Bir yıldızlı ülkede, üç yıldızlı turizm olmaz”

Turizm için belirli bir dönem var mıdır?
Turizm için belirli bir dönem var mıdır?
Elbette yoktur ama bizim ülkemizde turizm daha çok yaz aylarında akıllara düşer.
Öncelikle karar verilmeli, bizim için turizmin anlamı nedir?
Söylendiği gibi lokomotif sektör mü, ülkeyi ayağa kaldıracak, öncelikli sektör olacak, bir koyup beş alacağımız, istihdam ve belirli sıkıntıları aşacağımız en önemli alan ve bacasız fabrika mı?
Nedir turizm, bir yıla yayılabilir mi, eksik nerede veya yanlış, kaynak ayrılmasında, uzun vadeli devlet politikası haline getirilmesinde neden istenilen noktaya gelinemiyor?
Turizm de 2015 yılı zor geçecek.
Üçüncü ülkelerden turist getirmek zor fakat deneniyor, belli oranda başarılıyor da.
En önemli Pazar tabi ki Türkiye pazarı.
Türkiye’nin turizm sektörüyle rekabet etmek hiç kolay değil.
İmaj, başıboşluk, ilgisizlik, çevre anlamındaki olumsuzluklar en çok bu sektörü vuruyor.
Bu sektör büyüyüp, daha da gelişse bu akılcı, ciddi, iradeli devlet politikası ile yerli ürün kullanımına yönlendirilse bu ülke iyiye doğru istenilenden daha hızlı yol alır.
Söylediğim gibi bu gerçekten isteniyorsa, böyle bir amaç varsa.
Yazımın başlığını sevgili Aziz Kent seslendirdi, namı-diğer Con Aziz.
Peki, haksız mı, bu güzelim ülkede yaşananlar, bir yıldızlık değil mi?
Bir yıldızlık bu ülkede, çok yıldızlı beklentiler sadece hayal kırıklığıdır.
Rusya da yaşanan kriz, Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, turizmi de etkileyecek.
Rusya Tur Operatörleri Birliği Başkan Yardımcısı Dimitri Gorin, Mısır’lı operatörlerle Rusya’ya %30- 40 indirim yapılması konusunda anlaştıklarını ve Türkiye’den de özel şartlar beklediklerini açıkladı.
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Yusuf Hacısüleyman turizm sektöründe Rusya’daki krizle ilgili olarak;
“Turizmde 1 milyar, ekonomide 34 milyar dolar kayıp. Ziyaretçi sayısında en az yüzde 25-30 azalma bekliyoruz. Rusya pazarında ki düşüşün, 1 milyon turist olacağını düşünüyorum. Bu, turizmde 1 milyar dolar, ekonomi için de 34 milyar dolarlık bir kayıp demek. Rusya Federasyonu'nda her yıl 54 milyon kişi seyahat ediyor. Ülke dışına çıkanlar 18 milyon. Bu 18 milyondan Türkiye olarak 4,5 milyon kişi alıyoruz, 3,5 milyonu sadece Antalya alıyor. Biz Ruslarda 1 milyon azalma bekliyoruz. Bu kadar büyük kaybı telafi etmek mümkün değil. İran ve İsrail'de artış olabilir. Ama bu düşüşü karşılamaz. Turist sayısındaki azalma birçok sektörü etkiliyor. Daha az gıda tüketilecek, daha az sefer yapılacak, daha az personel çalışacak. Yani sadece turizmde değil, başka sektörlerde de kayıp olacak.'

Türkiye turizmcisi bu endişeyi taşıyor ve pazar arayışıyla iç piyasaya yöneliyor, çeşitli politika ve çareler üretmenin arayışında düşünceler geliştiriyor.
KKTC turizmcisi tehlikenin fakında ama yetkili merciler ne alemde, işte esas mesele bu.
Kıbrıs Türk Seyahat ve Turizm Acenteler Birliği Başkanı Orhan Tolun konuya şöyle yaklaşıyor ve uyarıyor;
“Rusya’da yaşanan kriz bizi çok etkileyecek. Turizm de rakibimiz olan birçok yer indirime ve iç piyasaya döndü. Bize gelecek turist, özellikle Antalya ve benzeri yerlere gidecek. Biz hala daha farkında değiliz. Hala daha imajımızı düzeltmeyi düşünmüyoruz, kimisine göre kumar, kimisine göre fuhuş ülkesiyiz. Turizm tanıtımı için fuarlar azaltıldı, bütçede kaynak ayrılmadı. İstenen buysa başardık. El birliğiyle ülkeyi bitirdik. Bir an önce turizm örgütü kurulmalı. Reklam ve tanıtım yapılmalı. Hangi ülke var ki ana gelir kaynağını turizm olalar belirliyor ama hiçbir şey yapmıyor.”
Her sektöre her alana mavi boncuk dağıtılarak strateji belirlenmez.
Öncelikli olanlar seçilir, mevcut kaynaklar verimlilik esasına göre ayrılır.
Yerli üretim öncelikle iç piyasada eritilmeye teşvik edilir.
Satılamayan ürünlere teşvik verileceğine, satın alacak olan yerli işletmelere teşvik verisin.
Ki bu önerildi, korkulan ise, yerli üretimi kullanmak için alan işletmelerin, bunların ticaretini de yapma ihtimali.
Örneğin hellimi kullanmak için alan bir otelin, bu hellimden bir başka işletmeye satış yapması.
Korku ve bunun savunması bu endişe.
O zaman denetleyin, devlet otoritesi masa maşında oluşmaz.
Sonra amaç yerli üretimin desteklenmesi, satılması, kullanılması, iç piyasada toplumun daha ucuz ve kaliteli ürün kullanması değil mi?
Aşalım bunları, bu sığ, çağ dışı düşünceleri, en başta ortaya amaç koyalım, bir amaç, bir hedef için enerji harcayalım.
Bacasız fabrika turizmi zor günler bekliyor, adım atmak için geç bile kalındı fakat zararın neresinden dönülse kardır.


Bu haber 579 defa okunmuştur

:

:

:

: