Sil baştan olmaz…

Ülkeler arasında, bilhassa komşular arasında üst düzey siyasi temaslar, ziyaretler doğrudan temas imkânı verip, yanlış anlamaları izole etmelerinden dolayı olacak, istek olduğu her zaman olumlu sonuçlar doğurmuştur.
Ülkeler arasında, bilhassa komşular arasında üst düzey siyasi temaslar, ziyaretler doğrudan temas imkânı verip, yanlış anlamaları izole etmelerinden dolayı olacak, istek olduğu her zaman olumlu sonuçlar doğurmuştur. Türkiye ile Yunanistan arasında gerek ikili gerekse Kıbrıs sorunu üzerinden veya Avrupa Birliği kaynaklı çok taraflı dünya kadar anlaşmazlık ve potansiyel gerginlik konusu vardır. Bu konular zaman olmuş gerginlik yaratmak için taraflardan birisince veya iki ülkenin gergin ilişkiler içerisinde olmasını arzu edenlerce kullanılmış ve defalarca savaşın eşiğine gelinip, gidilmiştir.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Atina ziyareti beklenilenden başarılı bir ziyaret olmuş, herhangi bir alanda mevcut sorunlarımızdan herhangi birine çözüm sağlanmasa da en azından dosta düşmana iki ülkede de iyi ve dostça ilişkiler için siyasi irade olduğu sergilenmiştir. Ayrıca ne kadar anlamlı veya ne kadar doğru olduğu tartışmalı olsa da bir yandan Atina’da bir yandan da Atina ziyaretine eş zamanlı Lefkoşa’da “Proxy” yani “dolaylı” görüşme taktikleri, mesajlaşma trafiği yaşandı.

Hiç de basit bir ameliyat olarak görülemeyecek çifte kalp kapakçığı ameliyatı olan Kıbrıs Rum lideri NikosAnastasiades’in sağlık durumunu Yunan Başbakanı AntonisSamaras’tan sormak herhalde durup dururken gelmedi Davutoğlu’nun aklına. Nitekim Türkiye’ye gelişinden sonra daha ayakkabısından Yunanistan tozu gitmeden Kıbrıs görüşmelerinin yeniden başlayabileceği açıklamasında bulunması Kıbrıs konusunun belki de düşünülenden daha detaylı ele alındığını sergilemekte idi. Yine de Samaras’ın Davutoğlu görüşmesinden sonra Anastasiades’i aradığını ve Türk başbakanının geçmiş olsun dileklerini ilettiğini söylemesinin ardında muhakkak ki bir anlam vardır. Sadece “geçmiş olsun” dileğini mi iletmiştir, yoksa dolaylı görüşme mi olmuştur?

Anlaşıldığı kadarıyla ENI-KoGaskonsorsiyumunun dokuzuncu parseldeki sondaj çalışmasının ilk aşaması 24 Aralık tarihinde, Noel öncesinde tamamlanacak. Aynı şekilde Türkiye’nin ilan ettiği Nawtex de o tarihlerde, yenilenmediği takdirde, sona erecek. Adıma-adım yaklaşımıyla, ilan edilmeden iki tarafın da geri adım atmasıyla kriz geride bırakılıp görüşme sürecinde tekrar başlanabilir. Davutoğlu, Samaras ve dolaylı olarak da Anastasiades bu formülü görüştüler mi? Görüşmediler ise nasıl oldu da Anastasiades’in “Türk gemileri gitmeden asla” ve Türk tarafının ise “Rum tarafı orda olduğu sürece asla gemiler çekilmez” sözlü düellosu devam ederken bir anda görüşmelerin tekrar başlayabileceği konuşulmaya başlandı?

Rum hükümet sözcüsü “yok böyle bir şey” diyor ama sonra ilave ediyor “Resmi görüşümüzü Atina ile istişare sonrası açıklayacağız.” Yani “benim dediklerime bakmayınız, bu aşamada hiç bir şey bilmiyorum” demekte sözcü.

Doğrusu akla yatkın da geliyor görüşmelere “Noel öpücüğü.” Sondaj çalışmalarının birinci bölümünün Noel’e yani 24 Aralık gününe kadar tamamlanmasını öngörmüyor mu ENI-KoGaskonsorsiyumu? Evet. Bizim ilan ettiğimiz Nawtex 30 Aralık’ta yani ay sonundan önce bitmiyor mu? Evet. Rum tarafı Türkiye’nin bileğini büküp dediğini yaptırabildi mi? Arzu ettiği netlikte Avrupa Birliği desteği alıp Türkiye’nin “burnunu” sürtebildi mi? Hayır. Rusya bile Rum kesimine o çok beklediği sırt sıvazlamasını yapmadı, değil mi? Yani bu durumda Rum kesimi hiç bir şey elde edemedi. Üstelik BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı EspenBarthEide Rum kesimini genel sekretere şikâyet edip, her toplantıda çeşitli ülke büyükelçisine ve Rum yetkililere “Krizi görüşmelerden ayrılarak Rumlar çıkardı, görüşmelere dönüp krizi sona erdirmek onların görevi” diye açıkça pozisyon almadı mı?

Demek ki Rumlar açısından görüşmelere bir şekilde “durumu kurtaracak bir izah imkânıyla” geri dönmenin yolu açılırsa reddetmek Anastasiades’i iyice yalnızlaştırabilir. Türkiye ise zaten dokuzuncu bölgede sondaj bittiği anda geri çekilmenin “kabul edilebilir izahı” ortaya çıkacaktır.

Ya yarın? Rum tarafı baskı altına alınarak Temsilciler Meclisi’nden “Kıbrıs Türklerinin hakları verilecek” cümlesinin mevcut gaz, petrol ve sair doğal kaynakların kullanımı yasasına eklenmesi ile “uzlaşı” Kıbrıs Türklerince kabul edilebilir yapılıp, daimi kılınabilir mi?

Anastasiades hasta. Ameliyat oldu. O ameliyat masasında iken Davutoğlu’nun Atina ziyaretinin gerçekleşmesi ve sonuçları onda muhakkak ki bazı alerjiler uyandıracaktır. Ama, yarın veya sonraki gün elbet daya dönecek ve nekahat dönemi geçirmek lüksü olmayacaktır. Kıbrıs Rumları farkında olmayabilir ama dünya, yani ABD ve müttefikleri ve hatta Rusya Kıbrıs’ta şöyle veya böyle çözüme yönelik gelişme beklemektedir.

Sevgili dostum Türkiye’nin Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır’ın Lefkoşa Yeşil Hattaki Ledra Kapısı gezisi sırasında “Bu kapı güzel bir şehri ikiye bölen bir kapı. Berlin duvarının yıkılışının 25’inci yıl dönümünü idrak ettiğimiz bir dönemde, bu kapıyı görmek beni çok üzdü. Dolayısıyla Güney Kıbrıs Rumlara, buradan seslenmek istiyorum. Bir arada yaşamak, huzuru sağlamak, Ada’nın imkânlarından birlikte yararlanmak; bölgede istikrarın gelmesi ile birlikte ortaya çıkabilecek yeni imkânlardan da birlikte yararlanmalıyız” beyanatının ya eksik ya da yanlış anlama ürünü olduğu kanaatindeyim. Eski bir Dışişleri mensubu olarak Bozkır’ın Yeşil Hattın İngiliz döneminde bile olduğunu, mevcut hale gelmesinin sebebinin Rumlar olduğunu, Berlin ile hiçbir kıyaslaması olamayacağını eminim benden iyi biliyordur. Bence durum genç bir muhabirin yanlış anlamasından ibarettir.

Elbette ki Bozkır’ın Kıbrıs sorunun çözümünün önemli olduğuna vurgusu ve “Her tarafı alev alev yanan bölgemize Kıbrıs sorununu çözerek bir örnek yaratmak insanlık borcudur. Rumlara masaya dönmeleri çağrısını yeniliyorum. Bu sorunu artık tarihe gömelim. Bu sorunu çözenler de tarihe geçecektir. Kıbrıs sorunun çıkmazından masaya dönerek çıkabilir. BM bu konuda üzerine düşen görevi yapmalı” yorumu ve çağrısına katılmamak da mümkün değil.

Ancak unutulmamalı, görüşmeler tekrar başlasa da ki bence daha önce defalarca yazdığım gibi Rum tarafında Kıbrıs Türkünün ortaklık hakkı ve egemenliği paylaşma kabulü olmadan yapılacak her türlü çözüm gayreti akamete uğramaya mahkum olacaktır. Bu sefer sil baştan yapılmamalı, görüşmeler başlayacak ise mevcut kriz, niye buraya varıldı, bir adım sonrası düşünülüp yeni bir çerçeve çizilmelidir.

Öyle sil baştan, aynı han aynı hamam yaklaşımıyla olmaz.
Bu haber 398 defa okunmuştur
  •    - 09.12.2014 kazim sana le lazim?
  •    - 09.12.2014 sil sil bitmez
  • haklisiniz Kazim ..   - 09.12.2014 Ne Sil bastan, ne de bastan!! .. . Olacaksa sondan.. yani bu defa mal mulk toprak haritadan baslanmasi lazim..

:

:

:

: