Protokol ve bütçenin söylemi mersine, eylemi ise tersine…

Modern Devletlerde olduğu gibi bizde de bütçelerin ekonomik plan ve programlara göre hazırlanması gerekmektedir.
Modern Devletlerde olduğu gibi bizde de bütçelerin ekonomik plan ve programlara göre hazırlanması gerekmektedir. Bilindiği gibi KKTC’de yıllardır ekonomik plan ve program yapılmamaktadır. Gökten yıldız vaat etmedikleri kalan bol “cek-cak”lı hükümet programlarını saymaz isek bütçelere temel teşkil edecek tek şey Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan “SÜRDÜRÜLEBİLİR EKONOMİYE GEÇİŞ PROGRAMI-2013-2015” kalmaktadır. Bu durumda söz konusu programın amacı ile KKTC bütçesinin amacı örtüşmelidir.
2013-2015 SÜRDÜRÜLEBİLİR EKONOMİYE GEÇİŞ PROGRAMININ AMACI
2013-2015 dönemini kapsayan bu programın temel amacı; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının refah seviyesinin artırılması doğrultusunda sürdürülebilir ve rekabet edebilir bir ekonomik yapının istikrarlı büyümesini sağlamak, istihdamı artırmak, sağlanan mali disiplini sürdürülebilir kılmak ve dışa bağımlılığı azaltmak, yurt içi tasarrufları artırmak, tasarrufların yatırıma dönüşmesini sağlamak ve böylece makroekonomik istikrarı güçlendirmektir. Program döneminde; kamu hizmetinin kalitesinin artırılması, insan kaynaklarının etkin kullanılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve katma değeri yüksek ihracat odaklı mal ve hizmet üretimin geliştirilmesi, AR-GE ve yenilikçiliğin
geliştirilmesine yönelik programların hazırlanarak etkin bir biçimde uygulanması, enerjide arz
güvenliğinin sağlanması ve kayıt dışı ekonomi ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi hedeflenmiştir.Kamu sektörünün çeşitli alanlarda özel sektör ile rekabet eder durumu ortadan
kaldırılarak, devletin düzenleme, denetim ve gözetim fonksiyonları yaygınlaştırılmak suretiyle, iki sektörün birbirini tamamlayıcı rol üstlenmesi sağlanacaktır. Özel sektörün rekabet gücünü, kamu yönetiminde etkinliği ve verimliliği artıran yapısal dönüşüm politikaları uygulamaya konacaktır.

2015 KKTC BÜTÇESİNİN AMACI

Maliye Bakanı Zeren Mungan'ın '2015 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı” hakkındaki sunuş konuşmasına(http://www.kktcmaliye.com/apex/f?p=100:110:1028534848914618::NO::P110_ID:179)göre bütçenin hedefleri şunlardan oluşmaktadır:Sürdürülebilir kamu finansman dengesinin kurulması;Kamunun etkinliğinin ve özel sektörün rekabet gücünün artırılması;Üretime dayalı büyümenin artırılması ve istidamın önünün açılması;Mali disiplinin sağlanarak devam ettirilmesi;Yapısal tedbirlerin uygulamaya konulması;Ekonominin istikrarlı bir hale getirilmesi;Mevcut kaynakların üretken alanlara yönlendirilmesi; veGelir artırıcı tedbirler yanında harcama disiplininin sağlanarak kamu kaynaklarının ekonomik ve verimli kullanılmasıdır.

Yukarıdan da anlaşılacağı gibi hem program hem de bütçenin temel amacı özel sektörün rekabet edebilirliğini artırmak, reel sektörü güçlendirmek ve kamuyu daha verimli ve etkin hale getirerek özel sektöre zarar verir halden çıkarmak şeklinde özetlenebilir. Bunu yapmak için ise kamu reformu, kayıt dışı ekonomiyi önleme ve bütçe disiplini gerçekleştirmenin gerekliliği vurgulanmaktadır.

ÖZEL SEKTÖRÜ DIŞLAYAN BÜTÇENİN PARADOKSAL DURUMU

Bütçenin özel sektörü teşvik etmek için tasarrufun gelir artışından daha fazla olması, reel sektöre ayrılan payın artırılması ve kayıt dışı ekonominin önlenmesi noktasında gereken iradenin ortaya konması gerekmektedir. Bunun için ise söylenenlerden ziyade yapılanlar bizim için değerlendirmede esas alınmaktadır. Özellikle, KKTC Merkez Bankası 2014 Yılı 3. Bülten verilerine göre bütçedeki rakamlar hedeflenenin tersine gerçekleşmiştir. 2014 mali yılının III. çeyreğinde bütçe gelirleri bir önceki yılın aynı çeyreğine göre % 22,2 artarken, bütçe giderleri aynı dönem için % 27,2 artmıştır. 2013 yılının III. çeyreğinde 53,2 milyon TL fazla veren kamu maliyesi, 2014’ün III. çeyreğinde 30 milyon TL fazla vermiştir. Bu da bütçe dengesinde değişimin - %43,2 olduğu ve bütçe harcamalarında tasarruf açısından sınıfta kaldığımızı göstermektedir. 2014’ün ikinci çeyreğinde bütçe gelir çeşitleri bir önceki yılın aynı çeyreğine göre artış göstermiştir. Bütçe gelir kalemlerine de bakıldığında bütçedeki gelişmelerin pek iç açıcı olmadığı ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki, bütçe gelirlerindeki en büyük artış %30.9 ile alınan bağış, yardım ve kredilerden oluşmaktadır. Bunu %22,6 ile vergi dışı gelirler ve % 19 ile vergi gelirleri izlemektedir. Bütçe giderleri kalemleri arasında % 70 artış ile mal ve hizmet alım giderleri ve % 34,4’lük artış ile cari transferlerdeki değişim fevkalade dikkat çekicidir.
Maliye Bakanı’nın bütçe konuşmasındaki aşağıdaki sözler maalesef fevkalade manidardır:
“Bütçe gelirlerine bakacak olursak Mahalli Gelirler 2.08 Milyar Türk Lirasında yaklaşık %51 düzeyinde. Fiyat İstikrar Fonu %13 düzeyinde, Diğer Fonlar %1.3, Türkiye Cumhuriyeti Yardımları %15 seviyesinde, Türkiye Cumhuriyeti Kredileri yaklaşık %10 düzeyinde ve toplamına baktığımızda yaklaşık bütçenin %91’inin kaynakları bellidir. Bütçe büyüklüğünün %9’unun temini ise Maliye Bakanlığı çalışanları arkadaşlarımın görevidir. Kayıt dışılığı mümkün olduğu kadar kayda alarak; daha fazla vergilendirilerek, vergi oranlarını artırmadan, vergi alamadığımız yerlerden vergi alarak gelirleri geliştirmek zorundayız. “
Hükümet edenlerin kayıt dışılığı önleme ve dolaysız vergileri artırma yönünde pek de başarılı olmadığı bugüne kadar gayet iyi anlaşılmıştır.Şöyle ki; bu hükümetin göreve gelir gelmez Bakanlar Kurulundan geçirdiği “KKTC Kayıtdışı Ekonomi ile Mücadele Eylem Planı”nın bir yılı aşan süreye rağmen “Sosyal Diyaloğun Artırılmasına Yönelik Çalışmaların Yapılması” hedefine ilişkin “Kayıtdışı Ekonomi İle Mücadele Değerlendirme Ve Yönlendirme Kurulunun Oluşturulması Ve İlgili Paydaşlardan Katkı Alınması” başlıklı ilk eylemi dahi henüz gerçekleştirilmiştir. Kaldı ki, bu eylem pek de parasal kaynak gerektirmemektedir. Bu durumda, % 9.1’lik kaynağın kayıtdışı ekonomiden veya dolaysız vergileri artırarak karşılanacağını iddia etmek inandırıcılıktan uzaktır. Peki, bu açık nereden karşılanacak? Aslında Maliye Bakanı konuşması sırasında bunun ipuçlarını vermektedir. Maliye Bakanının aşağıdaki ifadelerine lütfen dikkat edelim:
“Merkez Bankası özellikle devletin de piyasalara girerek borcunu çevirebilir hale getirmesinin önünü de açabilmek için yaptığımız istişareler çerçevesinde 375 Milyon Türk Liralık borçlanma senedi çıkarmış ve 90 güne kadar vadeli çoğunluğu Türk Lirası olmak üzere ve %9’lar düzeyinde faizle borçlanabilmiştir. Bu bizim için de bir örnek teşkil etmektedir. 2015 yılı için devlet borçlanma senedi çıkartma ve ayrıca gelirlerimizi istediğimiz seviyede artırabilmemiz halinde kendi kaynaklarımızdan da belirli bir miktar borç ödemesi yapmayı öngörüyoruz.”
Protokol ve Bütçe hedefleri özetle “Özel Sektörün Güçleneceği Ve Reel Sektörün Rekabet Edebilirliğini Artırma” şeklinde ortaya konurken uygulamalar maalesef özel sektörü dışlama şeklinde gerçekleşmektedir. Bu olguya ekonomide “Dışlama Etkisi (CrowdingOut)” denmektedir. Birincisi, mevcut kayıt dışı ekonomi haksız rekabet yanında bütçe açıklarını artırmakta, bütçe açıklarının finansmanı için fonlara duyulan aşırı talep ise özel sektör için finansman maliyetini artırmaktadır. Buna ilaveten, 2015 yılı bütçesinde % 9’luk açığın finansmanı için borçlanmaya gidilmesi sürdürülemez borç yükünü daha da zor hale sokacağı gibi özel sektörün halen yaşadığı finansman problemini daha da depreştirecektir.

GÜNÜN YORUMU:DESTEKLENECEĞİ VE ÖNÜNÜN AÇILACAĞI İDDİA EDİLEN ÖZEL SEKTÖR ARKADAN BIÇAKLANMAKTADIR.

Bu haber 470 defa okunmuştur

:

:

:

: