mağdur eden kim olursa olsun, bugüne kadar yapılmayan, yapılsın, hakkımız kimseye bırakılmasın.

Toplumsal kazanım için bunlara kafa yorulmalı, kırk yıllık ganimet yetmedi mi, deniz bitmedi mi?


Bu haber 627 defa okunmuştur

:

:

:

: