Yıldırım Demirören’in mesajı “KOP”

Ülkeyi kendine dert edinen, bu memleketin insanının, toprağının, taşının, dağının, denizinin, havasının gailesini çeken yöneticilerin olmamasıdır esas sorunumuz. Genelleme tabi ki yapmıyorum.
Ülkeyi kendine dert edinen, bu memleketin insanının, toprağının, taşının, dağının, denizinin, havasının gailesini çeken yöneticilerin olmamasıdır esas sorunumuz.
Genelleme tabi ki yapmıyorum.
Ne yazık ki genel tablo budur.
Siyaset ve siyasi iktidara verilen önem, ülke sorunlarına verilse, bu uğurda enerji harcansa birçok konu sorun olmadan çözülür.
Söylediğim gibi esas mesele, dert edinmek, kendinden, koltuktan, siyasetten, siyasi rakipleri vurmaktan, bir sonraki seçimlerde kazanan olmaktan önce, memleketi düşünmek.
Daha öncede söylemiştim, bu ülkede her şeyin yolundaymış gibi düşünülmesinden, her şeyin rutin devam etmesinden son derece rahatsızım.
Tek yapılan konuşmak, şikâyet etmek, hep bir suçlu aramak, sen yaptın, ben yaptım kavgasıyla zaman harcamak, icraat vakti gelince her daim bir bahane bulmak.
Önemsiz, ilgisiz, başıboş, bırakılmış bir gençlik ve buna bağlı bir gelecek.
Hep başkaları düşünsün, başkaları ne söylerse doğrudur, gibisinden şekillendirilmiş bir hamaset ve kendi milletinden çok bir başka milletin önceliklerini, milli görüş diye savunmakla geçirilen bir kırk yıl.
Kültürü, sanatı, sporu köreltilmiş bir gençlik yaşadık biz, ne acıdır ki bu anlayış daha da kötüleşerek devam ediyor.
Genelde spor, özelde futbolla ilgili sıkıntılar artık gizlenemeyecek noktada.
Olayı sadece spor yapmak olarak algılamak ve “ne yapabiliriz” diye basitleştirmek artık zor.
Spor artık duvara tosladı, üstelik çıkmaz sokak duvarına.
Türkiye ve güney Kıbrıs arasında sıkışan, sadece ekonomimiz, kültürümüz, hayallerimiz ve geleceğimiz değil.
Kendi benliğimizi yaşatacak her ne varsa aynı durumda.
Spordan ve futboldan örnek verdim, oradan devam edeyim;
Futbol bitme noktasında, yılların sözleri gerçekleri gizledi.
Bir tarafta dünya ile gücü oranında mücadele eden bir güney Kıbrıs, diğer tarafta her şeyiyle yanımızda olduğunu söyleyen, fakat KKTC’li sporculardan öcü gibi ürken bir Türkiye spor kamuoyu.
Elbette herkes kendi durumunu, önceliklerini, yasal çıkar ve endişelerini düşünecek.
Ama biraz da cesaret olacak, eğer ki kırk yıldır bize söylenenler yalan söylenmediyse bu ispatlanacak.
Bir dönem kuzey Kıbrıs’tan, güney Kıbrıs’a transfer olan sporcular oldu.
Şimdi de Türkiye Bölgesel Amatör Ligine (BAL) transfer olan futbolcular var.
Bu durumun yapılış şekli, kuzey Kıbrıs’ta ki spor kulüplerini özellikle maddi olarak zorda bıraktı.
Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu, muhatap alınmayı istedi, bekledi, sitem etti.
Sorunun çözülmesine yönelik, kırk beş günlük süre verildi, sonuç çıkmazsa KOP’a üyelik için başvurulacak.
Hemen Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören adaya davet edildi.
Yıldırım Demirören, KTFF’na gitmedi, muhatap almadı, Başkan Hasan Sertoğlu ile bire bir görüşmedi, göz göze gelmekten kaçındı, çay, kahve arasında dahi fiziksel ve fikirsel olarak uzak durdu.
Çıkış yolunu “sorunlar FIFA kuralları çerçevesinde çözülecek” cümlesinde mesaj olarak verdi.
Yani bu yol, KOP yoluyla olacak “bütünlüklü bir çözüme kadar, benden bir şey beklemeyin, ben size yardım edemem” dedi Yıldırım Demirören.
FIFA kuralları, tanınmayan bir federasyona yapılacak ziyaretlere, işbirliğine ceza veriyorsa, Kıbrıs’ın her iki tarafına ait futbol federasyonları, FIFA yöneticilerinin yanında nasıl oldu da aynı masada oturdu ve KOP temsilcileri nasıl kuzeye geçip KTFF’nu ziyaret etti?
Sonra Türkiye ile her alanda işbirliği varsa ve bunu kimse engelleyemiyorsa, dünyanın evrensel dili sporda neden işbirliği olamıyor?
En azından denenmiyor, bu anlamda irade, niyet ve istek ortaya konmuyor?
Bu ülke sadece siyasetin, ekonominin, çıkar dengelerinin oluşturduğu bir ülke değil, sanatı, sporu ve kültürüyle var olmaya çalışan bir ülke.
Sorun sadece para, transfer, alt yapı değil.
Sportif ilişki, buradaki gençlerin motive edilmesi, emeklerinin karşılığını almak ve önemsenmek en önemli beklenti ve eksikliktir.
Üzücü olansa bunların henüz anlaşılmaması ve anlaşılmaktan da uzak olunmasıdır.

Bu haber 498 defa okunmuştur

:

:

:

: