Haydi hayat…

Hayat denilen yaşama dilimi çok enteresan gelir bana…
Hayat denilen yaşama dilimi çok enteresan gelir bana… Ne zaman hayata dair şeyle düşünsem ya içinden çıkamam ya da şaşar kalırım… Hayretten hayrete düşerim…

HAYDI HAYAT
haydi hayat
topla bütün cam kırıklarımı
aralık kalmış kapılar gibiyim
ya da sofradaki eksik iskemle...
bugün
göğün çarşafı yetmedi
hüzünlerimi örtmeye...
gel yeni gün!
beni ışıklarınla yıka.../Ayşe TURAL

AŞK ÖZGÜRLÜK İSTER...
Aşk özgürlük ister ama kimse yalnızlığı göze alacak kadar cesur olamadığı için bir türlü kanatlanamaz. Çünkü her insan biraz kendi yalnızlığından korkar...
Yalnızlığınızda anlam bulabilirseniz, onu güzelliklerle bezemeyi bilirseniz, AŞKınız daha anlamlı hale gelecektir. İki insan ortak yaşamlarının dışında özgür olabilmelidir... Arkadaşlıklarında, zaman değerlendirmelerinde, iş hayatlarında neşeli olmalı, gülmeli, mutlu olmalı...
Dışarda kendini keyifli hisseden insan evine döndüğünde de bunu sürdürür... Mutlu ve başarılı iş yaşamı ortak saatlerde de sürebilir... Yasaklarla dolu bir hayat kesinlikle çekilmez...Çünkü AŞK bağımlılığı sevmez... Kurallara hiç gelmez...
Bütün ilişkilerde AŞK kelebek gibidir. Avucunuzda sıkı sıkı tutarsanız ölür, çok ilgisiz davranırsanız da uçar gider...
OSHO: ' AŞK meltem gibidir, öylesine esiverir... Varsa vardır... Sonra gider...' der. Sanırım gitmeden onun kalmasını sağlamak önemlidir... AŞK ÇİÇEĞİnin suyu, toprağı, güneşi dozunda olursa durmadan çiçek açacaktır...
Aşkı yaşamanın yolu, ilerideki zamanlarda da kendi yaşamınızda onun yaşamasına izin vermektir... Sevgiyle, hoşgörüyle, saygıyla...

KÜÇÜK ADAM
minik avuçlarında
dünyayı taşıyorsun
küçük adam...
gökyüzü
senin gözlerinde saklı
kalp atışların
yaşama sevincim...
her nefes alışın
yeni bir gün katıyor
ömrüme...
Ayşe TURAL
' İkinci torunum doğdu ...'

BAZI YÜREKLER VARDIR...
Bazı insanlar vardır, tanımazsınız, bilmezsiniz ama görünce içiniz ısınır...
Bazı bakışlar vardır, ilk kez gözleriniz karşılaşır, arkasından bakakalırsınız..
Bazı yürekler vardır, elinden tutup ' Gel, seninle bir kahve içelim...' diyesiniz gelir...
Bence hiç beklemeyin...
Sevgiyle...
' Yüreği ile konuşmayalı insanlar, onu çoktan unutmuşlar. '
BIRAZ DAHA
ne olur!
biraz daha kal akşam güneşi
kızıllığında görkemini
doya doya seyredeyim...
biraz daha kal
bahçelerdeki bahar
sonbaharında gönlüm
neşesini yaşasın...
biraz daha kal
ey sevgili!
gönül soframda katık
içimde sımsıcacık çağlayan
Bir SEVGI ol...
ne olur!
biraz daha kal benimle YAŞAMAK
bir tas dolusu olsa da
Razıdır yorgun gönül
son ışıklarına ömrün...
Ayşe TURAL

ÇOCUKLARLA ÇOCUK OLMAK...
Hangi yaşta olursak olalım, çocukluğumuzu anımsamak, çocuğa dair her şey bizi o andan alır çok uzaklara götürür. Hatta ÇOCUK sözcüğü bile yüzümüzün aydınlanmasına yeter de artar bile... Her şeyin küçüğü sevilir. Belki de bize ihtiyaçları olduğundandır; korunup kollanmak isterler... Her sıkıntılarında destek beklerler, yanlarında olduğumuzu bilmek isterler.
Biz büyükler de bunu asli görev sayıp işi abarttıkça abartırız. Yetişkin oluncaya, evleninceye dek de hep peşlerinde oluruz. Hatta ve hatta evlendikten sonra da adım adım onları izleriz. İstesinler istemesinler, işlerine biraz burnumuzu sokarız. Yemekler hazırlar, bütçelerine bir öğün de olsa katkıda bulunuruz. Torunlarımıza bakarız. Zaman zaman nesil farkından oluşan çatışmalarda, kırılsak bile, belli etmeyip sineye çekeriz. Aslında biz her şeye rağmen HARİKAYIZ...
Elbette her şeye onlar için katlanırız. Katlanırız da... İşte ne varsa o DA nın içinde vardır. İncindiğimizi, yorulduğumuzu anlamalarını bekleriz. Onlar için katlandığımız özverilerin farkına varmalarını, hatta bunu dillendirmelerini bekleriz. Haksız da sayılmayız hani...
HOŞÇA KAL ERIK AĞACI
bebeklerimi
dallarına astım
iyi uyut erik ağacı...
çiçeklerin
çocuk hayallerimde kaldı
gölgesinde ortancalar...
çığlıklarımı geri ver
ne olursun!
saklambaçlarım
kovuklarında saklı..
ben artık büyümüşüm
oyunlarım sende kaldı
sen de artık çürümüşsün
hoşça kal, erik ağacı.../Ayşe TURAL


BİRİ BİZİ...
biri bizi DÜŞÜNDÜĞÜ için hayata bağlanabiliriz...
biri bize DEĞER VERDİĞİ için başarıdan başarıya koşarız...
biri bize GÜLÜMSEDİĞİ için o anı daha çok severiz...
biri bize GÜVENDİĞİ için dürüst oluruz...
biri bizi SEVDİĞİ için ona AŞIK olabiliriz...
Birini sevdiğimiz zaman EKSİK YANIMIZ TAMAMLANIR... BÜTÜN OLURUZ...


ZAMAN ZAMAN...
Hayatın çok enteresan olduğunu düşünürüm...
Ona dokunma cesaretini gösterirseniz size armağanlar sunar...

AŞK İNCELİKTİR, KORUMAKTIR, SORUMLULUKTUR...
Aşk, kalbin başlangıç tarihi gibi bir şey bence... Hani nasıl milat, tarihin başlangıcı sayılıyorsa... Aynen öyle... Aşık olmadan önceki siz ve sonraki siz... Üstelik AŞK, hiç ummadığınız, hiç beklemediğiniz anda pat! diye karşınıza çıkıveriyor... Hem de son derece savunmasız olduğunuz bir anda... Belki de onun için daha kolay etkileniyorsunuzdur kimbilir?
Öyle bir büyü, öyle bir çekim gücü... Önceden düşündüğünüz ya da kafanızda tasarladığınız tipe uymayan, bambaşka birine aşık oluveriyorsunuz... MANTIK mı çoktaaaan devre dışı...
AŞK
aşk
sana gelmişse
kapına dayanmışsa
geri çevirme sakın...
yaşanmamışlıkların acısı
zamanla koyuyor insana...
Ayşe TURAL

HADİ CANIM SEN DE...
Bu sözü, yaşam yolculuğumuzda zaman zaman rastladığımız, ama o an bir türlü inanamadığımız olaylar ve durumlar için kullanırız. Bazen de bir şeyi abartılı bulduğumuzda “ Hadi canım sen de...” deriz.
Düşünüyorum da bir şeyleri ifade etmek için ne kadar değişik yollar kullanıyoruz değil mi? Sözden önce gözler var mesela... Bakışlar yani... Ünlü ustanın dediği gibi:
“Bir bakış bir bakışa neler neler anlatır
Bir bakış bir aşığı saatlerce ağlatır...”
Bugün bunun örnekleri hala var mıdır, diye düşünmeden edemiyorum. En iyimser bir bakışla azaldığını, yok olduğunu düşünüyorum. Düşünüyorum da tam da o anda, bunun aksini kanıtlayan bir örneğe rastlıyorum. İşte o zaman çocuklar gibi seviniyorum. O kadar seviniyorum ki; o an deliler gibi el çırpmak, avaz avaz şarkı söylemek geçiyor içimden...
Geçenlerde yirmi sekiz yaşında bir gençten bir öykü dinliyorum.
“ Hocam, diyor,geçen akşam konserdeydim. Fotoğraf çeken bir genç kadın gördüm. Görür görmez aşık oldum... Vuruldum... Gözlerimi ondan alamadım, diyor... İlk kez böyle bir olay yaşıyorum, diye de ekliyor. Aşkı, aşk duygusunu inanın hep böyle bekledim, diyor. Nasıl yani,diyorum. İnanamıyorum... Gidip söyleseydin, diyorum. Evet evet, yanına gittim ve söyledim, diyor. Peki, tepkisi ne oldu, diye soruyorum. Çok şaşırdı,adını söyledi ama gerçek adı olmayabilir,diyor. Onu tekrar görmelisin, diyorum. Arayacağım, mutlaka karşılaşacağız, Ada küçük nasılsa, diyor... Aşkımı anlatmalıyım... Ona şans diliyorum...
Böyle bir duygu seline kim uzak durabilir ki! Eğer yüreği boşsa, cevap verecektir, diye de düşünüyorum.
Hadi canım sen de... Şu işe bak... En umutsuz olduğum anda AŞK karşımda duruyor işte... Harika bir öykü...
Aşk bizi, dünyamızı, gezegenimizi terketmemiş... Yaşasın!... Ben biliyordum zaten!.. Yürekten inanıyordum. Bir şeyi daha vurgulamak istiyorum ama AŞK, sadece gençlerin hakkı değil biliyorsunuz. Hangi yaşta olursak olalım aşık olmaya hakkımız var. Yeter ki yüreklerimizi bahar ateşi terketmemiş olsun. Bizim aşkımız daha durmuş, oturmuş olabilir ama olsun... Aşk olsun yeter ki!... Bence birini düşünmek, ona dokunan yemeği yemesine izin vermemektir aşk... Sağlığı için sigarasını azaltmasını istemek; hatta onun için önce sigarayı kendinizin bırakmasıdır aşk... Serinleyen havada üşüyebileceğini düşünüp şalını omuzlarına sarmak ve sıcacık kucaklamaktır aşk... Gözgöze bakarak onun ne düşündüğünü anlamaktır aşk...
Aşkı, aşka aşık olanlar yaşatacak biliyorum... Aşkın unutulmasına izin vermeyeceğiz. Aşkı, günü birlik ilişkilerden, vıcık vıcık laubaliliklerden, çıkara dayalı birlikteliklerden ayırmak gerek... Onu öyle bir yere koyalım ki, hep özel kalsın. Yaşatmak için de öğrenelim. Yeni baştan anlamaya, kavramaya çalışalım. Bir ders gibi yeni baştan, inceliklerini öğrene öğrene yol alırsanız siz kazançlı çıkarsınız. Sevmenin keyfi sevilmekten geçer. Sevilmek için de elbette sevmeniz gerek...
Aşk güzel şeydir, gençler!... Hem de çok güzel!.. Onun sizin ruhunuzun kıyılarını terketmesine, başka limanlar aramasına izin vermeyin emi...


' BEN SENİ SEVİYORSAM, BUNUN BİR SEBEBİ VARDIR...
BUNU KEŞFEDERSEN KENDİNİ DAHA ÇOK SEVECEKSİN...'


' Seni, bana, beni öğrettiğin için seviyorum...'


HERCAİ
hercai menekşesisin yarim
hercai...
sendeki de gönül mü yani
seç birini
sev birini
sar birini
bu gidişle
evde kalacaksın...
Ayşe TURAL

HER YENİ AŞK...
Bir başka ŞEHRE, bir başka ÜLKEYE gitmek gibidir.
Yeni bir EVE taşınmak gibidir mesela...
Ya da bir MEVSİMden diğerine geçmektir.
Bu nedenle başlangıçta yadırganır...
Olsun...
İşin doğrusu:
AŞKIN YAĞMURUNDA ISLANMAYI HAK ETMEK GEREKİR...
Ayşe TURAL
HAYAT sevdiğiniz insanın yüzünden size yansıdığında daha bir güzelleşir, daha bir anlamlanır...
Ayşe TURAL

Hayata gülerek bakarsanız o da sizi mutlu edecek bahaneler bulur...
HAYAT
şu hayat var ya şu hayat
inadına kamaştırır dişlerimi
tadına bakmadan edemem...
bir bardak su gibi
serinletir içimi...
saksıda karanfil
coşkusunda baharın...
gözlerim pırıltısında
zamanın
sırtımı dönemem...
yüreğimde sevgiler
doğurgan kadınlar gibi...
Ayşe TURAL




Bu sabah kimde GÜNEŞ varsa bir parça alabilir miyim? Bizde gökyüzü ağlıyor...
Ayşe TURAL

'Karşındakini anlayabildiğin kadar seversin...
Onu kazanmak mı istiyorsun?
Ona ne kadar güvendiğine bir bak bakalım...'

BEN
ben
gelişleri seviyorum
gidişleri değil...
geleceksen gitmeyeceksin
gideceksen de
hiiiiç
gelmeyeceksin...
Ayşe TURAL
'BİRBİRİNİ ANLADIKÇA...
BİRBİRİNE DOKUNDUKÇA...
BİRBİRİNİ SEVDİKÇE ÇOĞALIYOR İNSAN....'



Bu haber 180 defa okunmuştur

:

:

:

: