“Milletvekili transferi” için engel kaldı mı?

Kıbrıs Türk siyasi tarihine, her geçen gün, bir kara mizah yazılıyor.
Kıbrıs Türk siyasi tarihine, her geçen gün, bir kara mizah yazılıyor.
Vekil transferi, bir seçimin sonucu, bir iradenin tecellisi, şahsi, menfi çıkarlar için düşünülmeden değiştiriliyor.
Son olarak DP-UG’den istifa eden üç vekil henüz bir siyasi parti çatısı altına girmediler ama bu istifalar toplumda bir öfke ve rahatsızlık yarattı.
Siyaset, hergün için sistemin ve sistemden nemalanların kurbanı oluyor.
Gidişat böyle devam ederse, yaşananlar ne ilk ne de son.
Demokrasi anlayışımız ve siyaset kültürümüz gelişmemiş olduğundan, toplumsal çıkarlarla şahsi çıkarların ayırımıda yapılamıyor.
Kuzey Kıbrıs’ta, milletvekilliği kullanılıyor.
Toplumun denetleyemediği, hesap soracak mercilerin görevlerini yapmadığı, şeffaflığın sadece sözde kaldığı bir düzenin parçasıyız.
Açık olmalı herşey, hele parlamento çalışmaları, kimse toplumsal iradenin üzerinde değil.
Bir sonraki seçimde yeniden seçilme endişesini yaptıklarıyla, söyledikleriyle, verdiği sözleri tuttuğu, millet için çalıştığı veya çalışmadığı ile kıyaslamalı milletin vekili.
Devletin vereceği hizmetlerin, daha iyi, daha sürekli noktaya getirmekle kaygı duymalı seçilmek ve seçilmemek anlamında.
Milletin vekilleri, bireylerden birebir sorumlu değildirler, genel olarak toplumdan, her bölgeden, her şehir, her köy, her sokak, her mahalle dertleridir.
Bu dert sadece belli zümrelerle sınırlı kalıp, seçtirmeyi sağladıkça bu ülke bir adım öte gitmez.
Milletvekillerinin dokunulmazlığı var, seçimlerden sonra politika geliştirmek, toplumun vekilliğini, iradesini şekillendirmek ve istediği yönde değerlendirmekte bağımsızdır, sorumsuzdur.
Bizdeki anlayış;
Seçildikten sonra, görevin gerçek amacı, verilen sözler, alınan oylar, temsil edilen irade unutulur. Bağımsız karar üretmek, seçildikten sonra icraat yapmak, sadece koltuğu korumak, bir sonraki seçimde yeniden seçilmenin hesabını yapıp, bu yönde adımlar atmaktır.
Geçmiş hükümet döneminde yapılan birçok yanlışı eleştirdik.
Göç yasasından, Ercan özelleştirmesine, keyfi istihdamlardan, eğitimde yaratılan ve Kıbrıslı Türklerin kimyasına uymayan anlayış ve sistemlerden, açılan okullara kadar, aylarca yazdık, konuştuk.
Neden yapılmıştı bunlar? İhtiyaç mı vardı?
Dönemin Başbakanı ve Bakanlarının koltuk sevdası, makamlarını kaybetmeme çabası ve bu gücü kendi toplumundan değil, deniz aşırı merkezlerden bulma beklentisiydi esas amaç.
Sandık bu yapılanları tabi ki unutmadı.
Ama yapılanlar bütün toplumun başına kaldı, hala daha izleri sürüyor ve kolay kolay da silinmeyecek, çözülmeyecek.
İşte bu kadar önemli yapılanlar, yıllar öncesinde atılan temeller, bugünlere gelinmesinde çok önemli bir altyapı oluşturdu.
Birilerinin öncelikleri, makam, mevki yolundaki tercihleri, bir toplumun yıllarını, tüm geleceğini etkiliyor.
Ülkeye hizmet etmek için seçilen milletvekillerinin, seçim kaybetme kaygısı yaşaması hizmetle orantılı olmalı.
Ve son yaşanan istifalar, bu irade çalma olaylarının artık bir noktada durdurulmasının gerekliliğini bir kez daha gösterdi.
Bizzat istifa ettikleri partinin yetkililerinin söylediğinden hareketle, ilgili yasaların düzenlenmesini bu isimler engellemişse, bunun anlamı artık engel kalmadığıdır.
Bir an önce siyasi partiler yasası ve tek liste seçim bölgesi vaat olmaktan çıkarılıp, toplumun önünü açmaya ve kanayan bir yaranın durdurulmasını hizmet etmelidir.
Tabi ki amaç, bir sonraki seçim değil, toplumsal kazanım ise.

Bu haber 569 defa okunmuştur
  • LONDRALI  U.K - 26.11.2014 TRANSFER ASLA ENGELLENEMEZ . BASKAN BASKA DEGISIK KISISEL HAVALARDAN CALMAYA BASLARSA , BENDE DURMAM O PARTIDE .. PARTI BASKAN > ORNEK !!!>>))) DP > SERDAR .

:

:

:

: