Üveys gibi

Henüz yeni idrak ettiğimiz Mevlit kandilinin ardından,Rasülüllah efendimizle ilgili bir şiirin hikayesini paylaşmayı uygun buldum
Henüz yeni idrak ettiğimiz Mevlit kandilinin ardından,Rasülüllah efendimizle ilgili bir şiirin hikayesini paylaşmayı uygun buldum
2003 yılında görevli olarak hacca gitmek nasip oldu.Hac vazifemizi tamamlayıp Medine’ye geçtiğimizin ikinci günüydü.Hacılarımızdan bir tanesi rahatsızlanmış,onu hastaneye yatırmıştım.İlk gün hastane telaşından,ikinci gün yine aynı koşuşturma derken Mescid-i Nebevi’de doyası ibadet edememiş,Rasulüllah efendimizi ziyaret edip gönlümce selam verememiş olmanın hüznü,Medine’de olmanın sevinç ve heyecanı içerisinde karmaşık duygularla,bir gün önce hastaneye yatırdığım hacımızı ziyaret etmek için yola çıkmıştım.Mescid-i Nebevi’nin kuzey tarafında bulunan otelimizden güney taraftaki servis merkezine doğru yürürken,Üveys el Karani aklıma geldi.
Yemen’in Karan köyünde yaşlı annesiyle birlikte yaşayan Üveys,Peygamberimizi ziyaret etmek için annesinden izin istemişti.Annesi de bir şartla izin vermiş,Allah Rasülü evde ise görüş,değilse dön gel demişti.O’da günler süren yolculuktan sonra,nihayet gelebildiği Medine’de Rasülullah efendimizi görmek ümidiyle evine geldiğinde evde olmadığını söylemeleri üzerine, annesine verdiği sözüne sadakatle O’nu göremeden üzgün bir şekilde geri dönmüştü.-Bu arada Üveys el Karani’yi yüz yıllardır dilden dile gönülden gönüle yaşatan iki şey,biri Peygamber efendimize olan sevgisi,diğeri de annesine olan sadakati-Bir yandan hayalimde Üveys el Karaniyi canlandırırken yavaş yavaş servis merkezine doğru yürüyordum.Oradan servise binip hastaneye geçeceğim.O esnada sokakta yürüyen bendim amma sanki içimde Bir Peygamber aşığı Üveys yürüyordu…Sevinç, heyecan, hüzün iç içe girmiş. Baktım dilimde bu şiirin bazı mısraları dolanmaya başlamış.-Adını duyardım önce dillerden/Kokunu sorardım esen yellerden/Üveys gibi geldim uzak ellerden/Salat sana Rahmetenlil alemin/Selam sana ya Muhammed Mustafa-….Ve günün sonunda şiirin tamamı ortaya çıktı.Medine’den bir tatlı esinti niyetine buyurun devamı.


Dertli gönüllerin solmayan gülü
Zulmeti nur eden hakkın kandili
Alemlere sultan olan sevgili
Salat sana Rahmetenlilalemîn
Selam sana ya Muhammed Mustafa

Adını duyardım önce dillerden
Kokunu sorardım esen yellerden
Üveys gibi geldim uzak ellerden
Salat sana ey Habibi kibriya
Selam sana ya Muhammed Mustafa

Geçtiğin yollara düştüm de geldim
Aşılmaz dağları aştım da geldim
Aşkınla çağlayıp coştum da geldim
Salat sana ey Hâtem en nebiyyin
Selam sana ya Muhammed Mustafa

Mekke’de çıktığın dağlara sordum
Taif yollarında bağlara sordum
Bu günlere değil çağlara sordum
Salat sana gönlümüzün süruru
Selam sana ya Muhammed Mustafa

Medine derler de bir güzel şehir
O gülün hayali burada zahir
Ten ölür de aşkın bulur mu ahir
Salat sana derdimizin dermanı
Selam sana ya Muhammed Mustafa

Kuba mescidinde seni yad ettim
Uhut’da acını duymak niyetim
Seni seven bir yaralı ümmetim
Salat sana ey seyyid el mürselin
Selam sana ya Muhammed Mustafa


Şu fani ömrümün dertli anında
Boynumu bükmüşüm Ravza önünde
Şefaat bekleriz mahşer gününde
Salat sana ey şefialmüznibin
Selam sana ya Muhammed Mustafa

Yanan yüreklerde gören gözdesin
Yazılan yazıda denen sözdesin
On dört asır geçti içimizdesin
Salat sana ey hidayet güneşi
Selam sana Ya Muhammed Mustafa

Garip Hakkı uzaklara dalıyor
Uzun yollar beni senden alıyor
Beden gitse gönül burada kalıyor
Salat sana ey güzeller güzeli
Selam sana ya Muhammed Mustafa
Bu haber 191 defa okunmuştur

:

:

:

: