Bütçe maratonu başlarken...

Bütçe maratonu başlıyor, Meclisi yoğun bir dönem bekliyor.
Bütçe maratonu başlıyor, Meclisi yoğun bir dönem bekliyor.
Bütçe, bir hükümetin yol haritası, planı, projesi, tüm adımlarını, icraatlarını şekillendiren paranın, kaynağın hesabıdır.
“Bütçe, gelecekteki belirli bir dönemde gerçekleşmesi öngörülen gelir ve giderlerin karşılıklı tahminlerini içeren cetveldir.Bütçe, devletin gelecek bir dönemdeki gelirlerini ve harcamalarını tahmin eden ve yürütme organına harcamaların yapılması, gelirlerin toplanması konusunda yetki ve izin veren bir kanundur. Devlet harcamaları ile gelirlerini ayrıntılı biçimde gösteren, belli bir dönem için harcamaların yapılmasına ve gelirlerin toplanmasına izin veren hukuksal bir belgedir.
Kamusal ihtiyaçlar, kişilerin tek başlarına karşılayamadıkları ancak karşılanması zorunlu olan ihtiyaçlardır. Kamusal ihtiyaçlar olarak belirlenen ihtiyaçlar, ancak devlet ve diğer kamu kuruluşlarınca yerine getirilir. Devletin bu hizmetleri yerine getirebilmesi için birtakım harcamalar yapması ve gelir toplaması gerekmektedir. Devlet, bu hizmetleri yaparken hangi ihtiyaçlar için ne kadar harcama yapacağını, harcamanın hangi gelir kaynaklarıyla sağlanacağını ve bunların yaratacağı olumlu ve olumsuz sonuçları bilmek zorundadır.”
Yıllarca olmayan parayı harcadı KKTC hükümetleri, bol keseden, hesapsızca, hoyratça, bir sonraki seçilmeleri garantiye alma düşünesiyle, hem ülkenin kaynaklarını, hem de umutlarını bitirdiler aslında.
Ve bugün gelinen noktada vergi toplayan devlet, ancak maaş ödüyor, aldığı verginin karşılığında esas yapması gerekeni, vatandaşın kamusal giderlerini karşılayamıyor.
Devlet, hükümet eliyle yürütülen kamusal faaliyetlerde hangi ihtiyaçlar için ne kadar gerektiğini ve bunları nasıl karşılayacağını biliyor mu?
Yani eğitim, sağlık, çevre, altyapı ve diğer alanlarda üzerine düşeni yapabilmek için nelerin oluşacağını, dönem içinde nasıl bir hareket yaşanacağını tam olmasada tahmin edebiliyor mu?
Paranın hesabı bellidir, olmayan parayı harcamanın sonuçları ortadadır, gelirinden fazla harcama yapanın sonu iflastır.
Bu devlet içinde, birey içinde geçerlidir.
Bugün için en çok tartışılan makam, Maliye Bakanlığıdır.
Esas mesele, para var mı? Bakanlık bu paranın ülke için harcanmasını mı engelliyor?
Maliye Bakanlığında bir yetkiliyle bütçe üzerine sohbet ederken;
“Biz olmayan paranın harcamasını yapamayız. Eğitim Bakanlığına para verdik kullanamadılar. Bunun suçlusu bizmiyiz? Olan kaynağı idare etmeye çalışmak, ayağımızı yorganımıza göre uzatmak zorundayız. Kaynaklarımız belli, geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gittik. Herkes para isteyeceğimizi zannetti. Ama istemedik, istemeyeceğiz.”
Tek taraflı karar vermek, eleştirmek kolay, aslında yanlış olan olmayan paranın kullanılması değil, bir yandan kısıtlamalar devam ederken, bir yandan bazı harcamalarında ve de israfında sürmesi.
Ülke kaynaklarının bir disiplinle, bir sistemle kullanılması, korunması tabi ki önemli ama bu her türlü harcama için geçerli olmalı.
Bu ülkenin kaynakları iyi kullanılsa, bir çok sorun kendiliğinden çözülür, bu düşünceyi daha öncede seslendirdim.
Öncelikler önemli, tasarruf yapılamayacak konularda kayıtsız kalıp, siyasi çıkarlar için devlet kaynaklarının kullanılmasıdır sorun.
Bunlar arasında bir denge kurup, bunuda topluma hissettirmek birçok sorunu çözecek.
Mesela, asgari ücret konusu, devlet kendi giderlerini düşünerek bu konuda bir artırıma en azından şuan için sıcak bakmıyor.
Peki, vekil maaşlarına yapılan zam böyle bir ortamda nasıl içselleştirilebilir?
Bununla bile bu konudaki umursamazlık, samimiyetsizlik kendini gösteriyor.
Bu konuda yapılacak bir tasarruf, bir girişim bile halka çok önemli mesajlar verebilirdi.
Devlet kaynakları çok ama yılların getirdiği savurganlık ve alışkanlıklar kaynakları yetersiz kılıyor.
Elbette olmayan parayı dağıtacak halimiz yok, ayağımızı yorganımıza göre de uzatalım ama bu konuda teşvik edici, samimi, iyi niyetli adımları öncelikle en tepede olanlardan görmeliyiz.
Bu haber 536 defa okunmuştur

:

:

:

: