Milletvekili ve yoksul maaşı kıyaslanırsa

2014 yılının son günlerinde, yıllardır süregelen sığ tartışmalar, yine ortada. Kamu çalışanlarına verilen hayat pahalılığı durduruldu mu, yeni bir düzenleme mi yapılacak, amaca ulaşılacak mı ve en önemlisi bu toplum tarafından kabullenilecek mi?
2014 yılının son günlerinde, yıllardır süregelen sığ tartışmalar, yine ortada.
Kamu çalışanlarına verilen hayat pahalılığı durduruldu mu, yeni bir düzenleme mi yapılacak, amaca ulaşılacak mı ve en önemlisi bu toplum tarafından kabullenilecek mi?
Ekonomik anlamda sıkıntı var, bu bir gerçek, bu sıkıntıdan herkes payına düşeni alıyor.
İşin aslı bu sıkıntı toplumun geneline eşit yansıyor mu?
İşte ülkenin gerçek meselesi bu sorunun altında yatıyor.
Bu ülkede adalet, eşitlik ve adaletin eşit dağıtılması anlamında ciddi sıkıntılar var, bu sıkıntının üzerine kurulmuş bir yapı mevcut.
Bu yapıdan herkes şikâyetçi fakat değiştirmeyi isteyende yok.
Güçlü, iradeli, istikrarlı bir siyasi erk zor ve uzun bir sürecin sonunda bu yapıyı bir noktaya getirebilir.
Ama şuan için böyle bir yaklaşım veya ihtimal yok.
Siyasi erk ve genel olarak siyaset en başta bir sonraki seçime, sermaye guruplarına, sendikalara, örgütlere teslim olmuş durumda.
Bu çevreler siyasetten, hükümetler eliyle devletten daha güçlü.
Daha eskilere baktığımızda, özellikle siyasiler kendileri ve çevreleri için her türlü suiistimali mubah gördüler.
Bir gecede yasalar çıktı, düzenlemeler yapıldı, birkaç ay üst düzey görev yapan insanlar, sırf onlar için yapılan düzenlemelerle, yaptıkları kısa görevin karşılığına ömür boyu hak kazandılar.
Hep yapanın yanına kar kaldı.
Devleti ve devletin kaynaklarını her daim iktidar yandaşları kullandı.
Devleti yüklenecek, bir yerlere taşıyacak, temsil edecek önemli mevkiler liyakate değil, parti bağlılığına göre seçildi.
Sonuç; Her yerde tıkanma, acilen yapılması gerekenler var.
Birçok alanda, ciddi kısıtlamalar söz konusu, bütçe ile ekonomi birbirine karıştırıldı.
Bütçe denkliği için topluma hizmet ağında daralmalar yapılıyor.
Eğitime ve sağlığa ayrılan bütçe birbirinden bağımsız ve yetersiz.
Oysa eğitim ve sağlık aynı oranda olmak şartıyla, bütçede en fazla payı alması gereken iki konu.
Bütçe dışı harcamalar için de hükümet ciddi adımları, kararlı bir şekilde hayata geçirilmeli.
Özellikle ek mesai konusu tam bir memleket yarası haline geldi.
2014 yılında, 75 milyon TL ek mesai ödemiş bu devlet.
Müthiş bir para ve bunu rutine koymuş, kurumlar, çalışanlar konuşulmaya, tartışılmaya başlandı.
Yazıktır, günahtır, mecburi olan alanlar mutlaka ki vardır, ama bu kaynaklar neler için harcanmaz, kaç kişi bu ek mesai açığını kapatmak için istihdam edilmez.
Bunlara elbette kimse ellensin istemez, söylediğim gibi iradeli, güçlü, kararlı bir siyasi erk çabuk ve istikrarlı bir şekilde bunları başarabilir.
Bu ülkenin düzelmesi için bunlardan başlamak şart.
Ekonomist Okan Veli Şafaklı, Kıbrıs Postası’na önemli açıklamalar yaptı.
Okan hoca realist, gerçekçi bir akademisyen ortaya önemli veriler koydu.
Özellikle bu ayrıntı çok önemli;
“Sadece 51 siyasi bir ayda toplam 679.765,44 TL maaş çekerken; buna karşılık toplamı 3 Bin 500 olan yoksul-muhtaç yalnızca 2.809.276,00 TL maaş alıyor.”
Ve dış temsilcilikler, bir ayada, 64 kişinin aldığı maaş 688,282, 47 Türk Lirası.
Peki, görevleri nedir, nasıl ve neye göre atanıyorlar, bugüne kadar bu ülkeye, üniversite sektörüne, turizm alanına, ne gibi katkıları oldu?
Bu verilerle kimlerin fedakârlığı daha fazla yapması gerektiği ortada.
Kaynak sıkıntısı çeken bu ülke, tasarrufa buralardan başlasın.
Milletvekili maaşı ile yoksul maaşı arasında kat kat fark ve adeta uçurum varsa bu ülkenin kaynak dağılımı ve adalet anlamında ne durumda olduğunu konuşmaya gerek var mı?

Bu haber 612 defa okunmuştur

:

:

:

: