Beste Sakallı

Sevgili Beste’yi televizyonda, PAPATYA SEFERLERİ isimli sanat programıyla tanıdım. Sanırım 4. Kitabım “ Benim Adım Şiir” çıkmıştı, 2001 olmalı…
Sevgili Beste’yi televizyonda, PAPATYA SEFERLERİ isimli sanat programıyla tanıdım. Sanırım 4. Kitabım “ Benim Adım Şiir” çıkmıştı, 2001 olmalı… Genç Tv de yaptığı programlar BRT’de de sürmüştü 2006’ya kadar… Yılların geçişine bakar mısınız? Bence dörtnala geçiyorlar…

Beste Sakallı, 1982’de Mağusa’da doğar.Mağusa Türk Maarif Kolejini bitirir. Doğu Akdeniz Üniversitesinde İngiliz Dili Eğitim Bölümünü bitirir. Önce mastır yapar, ardından doktorasını tamamlar. Doğal olarak bir süre elini eteğini çeker, sosyal yaşamdan… Görünmez olur. (Aslında sosyal etkinlikleri bizzat gerçekleştirmekten zevk alır.)
Kar Yanığı ve İnadına Sevdalı isimli kitaplarında yer alan şiirlerinden bazıları Azericeye çevrilerek SEVDA HATRINA adıyla yayınlanır.
Şiirleri, Makedonca, Yunanca, Almanca, Arnavutça ve Bulgarcaya çevrilir.
BARIŞ TÜTEN MAVİLİK
İlk şiir kitabıdır. 2000 yılında yayınlanır.Kendi düşüncelerini bakın nasıl açıklıyor, bir kitabının önsözünde:
“ Hayata, umuda ve sevdaya açıyorum yelkenlerimi. Üzerinde yaşadığım bu ADA’nın çocuğu olmanı etkisiyle kuşkusuz barışa iki kat özlem duyuyorum. Yalın bir dille barışı anlattığım şiirimle açılan yapraklar, umuda, zaman zaman da yön değiştirip sevdaya kayıyor olsa da; sonunda ortak bir noktada buluştukları “dört yol ağzı”nda kapanıyor.
PAPATYA SEFERLERİ:
2001 yılında gün yüzü görür.
Benimbelki de şiirlerinden daha çok sevdiğim, içimi ısıtan yazılarıdır. Kıbrıs Gazetesinde Pazar günleri uzunca bir süre hazırladığı edebiyat sayfasındaki yazıları… Bu / bence şiirsel yazı/ları enfes tatlar bıraktı damaklarımızda…
Bu şiir kitabındaki şiirler için şöyle bir özet yapıyor, sevgili Beste Sakallı:
“ Papatya Seferleri, hayatın ince çizgilerini ve belki de üzerinde durmadığımız ama bizi biz yapan ayrıntıları, yanımızdan geçen, hatta tenleri tenlerimize değdiği halde fark edemediğimiz güzellikleri, “insanlık”ları, bazen sorgulamaları, geç kalmış iç çekişlerini, hiç kuşkusuz aşık olduğu ADA’mı, annesinin aynasının önünde rujlarını sürerken dudağından taşıran küçük bir çocuğun gözlerinden anlatan bir soluk…”
Akdenizli’yim diyorsa bir şair… Hele hele de kadınsa… Dur orda… Gözünü bile kırpma… Canına okur dizelerin… Yürek aşkın ateşiyle için için yanar da dumanı tütmez…

BÜYÜTMEM SENİ AKDENİZ

Delik deşik mavi
Köpükler kalabalığı
Kabar
Özgürsün artık Akdeniz
Kelepçeler
Yitik hecelerinde
Kaldı gecelerin
İzdüşümlerinde
Kalabalık
Yalnızlıkların…
Dalgalan hadi
Ayaklan
Uçur martıları yatağından
Çocuksun yine Akdeniz…
(PAPATYA SEFERLERİ, s. 73)

Kitapta yer yer adını koymadığı şiir/yazılar da var. Ben onları çok sevdim…

“ Sokaklar bile tenha sonbaharsız
cemreler suya düşmüş savunmasız
yaprağa acısam da korunmasız
savaşmam bu yaz günü
can uğruna
yapayalnız…”

Şair, yazmaya başladı mı, dinlemez sağı solu… Burnunun dikine gider… Kanasa yürek aşktan, yansa ten sevdadan… Fuzuli gibi razıdır aşkın sönmeyen ateşine…

ÖKSÜZ ŞEHİR GÖZLERİ
……….
papatyalar üzerinde
biriken çiğleri
nefesinle dağıtırsan
gazellerini de öpmeyi
unutma sakın tomurcukların
rüyalarında bile olsa
unutma
ışıklarını söndürüp şehrin
öyle dal uykuya…
(PAPATYA SEFERLERİ,s.70)

Seven yürek, duyan düşünen yürek, yalnızlığı hiç sevmez… Sevdanın biri gitse, diğeri görünmeli , çıkagelip kurulmalı baş köşeye… Parsellense de yürek, AŞKA ÇAĞRILIdır her vakit…

YAŞAMAK ADINA

Sevda şarkılarını söylerken hala
ve unutulmuşken
en ümitsiz anında
yakalamalı insan aşkları yakapaça
hiç yalnız kılmamalı yüreğini…
(PAPATYA SEFERLERİ, s. 27)

KAR YANIĞI:
2002 Nisanında basılır. Kitabı için şöyle bir yorum getirir şair:
“Şiir serüveni, ilişkilerin fast-foodgibi çabucak tüketildiği bir zamanın inadına, sevginin en temiz en yakıcı olanını aramak adına devam ediyor ve araya bu yüzden “ KAR YANIĞI” giriyor. Bu kitapla da iç meydan muharebelerini anlatıyorum, sansürsüz…”O” çarpıntıların ve sevdaların kurşungeçirmez tutsaklığının bölgesinde oturup aşkı karalıyor ve paylaşıyorum.”
ADA’M GİBİ
mahvolurken
manasız gidişlerim
bencil satın alışlarında
hep kaybettiğimdin
ucuz aşk oyunlarında

tozlandım
zamansız aklandı
baba yadigarı
hırçınlığım
zor kaybettiğimdin
önüme düştükçe
dağ soğukluğun

geceleri
ufalanmış
gün gibi
çöktüğümdün
küçük geldin
sevdama birkaç
mevsim…
(KAR YANIĞI,s. 27)

Bu kitapta Beste’nin kısa kısa şiirlerinin yer aldığı SEN’LER bölümü var.

“ sen
dost avuntularımın
gün ışığına çıktığı
mevsimsiz yanılgılarımsın
çok sürmez
çiçeksiz kalırsın…”

“ sen
sonunu bile bile
yağmur altında
kaldığım
yaramaz çocukluğumsun
inadına ıslanıyorum…”

Yürek sevdi mi ta derinden, kaçacak delik arar… Sevdalar da terk edip gitmez ki, ansızın çıkageldiği gibi… Hançerler yüreği, kanatır derinden…

HANÇER SEVDAN
……..
gidersem de
bir ağustos
akşamüzeri
gitmeliyim
bu diyarlardan
sırtımda hançer sevdan
dudağımda adına
yazdığım şarkılar
-seni sayıklayarak
terk etmeliyim bu diyarları-
(KAR YANIĞI,s.51)

İNADINA SEVDALI:
Bir şeye inanıyorum ki, şair-yazarlar kendi yazdıkları üzerine neler düşündüklerini bize özetlemeli, onun yaptığı gibi… Onu anlamanın yol göstericisi olan bu sözler bize de ışık oluyor o zaman… Doğru yöne bakmayı öğrenip, onu daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Beste’de bu kitabıyla ilgili düşüncelerini şöyle açıklıyor:
“ Sonra insanlara dönüyorum, daha çok yüzü seyrediyorum, daha çok hikaye dinliyor ve hafızamda topladığım üzgün, mutsuz yüzlerin hikayelerinin oranının; mutlu yüzlere ve hikayelere oranla kat kat fazla olduğunu fark ediyorum. Komşularımı, yaseminlerini sulamaktan vazgeçirecek kadar acı manzaralara tanık oluyorum. ADA’nın bağrından kopan çiçeklere, bedenleri ve yürekleri ayrı yerde olan insanlara… Kısacası göç edenlere…
Herkesin hikayesi ne kadar hüzünlü olursa olsun, ortak bir gerçek vardı tüm yüreklerin paylaştığı; ortak bir göz içi gülmesi… Herkes bu ADA’ya İNADINASEVDALI’ydı. Ve böylelikle bir göç hikayesi sezgilerin, gözlerin ve yüzlerin rehberliğinde dizelere dökülüyor ve şiir yeni bir kitap, yine bir tarihe tanıklık ediyor dizeleriyle…”
Şair, şiir gibi cümleleriyle, bitmek bilmeyen yazma serüvenini dillendiriyor gönlünce…
BİR SEN VAKTİ:
Şairin 2006’da yayınladığı şiir kitabıdır. Kitabın iç sayfasına şöyle yazmış:
“ Sevgili Ayşe Tural’a… Şiirin büyülü yolculuğunda her zaman karşılaşmak dileğiyle…” Gerçekten de o yıllarda sık sık karşılaştık Beste’yle… Yurt içi ya da yurt dışı etkinliklerde… Şiir insanı buluşturan mucize çünkü…
NASILSA
git gideceğin yere kadar
nasılsa gönül hep affeder
bir rüyanın en anlamlı yerinde
nasılsa kader hep yan çizer
geceyi beklemez
iner yüreğime tuzlu keder
sev seveceğin yere kadar
nasılsa mazi hep kaybeder
(BİR SEN VAKTİ,s. 51)

Ayrılıklar, duyarlı yüreği acıtır da, yalvarışlar dökülür dudaklardan… Keşkelere tuz eksen ne fayda…

DAHA FAZLA KALSAYDIN KEŞKE

daha fazla kalsaydın keşke
bilirsin hatır büyüktür yüreğinin yüreğimde
noktaların olmadığı memleketlere kaçalım gel
belki bir ihtimal daha vardır
yaşar bu hasta aşk
gözlerinde deniz tuzu
susuşlarında ekşi
bir firar kokusu
bir yudum anason iç gel
bir nefes Lefkoşa
değiştirir belki fikrini
sen bir kolundan tut ben diğerinden
uysallaştıralım şu yabani aşkımızı
gitme…
(BİR SEN VAKTİ, s. 35)
Deli sevdalar, yürek çarpıntıları, aşk inadına, sevda inadına vurur iki damla gözyaşının ortasına… Ne gidişler biter, ne de ardından bakakalışlar… Ama o deli yürek sevdadan ölmeye dünden razıdır…

BEN ÖLÜRSEM SEVDADAN ÖLECEĞİM

ben ölürsem sevdadan öleceğim
hıçkıra hıçkıra ağlarken
bir gün
tıkanacak nefesim
kesilecek sesim
ve kalıvereceğim oracıkta gariban
kimse bilmeyecek
kim olduğumu
nereden gelip nereye gittiğimi
hangi sevdayla doğup
hangisiyle öldüğümü bilemeyecek sevgililerim…
(BİR SEN VAKTİ,s.32)
İHLAL
2008’ de çıkar. Şiirlerinden bir demet daha… Bu kez şiir CD si de birliktedir.Kitabın arka kapağında düşüncelerini şöyle özetler Sakallı:
“ Çünkü şiir; tembihlenmiş kelimelere özgürlüklerini vermektir biraz da… Hayallerin haddini aştığı, düşlerin yüz bulduğu ve düşüncelerin olması gereken gibi değil, yaşanması gereken biçimiyle büyüdüğüve coştuğu bir ülkedir. Bugünü İHLAL’dir mesela. Çünkü bugünün sınırlarını delip, bugünün zamanını aşıp, yarın için şiir yazmaktır, şiir… Kendinin, başkalarının ve yaşananların çizgilerini geçip en çiğ duygularına değinebilmektir zaman zaman …
Kısaca İHLAL şiiri başlatan yerdir. Ve şiir bir ihlaldir kendi içinde…”
Şimdi de kitapta yer alan şiirlerine bir göz atalım isterseniz… Adanın dört bir yanı hasrettir barışa… Gel gel etsen ne fayda… Gel demekle gelseydi, dünya cennet olurdu. Hele de cennet Kıbrıs bir başka gönenirdi, kuşkusuz…
GÖÇMEDEN GELSEYDİ BARIŞ

göçmeden gelseydi barış
göçmeden umuttan ve inançtan
bu hırıltıların tacizinde
sağ eli sol eliyle kavgalı
gölgesiyle davalı bizlerden sıyrılıp
açsaydı elverişli bir araziye
yanağını dayamış bir nergis gibi…
(İHLAL,s. 10)
Adamın her yeri güzel, her yeri eşsiz… Bencileyin de dağı taşı bir başka… Eşi benzeri yok…Karpaz’danYeşilırmağa, Girne’den Lefkoşa’ya…

BENİ KARPAZ’DA UNUT RÜZGAR

beniKarpaz’da unut rüzgar
“sever”e demirlemiş bir papatyanın dudağında
uçsuz bucaksız dalgaların koridorlarında bir nar gibi
darmadağın…

masallarıma kadar kumlanmış
adını bilmediğim bir kuşun kanatlarını kuşanmış
gün batımıyla kaçmış bir gündüz gibi unut…
(İHLAL, s. 24)
İnsan sevgisine NİSANı bile feda eder şair yüreği… İnsandır anlamlandıran her şeyi… Hayat veren, güzelleştiren…

NİSANLAR UĞRAMASIN BURALARA
İNSANLAR UĞRASIN

Nisanlar uğramasın buralara, insanlar uğrasın
İki harf yer değişsin, varsın bir mevsim eksilsin
Ama insan görsün biraz gözüm, insan
Varsın ömrümün bir ayı gitsin…
(İHLAL, s. 61)
Delice atan sevdalı yürek, kaybedince aşkı; onunla kayboluverir koca kent… “Şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi” oyununa dönüverse, yürek bulsa aradığını… Elini çabuk tut… Ben kaybolursam şiir de kaybolur, diyor seven yürek…
KAYIP
bulamıyorum nereye götürdün bu kenti
nereye kaybettin beni

ara bul yoksa bir Lüzinyan kaçıracak
gelmezsen bir imparatorluk benim için dağılacak
dur daha da gömme tarihe
bilirsin bu aşk seni her mevsim ağrıtacak

taşıyorum kendime
surlar beni durduramayacak
ağlayacağım
bütün krallar mezarlarından kalkacak
bir şiirim tüm şehri kuşatacak
ve kulaklarında mısralarım patlayacak

bul çabucak nerdeye götürdüysen bu kemti
nereye kaybettin bu şair elleri…
(İHLAL,s. 68)

Dilerim pek yakında suskunluğu biter de, yine aramıza katılır sevgili Beste… Şiire, yazıya yolculuğu bir ömür sürsün…
Bu haber 195 defa okunmuştur

:

:

:

: