Kıbrıs’ta federal çözüm zamanı mı?

Anlıyorum değerli okurlar çok iddialı bir söz, gerçekten Kıbrıs’ta federal çözüm ne zaman gelecek diye düşünen çok insanımız var.
Anlıyorum değerli okurlar çok iddialı bir söz, gerçekten Kıbrıs’ta federal çözüm ne zaman gelecek diye düşünen çok insanımız var. Aslında taraflar gerçekten federal çözüme hazır mı? Bu çok iyi analiz edilmeli, ben çok eski tarihlere gitmeden bir değerlendirme yapacağım. Federal çözüme en yakın olduğumuz zaman 1983 Eylül ayı idi. BM Genel kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Denktaş New York’ta, dönemin Rum Başkanı Kiprianu ile birlikte ve federal çözüme imza atmaya ramak kalmışken Kiprianu, masayı terk ederek olası anlaşmayı kabul etmedi. Detaylarına girmek istemiyorum. O dönemin Rum Dışişleri Bakanı NikosRolandis’in ağzından da dinledim yaşananları. Kiprianu Yunanistan kabul etmediği için de o antlaşmayı imzalamadı öneri olarak Denktaş’ın%29+ toprak önerisini yaptığı zaman.
Ondan sonrada yine dönemin Rum Lideri Vasiliuu döneminde de müzakereler yapıldı ancak imza atılmaya kadar yakınlaşılamadı. Çünkü Vasiliu Kıbrıs Cumhuriyeti sistemi üzerinde ısrar ediyordu. Çok özet yazıyorum bu gelişmeleri. Ben Vasiliu ile de bire bir konuştum. Ondan sonra Annan planı dönemi nasıl ortaya çıktığı konusuna girmeyeceğim. Ancak bir milat oldu ve iki halk ayrı olarak referanduma gitti. Rum tarafının cebinde AB üyeliği kapsamlı çözüm Rum halkı tarafından bir daha ret edildi. Kıbrıs Türklerine de AB tarafından bolca verilen sözler havada kaldı. Rumların o dönem balon gibi şişirilmiş ekonomileri çok iyi durumda iken federal devleti ve AB üyeliğini bizlerle paylaşmak istemediler. Hatta bizim ile ekonomik durumumuzun iyi olmamasından dolayı da bizi taşıyamayacaklarını söylediler.
Zaman hızlı geçiyor değerli okurlar on yıl geçti ve Rum ekonomisi yerle bir oldu. Yunanistan ayni ve özellikle Güney AB ülkeleri çok ciddi ekonomik sorunlar yaşıyor. Geçen hafta da yapılan Yunanistan erken genel seçimleri radikal sol olan SYRİZA’yı iktidara getirdi. SYRİZA AB ile yapılan ekonomik programı ve TROYKAYI reddediyor. Kısacası AB’nin söz sahibi olan Almanya sıkıntılı günler yaşayacak. Yakın zaman da İspanya’da seçimler var. SYRİZA çizgisinde PODOMOS var. Eğer onlarda başarılı olursa güney AB ülkelerinde ciddi bir değişim ve AB politikaları çökebilir. Tüm güney AB ülkeleri Kuzey AB ülkelerinin ekonomik dayatmasından rahatsız. İtalya, İspanya, Portekiz, Polonya ve küçük AB üyeleri zaten son AB parlamento seçimlerinde katılım %40’lara kadar düştüğü için kemer sıkma politikasının fayda vermediği çok tartışılmıştı. Güney Kıbrıs ekonomik yönden zaten batmış son bu hacizli mallarla ilgili yasada TROYKANIN istediği gibi geçmediği için geçen hafta Rum temsilciler meclisinde oylanmıştı ve muhalefet hükümetin önerilerine karşı oy vererek yasayı geçirmedi. TROYKANIN üst düzey yetkilileri Kıbrıs’tan ayrıldı ve ciddi bir kriz gündeme geldi.
Bu kadar ciddi siyasi ve ekonomik krizler yaşanmakta özellikle AB üye ülkelerinde ve açıkçası para yok deniyor. Peki Kıbrıs’ta öngörülen bir anlaşmanın özellikle mali yönden değerlendirmeye aldığımız zaman, bu maliyeti kim karşılayacak? Tazminatlar nasıl ödenecek?Akla şu gelebilir; denizde gaz ve petrol olabilir. Ancak bu iş denizdeki balığı satmaya benzer: Denizde hiç balık satılır mı?
Devam edelim; 1983’de federal çözüme çok yaklaşılmıştı. O zaman KKTC’deki yapılaşma nüfus ve yatırımlar şu andaki durum ile karşılaştırma yapıldığı zaman sonuçlar %29+ toprak ile anlaşma olamayacağını açık olarak göstermektedir. Çünkü yeniden bizim halkımız göçmen yapılamaz. Yapacak olan birisi varsa o da haindir. Geçen haftalarda çok geniş ve detaylı kamuoyu araştırması yapıldı. Değer verdiğim bir araştırmacı Kudret Akay. Kısaca Annan planında kabul edilenler ve o zamanki düşünce temelden değişti. Halkımız gördü ki, kaybedeceklerinin yeri doldurulamayacak, devletinden veya geliştirmiş olduğu tüm varlıklardan vaz geçmiyor, bu da halkımızın düşüncesi. AB’nin özellikle ekonomik olarak yaklaşımları korkutucu.
Yunanistan’daki seçim sonrası gelişmeler haliyle bölgede istikrar tartışması başlattı. Görünen o ki, İspanya’daki seçimlerde benzer sonuçlar ile sonuçlanacak ve güney AB ülkelerinde kuzey AB ülkelerine karşı bir baş kaldırış başlayacak. Bu gelişmeler AB'yi ve Euro’yu sarsacak bu kesindir. İngiltere’nin işine gelir mi, Sterlin değer kazanır tabi. Zaten AB küçülecek diye İngiltere’nin açıklamaları var. Dolar değer kazanır ABD’nin işine gelir. Rusya özellikle Ukrayna’da devam eden savaştan dolayı AB’nin istikrarlı olasını istemez ve bundan dolayı Putin Yunanistan Başbakanı Çipras’a açık çek “AB’den çık biz ne gerekirse yaparız” diye mesaj gönderdi.
Şimdi gelelim bize; bu kadar şeytan kazanının içerisine gözü kapalı, neden federal bir Kıbrıs kim ısrarla istiyor. Bizim dışımızdakiler başta ABD,AB ve diğerleri. Kıbrıs halklarına gerçek anlamda soran var mı? İşte bunu biz böyle istiyoruz ancak siz bu şekilde kalkınırsınız bölgeye istikrar gelir zenginleşirsiniz. Hep güzel sözler Annan planında olduğu gibi havuzlu villalar. KKTC halkı niye bilinmeyen bir serüvene atılsın. Belki siyaseten tanınmıyoruz ancak Dünya bizi bir varlık olarak tanıyor ve bizim ile iş yapıyor. Sıkıntılarımız yok mu? Var elbette ancak devletimizi kaybetmeye değer mi?
Onun için benim fikrim; bu dönem federal Kıbrıs dönemi değildir. Tam tersi gelecek nesillerimiz için devletimize sahip çıkma dönemidir.
Bu haber 452 defa okunmuştur

:

:

:

: