Üniversiteleri bırak, Derneklere bak

Daha öncede söyledim, Kıbrıs’ta kimse masum değil.
Daha öncede söyledim, Kıbrıs’ta kimse masum değil.
Herkes kendi yaptığından çok, bir diğerinin yaptığını öne çıkarır ve bunu kendine kalkan yaparsa, bu bugün için menfaatine geldiğindendir.
Kıbrıs sorununu çözmek ve yaşayabilir bir çözüm modeli bulmak, toplumların barışmasından geçer.
Konuşmak, yüzleşmek, af dilemek ve artık geçmişte kalmadan geleceği düşünmek.
Geçmişte kalmak; Hassas duyguların istismar edilmesi, sömürülmesi ve bundan çıkar elde edilmesinin en önemli kaynağıdır.
Kıbrıs’ta, hemen her evde yaşanan acıların bıraktığı izler var.
O günleri yaşamayan, ailesinde şehit, gazi, kayıp olmayan bunu anlayabilir mi?
Söylediğim gibi konuşulmalı, hem karanlık kalanlar, hem de vicdanlar rahatlamalı.
Bu düşünce Kıbrıs’ın her iki tarafı içinde geçerlidir.
Son günlerde yaşanan tartışmalar, Doğuş Derya’nın söylediği sözleri aştı.
Tartışılan düşünce, fikir, karşıt görüş değil.
Öne çıkarılan en doğruyu biz biliriz, bizim doğrumuz tektir düşüncesidir.
Olayı olması gereken zeminden çıkardılar, kişisel linç, nefret, toplumsal kamplaşma ve kırk yıllık çaresizlik içinde kıvranan bildik hamasete dönüştürdüler.
Karşılarında bir fikir, bir düşünce, bir insan, bir kadın, olduğunu unuttular.
Kimsenin Türk ordusunu veya Kıbrıs Türkü için var olan değerleri şahsi çıkar ve ranta kurban etmeye hakkı yoktur.
Türk ordusunun veya Türkiye elçiliğinin veya hassas başka değerlerin kimse tarafından korunmasına ihtiyacı yok.
Hiçbir kurum, kuruluş, görüş, inanış tabu değildir, bunları buralara taşımak, korku üstleri oluşturmak, karanlık amaçlara hizmet eder ve bunu kimse yapamaz.
Bu, sivil toplum örgütü, dernek veya zurnanın son deliği, kim olursa olsun herkes için geçerlidir.
Toplumun duyarlı olduğu hiçbir değeri, hiç kimse kendi çıkar ve menfaati için kullanamaz.
Kimse toplumun, toplumsal menfaatin üzerinde değil, bu ülke kimsenin tekeline bırakılmadı.
Her kim ki, bunları kullanır veya bunu denerse, işte bugünkü gibi toplumsal değerler önünde sırıtır.
Öncelikle herkes, her fikre saygı duyacak, kendine ters geleni elbette eleştirecek ama her şeyi olması gereken kalıplar, değerler içinde yapacak.
Herkesin bir ailesi, çocuğu, kız kardeşi sevenleri var.
Bir insanı, bir vekili, bir kadını aşağılamak, bunu duygusal yolları kullanarak yapmak bu ülkede kırk yılın alışkanlığı.
Zorlu Töre’yi seversiniz, sevmezsiniz, düşüncelerine katılırsınız, katılmazsınız, saygı duyacaksınız.
Aynı şekilde Doğuş Derya’yı da sevmek zorunda değilsiniz.
Ama saygı duyacaksınız.
Sizin duymak istediklerinizi söyleyenleri seveceksiniz, karşıtları seslendirenleri linç edeceksiniz.
Buna kimsenin hakkı da yok, haddi de yok.
Kuzey Kıbrıs’ta son kırk yılda yaratılan “YENİ KIBRIS” projesi açıkça ortada ki, tutmadı.
Herkesi aynı kefeye koymuyorum.
Ama genel olarak baktığımızda, ülke istenen şekilde dizayn edilemedi, bu maya tutmadı.
Kaynaşma olmadı, 1974 öncesini yaşayanlarla, sadece 1974 sonrasını bilenler aynı noktada buluşamıyor.
Son yıllarda bu ayrılık daha bir belirginleşmeye, daha da ortaya çıkmaya başladı.
1974 öncesinde bu adada yaşanan acıları bilmeyenler, acı üzerinden kurulan düzenin istismar merkezi oldular.
Ve bu ülkede hükümet edenler, artık bunun hakkını vermelisiniz.
Lay-lay-lom anlayışıyla hükümet etme olmaz.
İrade şart, oy için, seçim için, kazanma için bu ülkenin ne hale geldiği ortada.
Verilen vatandaşlıkların, dağıtılan rantların, kurulan adaletsiz çarkın bekçisi tüm siyaset kurumudur.
Hükümet, üniversitelerle, üniversitelerin özerkliği ve yönetimleriyle uğraşacağına artık bu “Dernekler” konusuna el atmalıdır.
Asla örnek almıyorum, yaptıklarını tasvip etmiyorum, fakat bir hükümetin neler yapabileceğini Türkiye’deki AKParti iktidarında görüyoruz.
Hükümetsiniz, güç sizde, erk sizde, kimsenin oy istismarcılığıyla hesap kitap içine girmeyin.
İki kişinin bir araya gelerek dernek, örgüt, birlik, üstelik denetimsiz, kontrolsüz, amaç dışı kurulmasına bir son verin.
Yasaları düzenleyin, denetim mekanizmasını, korkmadan, şantaja boyun eğmeden, istisnasız çalıştırın.
Bu gidişatın sonu iyi değil, kötü bir sonuç beklemeden, yine kulaklarınızın üstüne yatmadan, gerekeni yapmak siyasi erk olarak elinizde.
Ülke yönettiğinizi artık bu topluma hissettirin.

Bu haber 456 defa okunmuştur

:

:

:

: