Umutlar

Bazen kalemim hiç durmadan yazmak , yazmak. Yazmak istiyor güzellikleri , yaşananları, yaratıcı güçleri, ölümsüz imzaları, gerçek sevgileri, gerçek aşkları, sonsuzlukları, evrenin gücünü, sanatın ölümsüzlüğünü, doğanın mucizesini, çocukların güzelliğini yaşlıların donanınmışlığını , bilgeliğin özünü, iyiliğin faydalarını, hayvanların dostluğunu…
Bazen kalemim hiç durmadan yazmak , yazmak. Yazmak istiyor güzellikleri , yaşananları, yaratıcı güçleri, ölümsüz imzaları, gerçek sevgileri, gerçek aşkları, sonsuzlukları, evrenin gücünü, sanatın ölümsüzlüğünü, doğanın mucizesini, çocukların güzelliğini yaşlıların donanınmışlığını , bilgeliğin özünü, iyiliğin faydalarını, hayvanların dostluğunu… İnci inci sayfa sayfa yazmalı anlatmalı kalemim… Üzücü ne varsa bitmeli yok olmalı, silah tutan eller zeytin dalı tutmalı arada bir nazara karşı zeytin yaprağı yakmalı mis gibi. Buhurlanmalı dünyamızın dört bir yanı..Hastalıkların kökünü kurutmalı, yeni yeni nesiller yetiştirilmeli, kalplerinde iyilik, merhamet, paylaşım yüreklerdeki sevgiler taşsın, taştıkça sevgi üretsin. Her gün doğan güneş, ışığı ile insanlığı aydınlatsın, umutlandırsın, yaşama sevinçleri artsın mutlulukla harmanlansın. Sevgi savaşları başlasın… Çocuklar ağlamasın ölmesin, gençlik dünyanın enerjisi olsun..Zamansız göç olmasın, ocaklar sönmesin, kalplere ateş düşmesin.. İnsanlığın içinde güzelliklerin özlemi var.. Yanar da yanar…Sevgi ile harmanlanan dostluklar, kıskançlıkların ön yargıların olmadığı dostluklar, komşu ilişkileri , arkadaş canlılıkları kor kor yanan hasretlik, sevgi hasretliği, hangi kalem yazmak istemez ki… Sevgiyi içinde taşıdığı saygıyı, şiddetten, kükremeden, küfürden, nefretten, kinden uzak, sessiz bir dünya güzellikleri üreten yaşam olmalı…Korkulardan, endişelerden uzak, çağdaş, radikal gözlerle baktığımız bir dünya olmalıydı. Kalemler yoruldu, yaşananların karşısında boyunlar büküldü. Yüreklere ateşler düştü, ocaklar söndü, küçücük çocuklar, gencecik nesiller. Bu nasıl bir dünya…Adaletsizlik, acımasızlık, kurşuna dizilen kadınlar, yakılan, yıkılan okullar henüz hayata yeni adım atan öğrenciler…Ruhları kararan adını koyamadığım insanlar…Neden? Bütün bu acımasızlıklar neden? Akıllı bilir kişiler bir araya gelmeli bu vahşetleri araştırmalılar… İnsan insana bunu nasıl yapar. Bu dehşetlerin kökünü kurutmalı. İnsanlar nasıl bu denli acımasız olabilirler ki…Mantığım almıyor bunun bir yolu olmalı, açılan bir kapı içinde ışık aydınlık olmalı… Bugün kalemim buruk.. içi karanlık, bütün bu iç karartıcı olayları yazmak zorunda kaldığım için sizlerden özür diliyor.. Yeni yıla yeni umutlarla yürüyelim..Pozitif düşüncelerle, belki umutlar yeşerir aydınlık günler doğar…






























SİZİ SEVİYORUM
FAHRİYE ÖZAY
www.fahriyeozay.com
Bu haber 6149 defa okunmuştur

:

:

:

: