……..Ve nihayet dövizde beklenti yönetimi

Dövizin hareketine yönelik ekonomistler tahminler yaparlar. Bazı zaman tutturur bazı zaman ise yanılırlar.

Dövizin hareketine yönelik ekonomistler tahminler yaparlar. Bazı zaman tutturur bazı zaman ise yanılırlar. Çünkü, döviz hareketini etkileyen birçok etken vardır ve bunlar gün ve gün değişebilecek dinamizme sahiptir. Uzun vadede döviz kurlarının satın alma paritesinin öngördüğü gibi fiyat hareketlerine paralel oluştuğu akademik araştırmalarla da desteklenmektedir. Bu çerçevede, göreceli fiyat farklılıkları, ticaret sınırlamaları, yabancı veya yerli ürün tercihi ile verimlilik uzun vadede döviz kurları üzerinde etkilidir. Ancak, kısa vadede en önemli unsur finansal varlık arz ve talebini etkilen faiz oranındaki farklılıklar ve gelecekteki döviz kuru beklentileridir. Bu beklentileri belirleyen en önemli faktör ise politik istikrar(risk)dır. İşte bu faktörden etkisi ile ABD Merkez Bankası’nınfaiz artırımından dolayı ülke paralarında meydana gelen değer kaybı sizin para biriminiz için daha fazla olarak gerçekleşebilir.
Bilindiği gibi Dolar 2015'e çok güçlü girdi ve neredeyse tüm para birimleri karşısında değerlendi. 2015'te(1 Ocak-5 Mart) tarihleri arasında dolar karşısında en çok değer kaybeden para birimleri(azdan çoğa) sıralandığında maalesefTL’nin şampiyon olduğu anlaşılmaktadır. İlgili dönemde en fazla değer kaybı % 13,30 ile TL’de gerçekleşirken en düşük değer kaybı % 7.11 ile İsveç kronunda gözlemlenmiştir.(http://ekonomi.haberturk.com/doviz/haber/1050376-dolar-karsisinda-en-cok-deger-kaybedenler):


JCR EurasioRating Başkanı Orhan Ökmen’nin, 2015 yılı içerisinde TL’nin değer kaybına ilişkin yaptığı aşağıdaki açıklamalar politik riskin önemi ve beklenti yönetimi hakkında önemli ipuçları vermektedir.

'2015 yılı içerisinde TL’nin değerinde oluşan kaybın çok küçük bir bölümü küresel sebeplerle bağlantılıdır. Değer kaybının yaklaşık % 85’lik kısmı içsel sebeplere, içsel sebeplerin tamamına yakın kısmı ise Türkiye’nin politik riskliliğindeki artışa dayanmaktadır.Dolayısıyla Merkez bankasının faiz artırabilme tercihini ve serbestisini yok eden siyasi baskının ortadan kaldırıldığına ilişkin yatırımcı algısı tekrar oluşturulmadan TL’de devam eden değer kaybı durmayacaktır. TL’nin değer kaybının, fiyat istikrarı ve büyüme beklentileri başta olmak üzere makro göstergelerdeki tahminlerimizi negatif yönde değiştirecek seviyeye ulaşmasına bağlı olarak ülke notunu da aşağı yönlü etkileyebilecektir.TL’nin değerinde oluşan kayıpların ulaştığı nokta, içerideki fon çıkışlarını zorlaştırıcı, yeni girişleri ise kolaylaştırıcı bir seviyeye ulaşmıştır. Ancak ekonomiye ilave döviz girişi için Merkez bankasına faiz artırabilme tercihi ve serbestisi tekrar sağlanmalıdır. ' (http://www.finansgundem.com/para-piyasa/tl_deki-deger-kaybi-neye-bagli-665534.htm)

Türkiye’de TL’nin diğer paralardan daha çok değer kaybının politik istikrardan kaynaklandığı gerçeğinde hareketle hem hükümet hem de devlet düzeyinde girişimlerde bulunulmuştur. Şöyle ki, hükümet yaptığı açıklamalarile T.C ekonomisi ile enflasyon beklentilerini olumluya çevirmeyi açıklamaktadır.
Geçtiğimiz hafta Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında Başbakanlık Merkez Bina'da toplanan Ekonomi Zirvesi sonrası yazılı açıklama yapıldı.Başbakanlık'tan yapılan açıklamada, Türkiye ekonomisinin güçlü olduğu belirtilirken, '2014 yılı Ekim ayında açıkladığımız Orta Vadeli Programımızın temel öncelikleri olan enflasyon ve cari işlemler açığının, petrol fiyatlarındaki gerilemenin de etkisiyle, öngörülenden daha olumlu gerçekleşeceği konusunda görüş birliği oluşmuştur' denildi. Ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuz, 2002 yılından beri etkin denetim ve gözetimiyle bankacılık kesimimizi sağlıklı bir yapıya kavuşturmuştur. Sermaye Piyasası Kurulumuz, yeni yasal çerçevesinde sermaye piyasalarını geliştirmek için yoğun bir çaba göstermekte, etkin düzenleme ve denetleme çalışmalarıyla uluslararası piyasalara güven vermektedir.'

'BUGÜNDE MERKEZ BANKAMIZ GEREKEN ZAMANDA GEREKEN TEDBİRLERİ ALMAKTADIR'

Açıklamada, “Merkez Bankası'nın gereken tedbirleri aldığının altı çizilirken, 'Merkez Bankamız, yasasında belirlenen çerçevede araç bağımsızlığına sahiptir. Merkez Bankamız 2002 yılından beri, başta 2009 yılındaki küresel kriz olmak üzere, birçok kez bu tip uluslararası dalgalanmalara karşı aldığı tedbirlerle başarılı sınavlar vermiş ve kapasitesini uluslararası piyasalarda kanıtlamıştır. “ denildi (http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/50/news/156970/PageName/EKONOMI).

Hükümetin yapmış olduğu siyasi istikrarı temin ve beklentileri olumluya çevirme yaklaşımı devlet zirvesinde de sergilenmiştir. Bu yaklaşım Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 'Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve MB Başkanı Erdem Başçı'yla görüştük ve sonunu tatlıya bağladık' şeklindeki açıklamasından net bir şekilde anlaşılmaktadır. Erdoğan, “ Biz bir metin açıkladık, faiz ve ekonomik gelişmeleri değerlendirme ve bundan sonraki sürece doğru görüşmemiz oldu. Bu konuda merkez Bankası'nın yatırımları teşvik edeceği bir görüşmemiz oldu. Başbakan yardımcısı Ali Babacan ve MB Başkanı Erdem Başçı'yla görüştük ve konuyu tatlıya bağladık. Ve hep birlikte bu adımları atmanın kararını almaya karar verdik” şeklinde açıklamada bulunmuştur. (http://www.radikal.com.tr/politika/cumhurbaskani_erdogandan_erdem_basci_aciklamasi-1312310).

GÜNÜN SÖZÜ: EKONOMİK OLGULAR KENDİ DİNAMİKLERİNE GÖRE ŞEKİLLENİR.

Bu haber 601 defa okunmuştur

:

:

:

: