Vatandaş olmayan milliler

“Anadolu’dan Mehmetçik, Kıbrıs’tan Mücahit omuz omuza vermiş, can vermiş, kan dökmüş sonuçta devlet ortaya çıkmış. Şimdi artık daha ileri bir noktaya gitme aşamasındayız.”
“Anadolu’dan Mehmetçik, Kıbrıs’tan Mücahit omuz omuza vermiş, can vermiş, kan dökmüş sonuçta devlet ortaya çıkmış. Şimdi artık daha ileri bir noktaya gitme aşamasındayız.”
Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye’de temaslarda bulunurken, açıklamalarının arasında bu cümleler de vardı.
Daha ileri gitme aşaması, ne gibi mesela? Hepimiz biriz, birbirimiz için yaratılmışız, ama bugüne kadar hep bir yere kadar olmuş.
Şeffaf olun, açıkça söyleyin, herkes de bilsin.
Öncelikle, Türkiye ile KKTC arasında spor ve benzeri alanlarda anlaşmalar imzalanması normal.
Normal olmayan bu gizlilik.
Zaten bunca yıl bu konuda eksiklikler var, bu da bir gerçek.
Eksiklik olmasa bu sorunlar bu noktaya gelmezdi.
Kıbrıs sadece siyasi, sadece dünyaya mesaj verilen, sadece güç gösterisi yapılan, sadece barış örneği gösterilen bir yer değil.
Kıbrıs’ta yaşayan insanlar var, burada her yönüyle devam eden bir yaşam var, doğal olarak, değişen, gelişen şartlara göre ihtiyaçlar söz konusu.
Sadece maddi kaynak, altyapı yatırımları, ekonomik protokoller değil, adanın bir yarısına hapsedilmiş insanların daha fazlasına talebi var.
Son dönemlerde, özellikle seçim zamanlarında sonuca yansıyan bir değişim var.
Bunu göremiyorlar, toplumdaki değişim istencini, bu düzenin pompaladığı umutsuzluğu ve toplumun arayışını farkında bile değiller.
Anadolu ve kuzey Kıbrıs gençliğini kaynaştırmaktan söz eden Serdar bey, kendi gençliğini ve beklentilerini maalesef henüz anlayamamış.
Türkiye Futbol Federasyonu, kuzey Kıbrıs’ta temsilcilik açmak için müracaat etmiş.
Bundan kimin haberi var, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu bu ülkede ne diye kuruldu?
Aslında konu temsilcilik, ofis açma veya anlaşma yapma değil, konu önemsememe, görüş almama, ben yaparım olur mantığı, küçümseme, konu adam yerine konmama.
Bunların birçok örneği var, ilk değil, sonda olmayacak.
Küçük bir coğrafya ve herkesin birbirini tanıdığı bir ülkeyiz.
Fakat ortada çok acı bir durum var.
Ülkeyi yönetenler kendi insanının, gençliğinin değiştiğini, beklentilerinin farklılaştığını anlamıyor, anlamamazlıktan geliyor, görmüyor.
Hala daha yetmişli, seksenli, doksanlı yılların psikolojisinin var olduğunu sanıyor.
1974’ten sonra bir nesil geçti, artık farklı beklentileri olan, elindekilerle yetinmeyen, daha fazlasını arzulayan, bunun için çalışan gençler var.
Anadolu ile kuzey Kıbrıs’ın gençleri tabi ki kaynaşsın, birbirini, kültürünü, dünya görüşünü tanısın.
Ama en başta bu ülkenin gençlikten sorumlu bakanı bu ülkenin gençliğini tanımalı.
Bu ülke gençliğinin neler beklediğini, ülkesinden, devletinden, yöneticilerinden, Türkiye’deki, güneydeki yaşıtlarının imkanları ile kendini karşılaştırdığını bilsin.
Bölünmeseydi UBP’li, CTP’li, DP veya TDP’li diye, adaletli, fırsat eşitliği olan, hak edenin hak ettiğini aldığı bir düzen yaratılsaydı bu gençliğe.
Kendi gençliğini tanımak, kendi sporcusunun politize olmadan, isteklerini anlamak, değişimi görmek şart, gençliğin sorunları ve beklentileri çok farklı.
Bugünkü siyasetin kırk yıllık devamını, bu gençlik kıpırdanması bitirecek.
Gençler eski ve hamaset yüklü ganimet nesli gibi düşünmüyor.
Kendi gençliği ve sporcusunu tanımak dedim ya, sormak lazım ülkeyi ve gençliği yöneten erk sahiplerine;
Bu ülkede vatandaş olmayan, ama bu ülkeyi dış platformlarda temsil eden gençler var.
Bunlardan haberiniz var mı, madalyaları, kupaları, takdirnameleri var, vatandaş değiller, ama kuzey Kıbrıs’ı “milli” adı altında temsil ediyorlar.
Bunlardan bilginiz var mı, kendi gençliğinizi tanıyor musunuz ki onlar adına kararlar alıyorsunuz?
Sportif sıkıntılarda sorun sadece para değil, sorun anlayış ve ciddiye almama.
Bu haber 607 defa okunmuştur

:

:

:

: