Eyyyy Obama neredesin?

Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlık dışı her olayı lanetlerim.
Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlık dışı her olayı lanetlerim.
Malum, Türkiye de yaşanan bir olay ve gencecik, ay parçası gibi genç bir insan, sırf kadın olduğu için, sırf sadece cinsellik uğruna katledildi.
Eğitim, kültür, bunalım adı her ne olursa olsun, giden geri gelmeyecek, ateş düştüğü yeri yakmaya devam edecek.
Çok üzüldüm, bir insan, çocukları söz konusu olunca gözlerin kararan bir baba olarak lanet ettim.
Türkiye bir kutuplaşma, bölünme ve her daim gergin bir ortamın içinde.
Sebep; Sadece siyasi kazanç elde etme, toplumun bölünmüşlüğünden nemalanma, benim %50’im ve diğerleri diye ayrıştırma.
Bu tür olayların artması elbette tesadüf değil, ilginç olan bu olaylar karşısında hep bir suçlu, hep bir taraf yaratma ve toplumu da bu yöne yönlendirme yapılması.
Aydınlar, sanatçılar, gazeteciler mevcut siyasi iktidara yaranmak için toplumsal yaralar açan olaylarda iktidar tarafında yer tutuyor.
Özgecan Aslan, sadece minibüse bindi ve tecavüze direndi, tek suçu bu.
İlk kadın mağdur değil, son da olmayacak.
Nitekim son da olmadı, başka başka olaylarla da sarsıldı Türkiye gündemi.
Türkiye halkının irade merkezi Meclis’te iktidar vekilleri ile muhalefet vekilleri birbirine girdi, sandalyeler havada uçuştu, yaralananlar oldu, Özgecan olayı için nutuklar atıldıktan saatler sonra, halkın aynası Meclis’te akıl almaz işler oldu.
Bir gazeteci kartopu oynarken katledildi, bir adam 17 yıllık eşini katletti, Özgecan olayından sadece saatler sonra yaşandı bunlar.
İdam cezası bunları durdurmaya yeterli mi, adalet, hoşgörü ve uzlaşma olmadıktan sonra ne yapılsa boş.
Mağdur sadece kişiler tarafından mı yaratılır?
Hayır, öyle değil tabi ki.
Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Medeni Yıldırım, Hasan Ferit Gedik, Mustafa Sarı ve dünyalar güzeli bir çocuk Berkin Elvan’a yapılanların, Özgecan’a yapılandan ne farkı var?
Aynı zihniyet değil mi bu cinayetleri işleyen, devletin yasal gücü ile donanmış olanlar veya sıradan vatandaş, ne fark eder, bu ayrıntı cinayetin yaşandığını değiştirir mi?

Türkiye de kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1930’larda verildi.
Üstelik birçok ülkeden önce, bugün gelinen noktada söylenenler ise şöyle;
“Kadın erkek eşit olamaz, fıtrata ters. Kadın iffetli olacak, kadın, herkesin içinde kahkaha atmayacak. Kadın mahrem, namahrem bilecek. Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet tamamen algıda seçicilikten ibaret.”
Herşey önemlidir, her türlü eksiklik bu olayları muhakkak ki tetikliyor.
Balık baştan kokar derler, Türkiye’deki siyasal yönetim yarattığı, büyüttüğü şiddet kültüründen vaz geçmezse, Türkiye bu acıları daha çok yaşayacak.
Kimse bu olayları Türkiye hükümetine mal etmeyin demesin.
'Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.'
Esasında bu söz çok şey anlatıyor.
Ve çok kısa bir süre önce Türkiye Cumhurbaşkanı, Latin ülkeleri ziyaretlerinin son durağı Meksika’da, ABD’de yaşanan bir olayla ilgili şöyle söylüyordu;
“Bunlar terörist değil, bunlar üç insan, aileleri itibari Suriyeli Müslüman. Ben Sayın Obama’ya sesleniyorum, neerdesin Başkan diyorum. Biden’a sesleniyorum, neredesiniz diyorum. Biz siyasiler ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Tavrımızı ortaya koymak zorundayız.”
Evet, bir ülkede işlenen cinayetlerden o ülkenin yöneticileri sorumludur.
Her siyasi iktidar, bunu sadece başka ülkeler için değil, en başta kendi ülkesi için kabul etmeli.
Bu haber 535 defa okunmuştur

:

:

:

: