Turizmde kronik Kasım kötümserliği

Adamızdaki turizmin, her yıl Nisan ayı civarında binbir umutla başlayıp Kasım ayı sonunda da muazzam karamsarlıklara dönüşerek sezon finale yapması bir klasik oldu!
Adamızdaki turizmin, her yıl Nisan ayı civarında binbir umutla başlayıp Kasım ayı sonunda da muazzam karamsarlıklara dönüşerek sezon finale yapması bir klasik oldu!
Sezona binbir örgütsel eksikliklerle başlarken turizmciler kamudan beklentilerini sıralarlar. Binbir destek sözü ile, vaadlerle işe koyulurlar. Aynı arpayı tarlaya serper gibi sonra dua et gökten turist yağsın, hem ektiğini, hem emeğini hem de birkaç kuruş kazanıp, çoluk çocuk ve çalışanının yüzünü güldürsün diye.
Hade arpacıların kuraklık tazminatı var, akmazsa damlar!
Turizmcinin nesi var?
Borcu, faizi, kirası, taksidi, var allah var!
Bütün bunları Turizmci ne ile besler?
Seneye gökten turist yağar, öderİz duası İle !
Haa, turizmcinin de teşvikleri var ama onlar müsteşarların temliği altında!
Kolaysa git de al!
Turizmcilerin sayısız toplantı, çalıştay, duyuru ve bildirilerini izledim yine bu sezon.
Çoğu zaten mazinin tekrarı, ama Latince boşuna ünlü olmamış,
‘tekrar, öğrenmenİn anasıdır’ derken!
Bugün onların dertlerini ve hükümetlerden beklediklerini yazmayacağım!
Hep siyasilerin, seçilmişlerin,atanmışların kapasitesizliklerini anlatır ve yorumlarız,
KAMU YÖNETİCİLERİNİN sektörlerin sıkıntılarındakİ etkİlerİnİ,
ya da beceriksizliklerini, ya da suistimallerini, ya da partizanlıklarınI, yada işgüzarlıklarını yazarız!
Ama sezon bitti, ders bitti, sıra hem karne, hem de değerlendirme notlarında!
Koşullarımızın ve sorunlarımızın birçok noktada oldukça benzer olduğu Türkiye turizmi için Tüsİad’ın yaptığı araştırmanın ve yayınladıkları ‘’Sürdürülebİlİr Turİzm' raporuna, ve o rapora TÜSİAD ın ön not olarak yaptığı değerlendirmeye bir göz atarsak
‘’… sürdürülebilirlik anlayışının turizm sektörü tarafından tüm bileşenleriyle benisenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Aksi takdirde hızlı nüfus artışı ve tükenen doğal kaynaklar neticesinde turizmin orta ve uzun vadede en çok etkilenebilecek sektörlerinden biri olacağı düşünülmektedir. Halihazırda birçok yöre doğal olma özelliğini kaybederken, Türkiye'nin içinde bulunduğu Akdeniz havzası da bu bölgelerin arasında telafuz edilmektedir.
Dünya turist gelişlerinin yaklaşık üçte birini elinde bulunduran Akdeniz çanağının olağan seyirde önümüzdeki yüzyıl sonunda tamamen kirlenmesi beklenmektedir.
Akdeniz çanağı çevresinde yer alan gelişmekte olan ülkeler ise ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarını içinde bulunduran bütünsel bir sürdürülebilirlik anlayışını
1 Yüksek nüfus artışı,
2 Yetersiz sermaye birikimi,
3 Doğal kaynaklara bağımlılık
4 Finansman sorunları
Nedenleriyle hayata geçirmekte gelişmiş ülkelere nazaran daha fazla zorlanmaktadır.’’
Eh işte bir de bizim KKTC’de gerek kamu yönetiminin işlevsizliğini gerekse de özel kurumların kapasite düşüklüğünü ve sektör örgütlerinin bireysel çıkarlara odaklanmış gibi davranma özelliğini
‘’ne alİm ne de müneccİm’’
olma gereğini aramadan eklersek, ‘’ne olacak bu turizmin hali?’’ sorusuna ne gerek kalır!
Bir de kktc ile iş yapan bir Turizm şirketi olan ve İskandinav ülkelerinden turist grupları getiren Nes Travel'ın sahibi Vedat Öndaş ‘ın Kuzey Kıbrıs Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizm Kültür ve Spor Bakanı Serdar Denktaş ile yaptığı görüşmeden sonra, TurizmdeBuSabah.com haber portalında yayınlanan bir yazısında not ettiklerine bakalım:
'Kuzey Kıbrıs'a turist getirirken turist sayısından çok kaliteli ve para harcayan turist profiline önem verilmeli,
Çok turist sayısını hedef alarak planlar yapmanın yanında niteliğe önem vermek suretiyle çalışma yapılmalı,
Bütün turizm politikalarının sürdürülebilir turizmden yana ortaya koyulması,
Eğer turizmi sürdürülemeyecek bir duruma getirilirse, kıyılar betonlaşır, sahiller doğallığını kaybeder.
Kıbrıs'ta turizmde çeşitliliğe önem vererek cazibe yaratılmalıdır.
Öte yandan Kuzey Kıbrıs'ta oldukça aşama kaydeden öğrenci turizmi yanında artık sağlık turizmi de önem kazanmalıdır.
Turizm de artık çeşitliliğe önem vererek turizme dinamizm kazandırmak gerekir.
Turizm de her şey dahil sisteminin sürdürülebilir olmadığına inanıyorum. ‘’
YA KKTC’DE YAŞAYANLAR ?
Bir de giderek, KKTC dışına kayarak eriyen iç turizmin temel müşterileri olan KKTC’de yaşayanlara bir soralım!
Bu sezon hizmet aldıkları bizim feveran turizimcilerimizi yurt dışında veya Güneyde hizmet aldıkları turizmcilerle kıyaslarlarsa ne etkiler onları?
Buyrun sayın okuyucular söz sizin!
Bu haber 237 defa okunmuştur

:

:

:

: