Dümen ile arabanın hiçbir alakası yoktur!

Bu yazının aslında Kıbrıs ağzı ile ne dümen(direksiyon) ne de araba ile alakası vardır.
Bu yazının aslında Kıbrıs ağzı ile ne dümen(direksiyon) ne de araba ile alakası vardır. Bu yazıyı kaleme almama neden olan akademik kökenli bir milletvekilinin solculuğu nerede ise baştan tanımlama çabasıdır. Şöyle ki, bu değerli vekilimiz “ÖZELLEŞTİRME İLE SOLCULUĞUN HİÇBİR ALAKASI YOKTUR” demiştir.
Literatürde bildiğimiz kadarı ile solculuğun tanımı değişmediğine göre “Özelleştirme ile solculuğun hiçbir alakası yoktur” demek aslında bir nevi “Dümen ile arabanın hiçbir alakası yok” demekle nerede ise eşdeğerdir.
Bu tartışmalar sürerken Sol - Sağ ayırımı ile ilgili doktora dersinde halen kullanmış olduğum Şadi Can Saruhan ve Ata Özdemirci’nin “Bilim, Felsefe ve Metodoloji” kitabındaki Siyaset Felsefesi konusuna tekrar bir göz attım. Bu kitaptan aldığım notları kısaca aşağıdaki gibi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bizim ülkemizde ve diğer ülkelerde olduğu gibi genelde sol ile sosyalizm, sağ ile ise liberalizm anlaşılmaktadır. Tabi ki bunlar günümüzde sulandırılıp başka isimlere de dönüşebilmektedir. O zaman ise, kişinin bahsettiği sol ile kuramsal solun aynı şey olup olmadığı tartışma konusu olur. Gelin biz evrensel olarak kabul gören tanımlardan yola çıkarak sağ ve sol ayırımını yapalım.
LİBERALİSM, bireylerin ifade özgürlüğüne sahip olduğu, hayatlarına karışılmadığı, devletin gücünün oldukça sınırlı olduğu, düşüncenin serbestçe dolaştığı, toplumun tüm gruplarının eşit olduğu, “ÖZEL TEŞEBBÜSE DAYANAN BİR SERBEST PİYASA EKONOMİSİNİN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ”, hukukun üstün ve devletin şeffaf olduğu bir toplumsal düzeni hedefler. Yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve MÜLKİYET HAKKI temel insan hakları olarak kabul edilir ve LİBERALİZMİN temellerini oluşturur.
SOSYALİZM, mülkiyetin ve üretim araçlarının devlet tarafından kontrol edildiği bir toplum yapısını öngörür. Bu düşüncenin altındaki en temel mantık, kapitalist ekonominin yarattığı gelir adaletsizliğidir. Bu adaletsizliğin önüne geçmenin tek yolunun da tüm özel mülkiyete el konulması olduğu savunulur. Bu çerçevede, Liberalizm özgürlüğü temel alırken Sosyalizm eşitliği temel alır.
Yumuşatılan sosyalizm akımlarında hiç kuşkusuz artık özel mülkiyete müsamaha gösterilebilmekte, ancak eşitlik ve adaletten feragat edilmemektedir. Ancak, yeni sol anlayışında özel mülkiyete giden yol olan özelleştirmeye kerhen mi razı olunmakta? Yoksa kendisine solcu diyen kesim özelleştirme savunucusu kesilebilmekte midir?
SON SÖZ: ÖZELLEŞTİRMEYİ SAVUNAN SOLCULARI DUYSA KARL MARX NE DERDİ ACABA?....


Bu haber 482 defa okunmuştur

:

:

:

: