Kayıp asfalt nerede?

Kimse devlet olgusuna güvenmiyor.
Kimse devlet olgusuna güvenmiyor.
Acı ama gerçek, güvenmek bir yana, yöneticilerin yaptığı hatalar sebebiyle, devlete inanılmıyor.
Hem adalette, hem de cezada adil davranan bir düzen yaratılmadı.
Kıbrıs sorunlu, sorun çözümsüz, çözüm ise sadece bizim elimizde değil.
Adaletli, şeffaf, hesap sorabilen, hesap verebilen bir yapıysa bizim elimizde.
Bu sistemi biz kurabilirdik ama olmadı, işin kolayına kaçtılar.
Bu ülkede demokrasi yoktur, sadece sandığa gitmek demokrasi ile bağdaştırılamaz.
En başta sandığa giden seçmen, oy isteyen seçilen, siyasi partilere bağımlı hale gelen sempatizanlar, peşinden gittikleri, oy verdikleri siyasi görüşe, ideoloji ve inanç anlamında değil, çıkar anlamında tercih gösteriyorlar.
Siyasi partilerin duruşu, inandıkları, savundukları, göreve gelince yaptıkları, tercih sebebi olacakken, sağa-sola dağıttıkları ile iktidarla veya muhalefet oluyorlar.
Her gelen siyaset aynı yol ve yöntemlerle geldiği için birbirinden çok bir fark kalmıyor.
Ötekileştik, ayrıştırıldık, partilere, siyasi görüşlere, onların her hatasını kabullenmeye, savunmaya, siyasi partilerle çıkarlar örtüştükçe bir de bağımlılık oluşuyor.
En kötüsü hatalar kabulleniliyor, örtülüyor, unutuluyor, çıkarlar örtüştükçe, buluşma noktaları korundukça sorun yok.
Toprak ürünlerinden birisi aramıştı, kurumda yaşandığını iddia ettiği olayları anlatacaktı.
Buluşacak ve konuşacaktık, belgeler verecekti, adını yazmayacak, söylemeyecektim, önce programa çıkmaya ikna etmeye çalıştım, vazgeçti.
Kendisine haksızlık yapıldığını fakat bu durumun düzeltildiğini söyleyerek konuşmasına gerek kalmadığını söylemişti.
Bu kadar basit, dokunma bana dokunmayayım sana.
Ben, kişiliğim, çıkarlarım memnunsam sorun yok.
Toplumun parası, sahip olduğu değerler kimin umurunda, bir de şöyle bir yaklaşım var;
“Siz konuşun yazın ama bu bilgileri size benim verdiğimi söylemeyin başım ağrımasın.”
Denetlemeyi toplum yapacak, toplumun bireyleri olan yöneticiler, bulundukları kurumları çalıştırarak toplumun haklarını savunacak.
Mahkemeler, polis teşkilatı, Sayıştaylık çok eleştiriliyor.
Yeterince çalışıp, denetleyip, gerekli girişimleri yapmıyorlar diye.
Özellikle usulsüzlük, yasal olmayan icraatlar ve hesapsız işlerin ortaya çıkarılmasında Sayıştaylık kurumu çok konuşuluyor.
Kara yollarında ortaya çıkarılan bir olay ve buna bağlı olarak bir rapor var.
Sayıştaylık raporunun sonuç kısmı aynen şöyle;
“KKTC Karayolları Dairesi’nin karayolu ağını inşa yükümlülüğünü yerine getirebilmede en önemli unsur olan bitüme ilişkin 01.01.2006-03.05.2013 dönem kapsamında gerçekleştirilen denetim neticesinde;
Bitümün muhafazasının yapıldığı ana depo olan Gazimağusa Serbest Liman Bölgesi içerisinde yer alan Asfalt Isıtma ve Depolama Tesisinde, stoktaki bitümün durumunu gösteren kayıtların tutulmadığı,
MIK.051/2010 nolu ihale kapsamında depolara girişi sağlanmayan bitüm sebebiyle İthal Edilecek Bitümlü Malzeme İle İlgili Teknik Şartnamenin 13. maddesine aykırı hareket edildiği,
Karayolları Dairesince İthal edilip ödenen ancak Depolama tesislerine girmeyen 2,595.026 Ton, Gazimağusa Deposundan Haspolat deposuna MF.63 Forumlarına göre sevk edilen ancak Haspolat Beton Asfalt Şantiyesi’ne girişi belgelenemeyen 3,115.960 Ton, olmak üzere toplam 5,710.986 Ton bitümün nereye dağıtıldığı hususunda bulguyrastlanmaması sebebiyle bu miktarın nerede, nasıl ve/veya hangi amaçla kullanıldığının belgelenemediği sonucuna varılmıştır.”
5, 710, 986 ton asfaltın nerede olduğu belli değil.
Aslında belli ama değilmiş gibi hareket ediliyor.
Bu kayıp asfaltın Mağusa’ da bazı inşaat şirketlerinin yaptığı sitelere götürüldüğü ve kullanıldığı iddiası var.
İddia kurum kaynaklı, işte rapor, işte ip ucu, niyet varsa, unutturmaya çalışmak yerine üzerine gidilir.
Hesap sorulur, ders alınır ve ders verilir, söylediğim gibi irade ve niyet varsa, bununda üzeri örtülmek istenmiyorsa.
Bu haber 610 defa okunmuştur

:

:

:

: