Bu ülkede yeni bir dönüşüme ihtiyaç var

Ülke adına özlediğimiz konu “istikrar”.
Ülke adına özlediğimiz konu “istikrar”.

Dışa kapalı bir ülke, üretim sıfıra yakın, iş imkanı sınırlı, sınırlı iş imkanları arasında yaratılan uçurumlar.

Gücünü farkında olmayan bir halk, siyasetin samimi olmayan yüzüne, çıkarları için yüz süren bir toplum ve sonucunda yaşanan topyekün bir çöküş.

Kuzey Kıbrıs çökmüştür, ayakta kalan kurum var mı, güven duyulan bir kuruluş, artık biz nerede yanlış yaptık demenin zamanı geldi geçti.

Şimdi bu enkazın altından nasıl çıkacağız? Derdimiz bu.

Tabloyu iyi okumadan, görmeden, analiz etmeden, bu ülkenin gerçekleri anlaşılamaz.

Değişim denilerek çıkılan her yolda, dibe vuruş ve geriye gidiş yaşandı.

Siyasetle beraber, ekonomi, güvenlik, kültür, toplumsal anlamda her ne varsa bitti.

Halka inmeyen, yenilenmeyen, güne ayak uydurmaya çalışmayan, hırstan gözleri dönmüş siyasi partiler, kendileriyle beraber toplumun sonunu da hazırladılar.

Gelinen noktada siyaset denen sorun büyüdükçe büyüyor ve artık tarihin belirli zamanlarında üstlendikleri misyonu tamamlıyorlar.

Sorun değil de, umut oldukları dönemlerde, süreci ve imkanları iyi kullanamadılar.

Toplumsal dönüşümü sağlayacak, devlet olmanın, devlet yönetmenin ağırlığını taşıyacak, sorumluluğunu alacak,yönetimleri en tepeden en aşağıya kadar gelecek seçimler için heba ettiler.

Bugün, günden güne büyüyen bir halk kitlesi, artan ihtiyaçlar, yetersiz altyapılar, hantal ve verimsiz bir kamu, başına buyruk bir özel sektör, birbirinden ayrı yönetimler gibi.

Artan ihtiyaçlar, beklentiler ve toplumun çok gerisinde kalmış bir hizmet mekanizması.

Siyasi partiler, kendilerini, devleti, kurumları, dolayısı ile toplumu ileriye taşıyacak, yenilenen, gençleşen kadroları kurmadılar.

İyi eğitim almış, ülke dışındaki gelişmeleri takip ve takdir eden, cesur, farklı düşünceleri içlerinde barındırmadılar.

Toplum aldığı hizmetin daha iyisine kavuşamadı, daha fazla vergi, daha fazla ve kabarık faturalar hep ödendi ama karşılığı olmadı.

Toplum ve devlet fakirleşirken, siyasi partiler ve destekçileri zenginleşti.

Toplumu kurtarmak yerine, işin kolayına kaçtılar, kendilerini ve partizanlarını kurtarmayı ülke yönetmek zannettiler.

Bu ülkede yeni bir dönüşüme ihtiyaç var.

Yaratıcılığa, özgürlüğe, güven kazanmaya, çalışmaya, zenginleşmeye, paylaşmaya, yepyeni bir devinime muhtacız.

Yazımın ilk başında söylediğim gibi istikrar ve bu noktada vurguladığım muhtaçlık.

Yani istikrara muhtacız.

Şuan ki siyaset anlayış, düşünce ve üretim anlamında bu değişimi sağlayacak iradeden çok uzak.

En kötüsü bu ihtiyacı karşılayacak çok fazla alternatifin olmaması.

Siyaseti kaybettik, belki kurumları kurtarırız, en azından ayakta kalmaya çalışanları.

Başka örnekler de var ama en sonuncusu, en yakında yaşananı;

Koop-Sütle ilgili bir süreç yaşandı.

Battı dendi, kapanıyor dendi, özelleşecek dendi.

Ve Koop-Süt, bir süreç sonunda kooperatiflere devredildi.

Siyasetin eli kurumdan çektirildi.

Üretim artırıldı, normal, çikolatalı, çilekli süt ve kırmızı peynir üretmeye başlıyor.

Nereden nereye, batma noktasından, yeniden dirilmeye.

Siyaset engel olmaktan çıktıktan sonra gelinen nokta bu.

Bu bile çok güzel bir mesaj, tabi ki anlamak isteyene.
Bu haber 647 defa okunmuştur

:

:

:

: