İRONİ

“KKTC Meclis Başkanı Siber Hanımla görüştüm. Bu milletvekilinin çıkıp, kastının Türk askeri olmadığını açıklamasını bekliyorum.
“KKTC Meclis Başkanı Siber Hanımla görüştüm. Bu milletvekilinin çıkıp, kastının Türk askeri olmadığını açıklamasını bekliyorum. Siber Hanım, gerek Türkiye Cumhuriyeti devleti yanlısı, gerek Türk askerine olan sevgi-muhabbetini yakinen bilen birisiyim. Şu anda bu parti KKTC’de iktidar… Meclis Başkanı da Başbakan da o partiden ve her ikisiyle de, gerek hükümetle gerekse Meclis Başkanı ve yönetimiyle, biz Türkiye devleti ve hükümeti olarak çok uyumluyuz… Vekil, bu çıkışıyla esas sıkıntıyı partisine yaşatmış oldu. Bir TV kanalına bağlanıp ‘ben Türk askerini kastetmedim’ dediğini ilettiler bana. Kendim duymadım. Ve ben de dedim ki; öyle değil, kendisi bir basın açıklaması yapsın. Türk askerini kastetmedim diyorsa problem yok. Aksi takdirde gerekli prosedürü bizim oradaki elçilik vasıtasıyla ileteceğim.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi İdare Amiri, AK Parti Milletvekili ve Türkiye-KKTC Parlamentolar-arası Dostluk Grubu Başkanı Ömer Faruk Öz, KKTC Meclisin de Doğuş Derya’nın konuşmasından dolayı özür dilemesini istemişti.
Konuyla ilgili yaptığı bir açıklamayla bu beklentisinin istediği gibi karşılanmadığını açıkça bir özür istediğini ve özür dilenmezse Türkiye’nin KKTC elçiliği vasıtasıyla prosedürün nasıl işleyeceğini ileteceğini söyledi.
CTP Milletvekili Doğuş Derya ise böyle bir durumun mümkün olmadığını söylüyor.
Tartışma nereye gidecek ve kimler elini ovuşturuyor göreceğiz.
Konuşmanın içeriği, esas meselenin ne olduğu, konuşmadan çok konuşmayı yapan bir Milletvekilinin linç edilmek istendiği bir ortamın yaratıldığını ve kim olursa olsun düşüncesinden dolayı bu hareketlere uğramayı hak etmediğini bu süreçte söyledik.
Olay Kıbrıs içinde günlerdir tartışılıyor, üstelik her iki tarafta.
Bunlar yetmedi, Türkiye de işin içine çekildi.
Bunu kimlerin, hangi yollarla yaptığını anlamak zor değil.
Ama sormak gerek, kim ne kazandı?
İki ayrı ülke, iki ayrı yönetim, yönetimler arası saygılı bir iletişim ve uyum varsa, ülkenin birinin toplumsal irade merkezi olan Meclis’inde bir seçilmiş düşüncesini dile getiriyorsa, bir başka ülkenin milletvekili bu konuşmadan dolayı bir özür istemeyi nasıl seslendirebilir?
Üstelik kendiside halkın kürsüsünden dilediği konuşmayı, eleştiriyi yapmaya hakkı olan bir vekilse.
Hatırlanacağı gibi daha önceleri de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, KKTC ile ilgili birçok konuşma ve eleştiri olmuştu.
Kuzey Kıbrıs’ı için “Kontrgerillanın, fuhuş baronlarının, kumarhane krallarının, merkezi haline gelmiş bir yerden bahsediyoruz.” Diyerek, burasını Türkiye’nin kalın bağırsağına benzetenlerde oldu, “sen kimsin be adam benden besleniyorsun” diyenlerde oldu.
Bir ülkenin insanına, bir topluma yapılan bu yakıştırmalar, bir özrü gerektirmedi mi, neden aynı hassasiyet gösterilmedi?
Ya da bu ülkede yaşanan her olayı alıp Türkiye’ye götüren ve kendiişlerine gelen her ayrıntıyı ortaya koyarak, tarihi ilişkileri zedeleyen ve son yılların en kötü noktasına getirenlere ne demeli.
Mutlu musunuz, istediğiniz oldu mu, kendi tartışmalarımızı, yanlışlarımızı, kendi içimizde konuşup, tartışıp, kendi değer yargılarımız içinde, kendi kültür ve anlayışımızın getirdiği hoş görü içinde çözemeyecek miyiz?
Bu tartışma gereksiz yere büyütülüyor, kullanılıyor, hassas duygular incitiliyor.
Bu konu bu ülkenin kendi iç meselesiyle kendi iç dinamikleriyle çözülsün, bu tür tartışmalar çok yaşandı ve bitti, zamanla unutuldu.
Bunu siyaset için, intikam için, seçim uğruna kimse kullanmaya kalkmasın ters teper.
Askeri; Türkiye’deki yeni dizaynını yaratanların, Kuzey Kıbrıs içinde farklı amaçlarla tartışmasında çelişki var.
Bu çelişkinin adı ise “İRONİ”dir.

Bu haber 539 defa okunmuştur

:

:

:

: