SOYGUNLAR, AFLAR, DEVLET MALI DENİZ VE KÜLTÜREL YOZLAŞMA

Geçtiğimiz hafta yine bir banka soygunu olayı gündemi meşgul etti.
Geçtiğimiz hafta yine bir banka soygunu olayı gündemi meşgul etti. Bu haber üzerine ülkemizde neler oluyor diye tekrar sormaya başladık. Geçmişte böyle şeyler olmazdı diye mutat konuşmalarımızı yaptık ve kolaycılığa kaçarak olayı beklide demografik perspektifte yorumladık.
Ülkemizdeki soygun ve hırsızlık olaylarında başvurduğumuz diğer ezber yaklaşım ise polisiye tedbirleri konuşmaktır. Daha fazla polis alınmalı veya özel güvenlik yasasında değişiklik yapılarak güvenlikçilerin de silah taşıması gibi tedbirleri herkes konuşmaya başlar. Bir de son zamanların moda söylemi “MOBESE” kameralarını monte etmek uzmanların dilinden düşmez oldu. Sanki de Türkiye ve yanı başımızdaki Güney Kıbrıs’ta bu kadar kullanımı olmayan sabit radarların monte edilmesi trafik canavarına dur demiş de MOBESE kameralar solgunluklara dur diyecek. Elbette, böylesi çağdaş teknolojik çözümlemelere karşı olamayız. Ancak, buradaki yanlışlığımız her zaman yaptığımız gibi bataklık yerine sivrisinekleri hedef almaktadır.
ÜLKEMİZDE GİDEREK ARTAN SOYGUN, HIRSIZLIK, RÜŞVET VE YOLSUZLUK OLAYLARINA YAKLAŞIMIMIZ SONUÇLARDAN ÖTE NEDENLERE YOĞUNLAŞMAK OLMALIDIR. YANİ, BU OLAYLARI YARATAN EKONOMİK, YÖNETİMSEL VE SOSYAL NEDENLER NELERDİR? SORUSU GERÇEK ANLAMDA UZMANLAR TARAFINDAN YANITLANMALI VE ÇÖZÜMLER ÇIKAR GRUPLARININ TERCİHLERİNE GÖRE PLAYATİF DEĞİL SİYASATTEN ARİ BİR PLAN DÂHİLİNDE ŞEKİLLENMELİDİR.
ŞİMDİ GELELİM HIRSIZLIK DİYEBİLECEĞİMİZ YUKARIDAKİ OLAYLARI AZDIRAN NEDENLERİ İRDELEMEYE…… BUNUN İÇİN AŞAĞIDAKİ SORULARA KAFA YORMAK YETERLİ OLACAKTIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.
• KKTC Merkez Bankası’nın sıkı denetimi ve gözetimi sayesinde gerçek kazançlarını raporlamak ve ona göre vergi ödemek durumunda olan bankaların bazı kesimlerce gelende tefeci ilan edilmesi bankaların soyulmasını bir nevi meşru kılmadı mı? Hâlbuki mevcut çağdışı muhasebe ve murakabe sistemi ile gerçek kazançlarını saklayıp hatta zarar gösteren diğer sektör işletmeleri bir nevi mağdur durumuna sokulmakta, bankalar ise günah keçisi yapılabilmektedir.
• Devlet yükümlülüklerini yerine getirmeyen, yani çalanı(hırsızı) bağışlayan ve düzenli ödeyeni yerine koyarken sonradan soyanları, yolsuzluk yapanları sosyolojik ve psikolojik olarak haklı çıkarmıyor mu?
• Nerede ise kanıtlanmış ve belgelenmiş rüşvetçileri emekliye sevkedip veya olayı kapatıp başka birimlere göreve göndererek kurtarmak bu ülkede rüşveti ve yolsuzluğu meşru hale getirmiyor mu?
• Sandviç büfesinden takım elbise faturası alarak vatandaşın parasını çalan ve 2001 yılından dahi sözde devam eden davaların yetkili devlet kurumlarınca akamete uğratılması toplum hiçe sayılarak yapılıyorsa bugün ve yarın yapılacak soygun, rüşvet ve diğer hırsızlıkları önleyeceğini iddia eden ve adalet vaat eden kurumlara güvenmek mümkün olur mu?
• Yolsuzluk ve usulsüzlük dosyalarını hiçe sayarak aynı belediye başkanlarını aday gösteren parti liderliklerinin bu ülkede temiz eller operasyonu yapacaklarına inanmak mümkün mü?
• Belediyeleri çalan başkanlara parayı yatırdığı zaman suçlama getirmeyen yargı sistemine bu toplum güvenebilir mi?
• Bu ülkede yolsuzluk ve usulsüzlükleri önlemede en önemli organ olan Sayıştay raporlarını itibarsızlaştıran ve Sayıştay Başkanlığını güçlendirmek yerine kifayetsiz hale getiren hükümet ve devlet yetkililerine güvenmek mümkün mü?
• Yüksek harçlar ve yıllar süren dava süreçleri nedeni ile Yüksek İdare Mahkemesine başvuramayan gariban vatandaşın uğrak yeri olabilecek Ombudsmanı yok eden bir zihniyete toplumun güvenmesi mümkün mü?
• Liyakatin esas alınması gereken Kamu Hizmeti Komisyonu’ndaki rezaletlere dur diyebilmek için hiçbir ciddi önlem alamayan zihniyete toplumun güvenmesi mümkün mü?
• Bazı partilerdeki yolsuzluk iddialarına yasal sorumlulukları olmasına rağmen kayıtsız kalan yargı mercilerine toplumun tam olarak güvenmesi mümkün mü?
• Sayıştay’ın hukuk dışı olduğu uyarılarına rağmen Bakanlar Kurulu kararlarını uygulayan kabine üyelerine hesap sormayan devlet düzenine toplumun tam olarak güvenmesi mümkün mü?
• Nerede ise her hükümet döneminde ihale tüzüğünü peşkeş tüzüğü gibi kullanıp yandaşlara çıkar sağlayanlara toplumun tam olarak güvenmesi mümkün mü?
YUKARIDAKİ SORULARDAN YAPILACAK ÇIKARIM; “BU ÜLKEDE YAPANIN YANINDA KALIYOR, DEVLET MALI DENİZ YEMEYEN DOMUZ OLUYOR VE HIRSIZLIKVE SOYGUN YAPANLAR BİR NEVİ ROBİN HOOD KİMLİĞİNE BÜRÜNEBİLİYOR”DUR. DOLAYISIYLA AHLAKİ ZAFİYET VE KÜLTÜREL YOZLAŞMA DİYE ADLANDIRILAN BU DURUMDAN SÖZDE DEĞİL GERÇEK ANLAMDA ŞEFFAF VE HESAP VEREBİLİR BİR DEVLET DÜZENİ İLE ÇIKABİLİRİZ. AKSİ TAKDİRDE, KOLAYA KAÇARAK DİLLENDİRİLEN ÖZEL GÜVENLİK VE MOBESE GİBİ ÖNLEMLER PALYATİF VESABİT CEZA KAMERALARI GİBİ BAZI KESİMLERE ÇIKAR SAĞLAMAKTAN İBARET KALACAKTIR.


Bu haber 537 defa okunmuştur

:

:

:

: