Cumhurbaşkanlığı için ilk analiz

Seçimlik bir ülkeyiz, her şey seçime endeksli.
Seçimlik bir ülkeyiz, her şey seçime endeksli.
Seçim dönemleri neler söylenmez ki, neler vaat edilmez.
Hep ertelenir yapılması gerekenler, atılması gereken adımlar, yıllar geçer, zamanında yapılmayanlar birikir bugünkü noktaya gelir.
Önümüzde bir seçim daha var, Cumhurbaşkanlığı seçimi, kısa bir süre kaldı.
Esnaf hatırlandı, köyler, sokaklar geziliyor.
Güzel, hoş, duyarlı mesajlar veriliyor.
Elbette ellenmemesi gereken konularda ses ve renk verilmemeye özen gösteriliyor.
Bu düşünce tabi ki tüm adaylar için geçerli değil.
Özellikle parti ve siyasi korkusu olmayanlar daha gerçekçi geliyor.
Peki, vaat edilen ne?
Kıbrıs sorununu çözmek mi, iç konularda ilerlemeler mi?
Aslında resmi süreç başlamadan yorum yapmayacaktım çünkü artık seçmek hiçbir şey çözmüyor.
Maalesef bir işe yaramıyor “iradeyi sandığa” yansıtmak.
Tabi ki bu düşüncem seçmenin ve seçimin önemini düşürmüyor.
Tüm adaylar değerli ve önemlidir.
Fark nedir, ortaya fark konmalı, birinin yıpranması, zorda kalması belirleyici etken olmamalı.
Ya da yöntem, üretmeden, bomboş, belediye seçimi havasında geçirilmeye zorlanmamalı.
Derviş Eroğlu şuan Cumhurbaşkanıdır, ülke yönetiminde ve siyasi arenada tecrübeli bir isimdir.
Bugüne kadar yaptıkları ortada ve bundan sonrada geldiği noktadan çok bir değişim yaratmayacak.
Seçim sonuçları istediği gibi çıkmazsa, bir devrin sonu çok trajik bitecek.
Ülke nabzını ölçebilecek tecrübeye sahip ve aday olurken bu noktayı mutlaka iyi değerlendirmiştir.
Kaybedeceği tek şey bu şekilde veda etmek olur.
Sibel Siber siyaset dünyamızda yeni sayılacak, hızla yükselen, aldığı görevleri başarıyla yapmış bir başka değerdir.
CTP’nin hükümetteki pasifliği, koalisyondaki tüm olumsuzlukların CTP’ ye yüklenmesi en büyük şansızlığı.
Hükümetin performansı ve beklentileri şuana kadar boşa çıkartması mutlaka sıkıntı yaratacak ki kendi içinde bile henüz sorunları çözmüş değil.
Seçim için ara verilmiş olan parti içi mücadele, olası bir başarısızlıkta artarak büyüyecek.
Sibel hanım kaybetse bile, önümüzdeki uzun dönemde ülke siyasetinde söz sahibi olacağı kesin.
Yani kaybetse bile kazanmış olacak.
Mustafa Akıncı bir döneme damgasını vurmuş bir isim.
Son seçimlerde ortaya çıkan sonuçlar, toplumun alışılmışın dışına çıkma eğilimini yansıtıyor.
Uzunca bir süre siyasette olmaması hem avantaj, hem de dezavantaj.
Siyasi kimlikten uzaklaşma, tarafsız ve daha objektif bir bakış açısı havasını ortaya çıkarıyor.
Bıkkınlık getiren popülizm ve adamcılıkla anılan bir isim değil Mustafa Akıncı.
Dezavantaj durumu ise ülkedeki siyasi havanın, seçmenin her anlamda değişmiş olması, bu ülkede bir gecede çok şey değişiyor geldiğimiz nokta bu.
En önemli rahatlığı tüm adaylar içinde kaybetme korkusu olmayan iki isimden biri.
Kudret Özersay adaylıkla ilgili beklentisini tam olarak yansıtamamış görünüyor.
Attığı her adımda, mevcut siyasetçi profili ile değerlendiriliyor, bunu kırmayı başarırsa her anlamda kazançlı çıkar.
Farklı şeyler söyleyip, farklı düşünceler üretiyor, radikal açılımlar seslendiriyor, siyaset, hamaset yapmıyor.
Adaylar içinde siyasi kaygısı ve kaybetme korkusu olmayan ikinci isim.
Bu seçimle en başta mevcut durumu görecek, siyasette devam veya tamam diyecek.
Siyasi parti kurmak, yola bu tecrübelerle devam etmek, ileriye dönük önemli bir temel olabilir.
Siyasetçi olarak yola çıkmaması önemli bir avantaj.
Kudret hoca da sonuç ne olursa olsun kaybetmeyecek.
Şimdilik genel bir değerlendirme yaptım.
Bu pilav daha çok su kaldırır, ortam daha bir kızışsın olay netleşecek.
Sorun elbette seçim veya isimler değil, sorun ülkede neyin değişeceği.

Bu haber 644 defa okunmuştur

:

:

:

: