Rum tarafı kriz peşinde

Kıbrıs’ta huzurlu güvenli kalıcı ve yürütülebilir bir anlaşmanın ve buna bağlı olarak da bölgede kalıcı bir barışın tesis edilmesi tüm tarafların arzusudur. Barışa ulaşmak yalınızca istek ve arzu ile olabilecek bir gerçek değildir, atılan adımlar ve gerçekleşen olgular bunu ancak tamamlar.
Kıbrıs’ta huzurlu güvenli kalıcı ve yürütülebilir bir anlaşmanın ve buna bağlı olarak da bölgede kalıcı bir barışın tesis edilmesi tüm tarafların arzusudur. Barışa ulaşmak yalınızca istek ve arzu ile olabilecek bir gerçek değildir, atılan adımlar ve gerçekleşen olgular bunu ancak tamamlar. Kıbrıs kara sularında Rum tarafını ikinci bir şirket olan ENI KOKAS ile başlatmış olduğu doğal gaz arama çalışmaları bölgede bir krize neden oldu. Bunu doğrultusunda da Türkiye ve KKTC arasında yapılan anlaşma gereği ve Türkiye’nin açıkladığı Nawteks kararı ile Barbaros gemisi sismik araştırmalara başladı. Hala daha devam eden bu çalışmaların tarih itibarı ile aralık sonu dolmaktadır yeni bir kararın açıklanması bana göre Rum tarafının atacağı adıma bağlıdır.
Rum tarafı krize neden olan ve Rum başkan NikosAnastasiadis’in Barbaros gemisini bahane ederek müzakere masasından kalkmasına bu kazı çalışmalarını ikinci safhasına geçiyor olması gerçekten çok düşündürücüdür. Doğal gaz aramalarında da sorumlu olan Rum tarım bakanı NikosKoulyaris ENI KOKAS şirketinin ikinci bir kuyu kazma çalışmalarına başlayacağını açıkladı ve bu kuyunun yine denizde parsellenen 9. Bölgede olacağını söyledi. Çalışmanın 85 gün süreceğini ve sonuç alınacağını açıkladı. Birinci kazdığı kuyuda ölçüm yapılan gaz miktarının az olduğunu ve ticari değerinin olmadığını açıklamıştı ENI şirketi.
Bakan Koulyaris‘Kıbrıs’ta doğal gaz için bulunan uluslararası çok büyük şirketler vardır onlar ile sürekli temastayız’ dedi. Bu şirketlerin Kıbrıs’a ilgisi bu bölgede çok miktarlarda doğal gaz ve petrol olduğunu göstermektedir. Çok manidardır ki, Rum bakan yine Kıbrıs Türklerine yönelik açıklamasında “ancak bir anlaşmadan sonra doğal gazdan pay alabilecekler” dedi. Kendileri aldı da biz kaldık. Rum halkına bu şekilde boş umutlar vermeye devam ediyorlar.
ENI KOKAS uluslararası İtalyan-Kore ortaklı bir şirkettir. Bölgede çalışma yapmasından dolayı da Türkiye’yi ciddi şekilde rahatsız etmiştir. Kıbrıs’ta kalıcı bir anlaşma olmasının nedeninin başta Kıbrıslı Rumlar olduğunu BM iyi biliyor ve diğer aktörler ancak çıkarlar gereği de buna sesiz kalıyorlar ve Kıbrıs Türkleri mağdur ediliyor. Kıbrıs Rumları masadan uzak Kıbrıs Cumhuriyeti devletini kullanarak yine bizi mağdur edecek adımlar atmaya devam ediyorlar. Kıbrıs Cumhuriyeti bir ortaklık devletidir ve ortaklardan biri de temsil edilmiyor. O zaman bu çalışmalar tek taraflı olmaktadır buna bizim liderliğimizin ne tür tepki göstereceğini doğrusu merak ediyorum.
Bu kadar etki ve tepkiden sonra yine Rum tarafı bildiği siyaseti devam ettiriyor “ben devletim istediğimi de yaparım” zihniyeti değişmemiştir. Onların dertleri ortak bir federatif devlet kurmalarının olmadığını yaptıkları ile her fırsatta görüyoruz. Çözümün yolu 11 şubat ortak açıklamada varılan uzlaşı ile olacağını anlamış değillerdir. Demek ki, bu anlayışlarının gelişmesi için Türk tarafının daha etkili neler yapabileceğini programlamaları gerekir, o da yok çünkü bizim taraf artık seçim derdinde.
Uluslararası siyasete baktığım zaman yaratılan krizin karşılığı yine krizdir yani açıkçası değerli okurlar iyi çocuk olma rolleri çoktan mezar olmuştur, gücünüz varsa kullanırsınız yoksa uzaktan izlersiniz bu işlerin Türkçesi bu KRİZE karşı KRİZ.
Bu haber 437 defa okunmuştur
  • HİÇ UTANDINIZ MI Salih Mehmet Ersoy  Alsancak - Girne - 14.01.2015 GÜNEŞ DOĞARKEN Salih Mehmet Ersoy UTANMADINIZ MI? 13 Ocak 2015 Salı günü, Kıbrıs Türk halkının I.nci Cumhurbaşkanı merhum Rauf Raif Denktaş’ın 3.ncü ölüm yıldönümü olması nedeniyle düzenlenen anma töreni nedeniyle bir fiyaskonun meydana çıkmasına neden olması, bir KKTC vatandaşı olarak beni derinden üzmüştür. Merhum liderimiz Denktaş’ın mezarı başında saf, saf duranlar, Cumhurbaşkanından milletvekiline ve hatta bürokrasinin en üst katlarında görev yapanlar dahil, sorumluluklarının bilincinde olmamaları, kelimenin tam anlamıyla gaflettir, delalettir. Ne yazık ki sorumlu siyasiler, hazıra konmayı alışkanlık haline getirdiklerinden, detayına inme aklını kullanmadıkları için bir fiysakonun yaşanması mukadder oldu. Halbuki sorumlu siyasiler, anma töreninin yapılacağını çok evvelden bilmelerine rağmen, gereken tedbirleri almamaları, yukarıda da vurguladığım gibi, tüylenmişe rağbet ve hazıra alışmanın verdiği rahatlıktan kaynaklandığını söylersek teşbihte hata yaptığımız söylenebilir...

:

:

:

: