Öteki bahçeler

Kaç yıl geçti aradan ne saymak ne de hatırlamak isterim parmaklarımın arasında kalemim karşımda duran televizyonum, radyomdan yükselen kısık bir müzik kulaklarımda haberler, bakmamak, görmemek için başımı kitaplarıma doğru çevirdim...
Kaç yıl geçti aradan ne saymak ne de hatırlamak isterim parmaklarımın arasında kalemim karşımda duran televizyonum, radyomdan yükselen kısık bir müzik kulaklarımda haberler, bakmamak, görmemek için başımı kitaplarıma doğru çevirdim... Kitaplarım iyi ki varsınız iyi ki sık sık uğradığım kitap evine kucak dolusu kitaplar alıyorum... O içinize çektiğiniz koku öpüp kokladığınız kitaplar, yaprak yaprak okuduğunuz satırlar aydınlığınız olur. Öte yandan haberler, söylenen, yazılan, Kıbrıs görüşmeleri, insanın ruhunu kavurur, hayatını sonsuz bir ıstıraba çevirir. Hep aynı şarkının notası, dökülür dudaklardan, kalemlerden imkansız aşklar gibi girdabın içinde çaresizce savrulmalar, öteki bahçelerde yaşayanlar... derin bir kıskançlık acısı sarar sizi, denize doğru haykırmalar, çıkarıp atmak isteriz denizin sularına. Yasak aşk misali gibi, savruldukça savruluyor, yıllar boyu, kara kışların bahçelerinde. Öteki bahçeler yelken açtılar dünyayı değiştirmeye. Çoluk çocuk, doğa, ağaç, toprak, deniz demeden yüreklerinde acıma duyguları yok oldu öldü, gözleri döndü. Kalemler kırıldı, ağlıyor, hayatlar paramparça, susanlar susturanlar. Boynu bükük bahçeler tek tek kırılan dallar, meyvesiz ağaçlar ve gölge yapmayan ağaçlar. Bu yüzden kalemler küstü ne yazmak nede hatırlamak ister. Su gibi akıp giden yıllar, birbirini suçlayan yürekler hangisi büyük hangisi küçük. Kim ölecek kim yaşayacak. Öteki bahçeler dünyamızın üstüne öyle bir yara açtılarki, ne hatırlamaya ne de yazmaya derman kaldı. İnsanı duyguları körelttiler sanki gökyüzünden insanlığın üstüne duygusuz tozu serptiler. Acımasızlığı harmanladılar, bir doyumsuzluktur aldı başını gidiyor. Ben güçlü, sen zayıf, ben zengin, sen fakir, ben bilirim, sen bilmezsin, benim yaşama hakkım var, senin yok. Bir yanar volkana çevirdiler dünyamızı. Kim saracak sarmalayacak için için yanan yaraları. Kim durduracak patlamaya hazır volkanı. Kimler insan ayrımına ışıklar tuttu, kimler renk ayırımlarına değer biçti, kimler insanlığı sınıflandırdı, acımasızlığı üretti, kalplere nefreti aşıladı, ihaneti yarattı... Öteki bahçelerde yaşanan saltanatları kimler aktaracak boynu bükük çaresizlerin olmayan yuvalarına... Acılar olgunlaştırır derler insanı aşk yarası taşımayan aşkı bilemez. İnsan yaralananınca yarasını saracak birini arıyor. Bu nasıl bir evre. Yıllarca süren acılar insana yol gösterirde yaralar neden kapanmaz, aynı kaderlerin farklı farklı yaraları. Derin acıların içinde yoğrulan insanlar... herşeyden habersiz, günahsız arka bahçelerin dudaklarından dökülen direktiflerle yönetilen kanayan yaralar. Öyle büyük yaralarki, başta Kıbrıs, Suriye, Mısır, Irak, Afganistan, Filistin, Sudan vs...bütün araştırmalarda yeraltı kaynaklarındaki zenginlik... kanattıkça kanatıyorlar bu coğrafyalarda yaşayan insanlığıönce iç savaşlara sürüklüyorlar sonra kendileri vurmaya başlıyorlar. Dünyanın bir ucunda acımasızca yelken açıyorlar var olan değerler canlar onlar için hiç öneli değildir. Güçlerine güç katmak insanlığı yok etmek yaşama sebeplerinin bir parçası aldıkları nefes nefret soludukları hayat kin ve acımasızlık... Öteki bahçelerin felsefe yapılarına yaratıcı duyguların uyanması gerekir. Sevgiyi aşılayıp acımasızlığı gömmek gerekir. Sevgi yolları yapı sevgi ve yüreğine ağaçları dikili verilen meyvelerin adı sevgi olmalı... Sizi seviyorum
Bu haber 5187 defa okunmuştur

:

:

:

: