Altın piyasasında fazla heyecana gerek yok!

Gündemi meşgul eden ekonomik konuların biri de dünya altın fiyatlarındaki düşüştür. Peki, bu düşüş nereden kaynaklanmaktadır.
Gündemi meşgul eden ekonomik konuların biri de dünya altın fiyatlarındaki düşüştür.
Peki, bu düşüş nereden kaynaklanmaktadır.
Bu düşüş devam edecek midir?
Altın almayı veya satmayı düşünenler ne yapmalıdır?

ALTIN FİYATINI DÜŞÜREN TEMEL NEDEN
Öncelikle, temel ekonomi kavramı olarak diğer ürün ve hizmetlerde olduğu gibi altın fiyatının da arz ve talep dinamikleri ile belirlendiğini belirtmek gerekir. Yani, bugün yaşananlar talebin talep ve arz dinamiklerinde meydana gelen değişimler altın fiyatının düşmesine neden olmaktadır.

ARZ VE TALEP DİNAMİKLERİ
Günümüzde bu dinamiklerin ortaya çıkmasında arz açısından bir farklılık olmadığı söylenebilir. Şöyle ki, Altın fiyatlarındaki değişimde baş aktörünün talep olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, altına olan talebi hem artıran hem de azaltan unsurlar olmakla beraber, günümüzde artışa kıyasla altın fiyatını düşürün en önemli unsur Amerika Merkez Bankası (FED) ortaya koyduğu para politikasıdır. Ancak, bu etkinin devamlı olamayacağı öngörüsü yapılmaktadır.

ALTINA OLAN TALEBİ DÜŞÜREN UNSURLAR
FED’in niceliksel gevşeme programını sonlandırmasıyla birlikte ABD ekonomisinde beş yıl süren parasal genişleme dönemi kapandı. ABD’nin ekonomisinde hedefler yönünde oluşan verilerle ve programa bağlı olarak FED’den yapılan açıklama ile varlık alımı sonlanmış oldu. Piyasalar tarafından bilinen ve beklenen varlık alımında sona gelindiği bilgisi; Altın, gümüş gibi kıymetli madenlerle birlikte petrol gibi bir çok emtia üzerinde sert düşüşlere neden oldu (http://www.anapara.com/haber-detay/altinda-yeni-dip-ihtimali-var-mi-/1731/). Bunun yanında, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) sürpriz bir şekilde teşvikleri artırması küresel borsalarda hızlı yükselişleri tetiklerken, dolara talebin artmasına ve emtia fiyatlarında düşüşe neden oldu.
“Garanti Bankası Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Alper Kalyoncu, konuya ilişkin değerlendirmesinde, altında sürpriz bir düşüş olmadığını ve yönünün hep aşağı yönlü olduğunu daha önce de belirttiklerini söyledi. Altın fiyatlarındaki düşüşte birinci etkenin petrol fiyatlarının gevşemesi olduğunu aktaran Kalyoncu, şunları dile getirdi:'Fed'in faiz artırımına bir adım daha yaklaşılması, 2015 yılında faiz artırma yönünde sinyallerin artması ve üçüncü olarak da gelişmiş ülkelerde enflasyon beklentilerinin çok düşük olması... Parasal genişlemeye rağmen hem ABD'de hem Avrupa'da enflasyon beklentilerinin düşük olması... Bu faktörler güçlendikçe altının ons fiyatı 1.200 dolar ve 1.180 dolardaki teknik desteği de kırınca hızlı bir şekilde geriledi. Altın fiyatlarında gerilemenin, fiziksel talep destekleyince kadar devam etmesini bekliyoruz. Fiziksel talep Asya'da başladı, fiyatları destekliyor ama aşağı düşüşü durduracak kadar büyük miktarda değil. Altının ons fiyatının önümüzdeki 1 ay içinde 1.100 dolara kadar düşüşünü bekliyorum. Gram/TL'de onstaki düşüşe paralel 80 - 81 lira civarına kadar gerileme beklenir.' Kalyoncu, altın yatırımcılarına mevcut stoklarını tutmaları tavsiyesinde bulundu. Altın fiyatlarının artık dip seviyelerine yaklaştığını ifade eden Kalyoncu, 'Altının ons fiyatının 1.100 dolardan daha aşağı düşeceğine inanmıyorum. Düşüşlerde bir miktar daha alınabilir. Daha sonra altının ons fiyatının 1.200 dolar civarında dengeleneceğini düşünüyorum. Uzun vadede bu düşüş bittikten sonra daha yüksek seviyelere çıkacaktır. Altın fiyatları düştükçe kademeli olarak alım tavsiye ediyorum' görüşünü de paylaştı” (http://www.yeniasya.com.tr/ekonomi/altin-fiyatlari-dibe-vurdu_303051).
ALTINA OLAN TALEBİ ARTIRAN UNSURLAR
“Dünyanın en büyük altın alıcıları Çin ve Hindistan'da talep, festival ve düğün dönemleri olmasından dolayı, yılın dördüncü çeyreğinde hızlanıyor. En büyük altın tüketici Çin’de düşük fiyatların talebi desteklemesi ile Şanghay Altın Borsası’nda tüm spot altın kontratlarında işlem hacmi dün 3 haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. Çin'in Hong Kong'dan altın ithalatının Eylül ayında son beş ayın en yüksek seviyesine çıktığı biliniyor. HSBC Securities (USA) Inc. analisti James Steel, 'En belirgin şekilde Uzak Doğu'da görülen fiziki talep, altına destek sağlamaya devam etti,' dedi. Fiziki talebin sürmesi ise altında ki düşüşü sınırlayacak gözüküyor.


İsviçre Merkez Bankası, rezervlerinin en az yüzde 20'sini altın olarak tutmayı planlıyor. Halkın yüzde 44’ünden destek alan tasarı 30 Kasım'da, referandumla oylanacak. Dünya Altın Konseyi'nin son açıkladığı verilere göre İsviçre Merkez Bankası'nın rezervlerinde altının payı bin 40 ton ile yüzde 7.4 seviyesinde bulunuyor. Referandumdan 'evet' çıkarsa İsviçre Merkez Bankası, 5 yıl içerisinde piyasadan yaklaşık bin 600 ton altın satın alacak. Böylece 1999 yılında ki 2 bin 600 ton altın rezervi seviyelerine tekrar ulaşabilecek.Dünya genelinde bir senede üretilen altın miktarının yaklaşık 2 bin 700 ton olduğu düşünülürse, İsviçre'nin piyasadan 5 yılda bin 600 ton altın almasının altın fiyatlarında büyük bir artışa yol açacağı tahmin ediliyor.Bugün itibari ile Uzakdoğu'dan gelen fiziki altın talebi ve İsviçre'de yapılacak olan altın rezervini artırma yönünde ki senaryoları piyasalar satın almasa da beklenti orta vadede bu senaryoların altın fiyatları üzerinde pozitif etkisinin olacağı yönündedir” (http://www.anapara.com/haber-detay/altinda-yeni-dip-ihtimali-var-mi-/1731/).

SON SÖZ: ALTININ FİYATINI HEM DÜŞÜRMEYE HEM DE ARTIRMAYA NEDEN OABİLECEK DİNAMİKLER OLDUĞUNDAN YATIRIMCILARIN HER İKİ YÖNDE DE PANİK YAPMAMASI İSABETLİ OLUR.
Bu haber 406 defa okunmuştur

:

:

:

: