Hükümetin telefon dairesi ile ilgili politikası var mı?

Ercan’dı, elektrik kurumuydu derken, telefon dairesi unutuldu.


Erçin Şahmaran

Ercan’dı, elektrik kurumuydu derken, telefon dairesi unutuldu.
Birçok kurum personel açısından bolluk yaşarken, telefon dairesi teknik anlamda tüm adaya dört yüz kişi ile hizmet vermeye çalışıyor.
Daha önce yazmıştım.
Arıza kaydı için aranan hattın, uzun zamandır kendisi arızalı.
İstenen ise, 1300 Türk Liralık değeri olan bir parçanın alınması.
Olmuyor, alınmıyor, hiçbir yatırım yapılmıyor, arızaları tamir ederken kullanılan telsiz telefonlar var, hepsinin pilleri bozulmuş.
Alınmıyor, tamamen gözden çıkarılmış, daire ile ilgili herhangi bir düşünce yok.
Ya da var ama henüz karar verilmemiş, belki de beklenen başka bir şeyler söz konusu.
Hükümet telefon dairesi ile ilgili bir yol haritası çizdi mi?
Bu ciddi bir sorun ve sorudur.
Bu konuda bir politika üretilmeli ve nasıl bir adım atılacaksa bir an önce karar verilmeli.
Bu konu sadece kurumla, personelle ilgili değil, konu binlerce abone ve sırada bekleyen yeni hatlarla ilgilidir, konu altyapı yatırımları, internet kaynakları ve top yekün iletişimle ilgilidir.
Esasen bu ülkenin bir değeridir konu.
Bu şekilde sessiz kalmak, kenara atmak, kaderine terk etmek, kurumu aşan ve topluma ulaşan bir haksızlıktır.
Bir adım atmak, bir şeyler yapmak, hiçbir şey yapmamaktan iyidir.
Burada kendi kendini finanse eden bir kurum var, ilgisizliğe, vurdumduymazlığa rağmen kar eden, ciddi hizmet kalitesi oluşturan bir kurum.
2006 ile 2008 yılları arasında aylık 72 milyon, 2010 yılında 12 ve bugünlerde ise aylık 5 milyon gelir sağlıyor kurum, üstelik hepsi devletin maliyesine, yani kasasına düşüyor.
Bu kazanımlardan kuruma yatırım ve kaynak olarak akan bir damla bile yok.
Devlet sahip olduğu kurumları, kaynak yok diye bir kenara atabilir mi? Her zaman söylerim bu ülkede kaynak vardır, ama doğru kullanılmamasıdır sorun.
Tam ve etkin bir denetim var mı, kaynaklar nereye, neden kullanılıyor, örtülü ödenekler, bakanlık yardım kalemleri, ihalelere aktarılan kaynaklar, 80 milyon ek mesai parası, bunlarla ilgili bir düzenleme, iradeli bir sistem neden hayat bulmuyor.
Bunlar yapılsa kaynakla ilgili birçok sorun kendiliğinden çözülür.
Gelinen noktada ciddi bir duraklama, gerileme ve her konuda yıllar öncesinde kalmadır.
Bu gidişat devam ederse, kuzey Kıbrıs’ı çözüm bile kurtaramayacak, gerek çözüm gerek başka alternatiflerde, geride kalan yılların bedelini bu toplum ödeyecek.
Akıllardan geçen soru eminim ki şudur;
Peki, toplum nerede, ne kadar farkında?
Evet, işte esas mesele bu, toplumsal çıkar noktasından kopan ve bedel ödemeden pek çok şeye sahip olan bizler, gidilecek yol her ne olursa olsun öncelikle bunun bedelini ödeyecek.
En başa dönersem, günü değil, ileriyi, vizyonu, gelişimi, sağlam kurum ve alt yapıları düşünerek, bizim olanlara sahip çıkmak, geleceği, her türlü ihtimali, bu kazançlar üzerinden kurgulayarak sağlama alabiliriz.
Aksi sadece bugüne kadar yaptığımız yapar ve sadece günü kurtarmakla kalırız.


Bu haber 619 defa okunmuştur

:

:

:

: