Güne başlarken…

Her biten yazının ardından, “Bu hafta ne yazabilirim?” i düşünmeye başlarım, elde olmadan…
Her biten yazının ardından, “Bu hafta ne yazabilirim?” i düşünmeye başlarım, elde olmadan… Her aklıma geldiğinde bir şeyler eklenir ve ben hafta ortası yavaş yavaş yazmaya başlarım. Hani yazarın birine sormuşlar: Yeni kitap var mı, ne zaman çıkacak, diye… O da “Yazılması kaldı. “ demiş. Aslında aklınızda tasarlamak işin yarı yolu sayılır, biz yazarlarda böyleyizdir…
Her zaman planlı, programlı yaşamayı sevmişimdir. Başarımdaki en büyük pay, zamanı doğru kullanmayı bilmemdir. Yapmam gerekenlerin listesi hep günlük, haftalık hatta bazen aylık bile olur. Aksi halde işin içinden çıkamam… Aslında bunlar yakınma sözcükleri değil, kesinlikle değil, memnuniyet ifadesidir.
ARTIK

Artık büyüsem diyorum
Nasıl olur
Ellerim büyüdü
Ayaklarım büyüdü
Yüreğimse
Hala o yaramaz çocuk…/ Ayşe TURAL


Bilin ki, zaman zaman aklıma eseni yapmayı da severim. Programlarımda aksama olmuşsa hiiiiç üzülmem… Hemen yeni bir durumu hayata geçiririm… Arabama atlayıp aklıma esen bir yere giderim. Bilmediğim yollardan geçmeyi severim mesela… Yeni yerler keşfetmeyi, yeni yüzlere MERHABA demeyi…
Nasılsınız? diye soranlara öyle mutlulukla “ Çok yoğunum, çok işim var…” deyişim de bundandır. Bayılırım her an bir şeyler yapabilmenin telaşını yaşamaya… Zamanların yetmeyişi beni çocuklar gibi sevindirir. Bu yüzden 25. Saatleri isterim, tıpkı şımarık çocuklar gibi…
BEN
Ben
Zamanlara asılmaya bayılıyorum
Bana en güzel hediye
Yirmi beşinci saatler olmalı
Hep
Olmayanları
Oldurmak için…

Yaşamın içinde duruşum biraz naif görünse de aslında çelik gibi güçlü bir iradem vardır. Alabildiğine romantik ruhumu, realist düşüncelerle denetlemekten hoşlanırım. Yıllar önce bir röportajımda kendimi tanımlarken şöyle demiştim:
“ Ben başı bulutlarda, ama ayakları yere sağlam basan bir romantiğim…” Bence doğru bir saptama olmuş.
Kitap okumayı çok severim. Okumak… Hayatımın ayrılmaz parçasıdır… Evimin her odası kitaplarla doludur. Başucumda en az dört- beş kitap bulunur. Yeni okunanlar, romanlar, şiir kitapları… Daha önce okunanlara da ara sıra bakılır… Her yerde kalemler, kağıtlar, notlar…
Geleceği düşlemeye de bayılırım… Geleceği keşfetme adına çocuklarla daha çok zaman geçiririm. Onların düşünce tarzlarını öğrenmek isterim. Gelecek hayallerinde neler var, merak ederim… Onlarla her şeyi paylaşmaya bayılırım. Yüzümdeki içten, çocuk gülümsemeleri onlardan armağandır bana…
Televizyonda bile onlara ait gençlik dizilerini seyrederim, onları daha yakından tanıma adına…Ola ki bir gün benden yardım isterlerse, yardım etme adına…
ARADIN MI?

Hiç bozkırda
Güneşi gördün mü
Kavruk, susuz zamanlarda…

Başaklar gövermeden
Zamanı dişledin mi
Harman yerlerinde…

Sarınıp sarısıcakta
Toz bulutlarına
Başka düşler yaşadın mı?

Bir bebenin hıçkırığında
Gezindi mi kulakların
İnsanlığını hissederek…

Çatlak dudaklarda
Bir damla su aradın mı
Sevdanı söndürecek… / Ayşe TURAL

KOŞUCU GİBİ...

Yaşamın içinde savruluşumuz var ya hani... kendimizden geçişimiz... İşte o noktada, gündelik koşuşmacaların arasına sıkışıp kalmış anları yakalamak güzel...

Nasıl mı? Aydınlık yüzle tanımadığımız birine ' günaydın...' demek belki... Ansızın sevdiğimizi arayıp sesini duymak, delice çarpan kalbimizi dinlemek belki... Hoşlandığımız bir şeye dokunmak... Bir çiçeği koklamak...Tadını damağımızda hissedeceğimiz bir parça çikolata yemek...

Koşarken bir an durup çevresine bakan, görmeye çalışan bir koşucu gibi... Yaşamın koşucusuyuz hepimiz... İyiliklerin, güzelliklerin yanımızdan geçip gitmesine izin vermeden farkına varmak …Sahip olduklarımızın değerini bilmek gerek...

Unutmayınız:
SANATLARIN EN BÜYÜĞÜ YAŞAMA SANATIDIR... Hem de her şeye rağmen...

BANA GELDİĞİN ZAMAN

morcivertlenen akşamda rüzgar
çiçek kokularına boyar tenimi
sen kapımı çaldığın zaman...

başka öter sanki daldaki kuş
mutluluğumu müjdeler dört bir yana
sen gözlerime baktığın zaman...

ışıl ışıldır inadına gülümseyişlerim
bahara durur gönlümün leylakları
sen ellerimi tuttuğun zaman...

sevdalı yüreğine yaslanan başım
delice çarpar TEK olur ansızın
sen beni kucakladığın zaman...

'yaşamak değil/ beni bu telaş öldürecek...'
dediği gibi şairin, inan ki o an
pürtelaş içindedir zaman...

(Ayşe Tural)

MASAL ÜLKEM

Masal ülkem (St. Hilarion’a ben o adı taktım. Gece ışıklar içinde gerçekten de bir masal ülkesi kadar gizemli…) henüz uykuda, heybetli görünüşüne bayılıyorum... Disneyland'ı hazırlayan kişinin bu dağdan esinlendiği yazılıymış... Ne mutlu bize...

Ona her gözüm takıldığında yaşamın doruklarına tırmanma isteğim çoğalıyor... daha... daha... neler yapabilirim, neleri hayata geçirebilirim ...diye düşünüyorum... Hayatıma hangi renkleri davet edebilirim?

Bir serçe konuyor az öteme…Alacalı renkleriyle doğrusu pek sevimli. Çakılların arasında bir şeyler bulmuş olmalı; belki bir tohum, belki de bir böcek… Gagalayıp duruyor. Servilerde kuş cıvıltıları…

Doğadaki her şey, çoktan nefes alıp vermeye başlamış. Her ağacı, her çiçeği tek tek inceliyorum. Geçen hafta yan yatan karabiber ağacını dün sağlamlaştırmıştım. Demir kazıklar çakıp, dallarını gemici ipiyle bağladım. Köküne de bol toprak koyup çevresini daire biçiminde ağır tuğlalarla süsledim. Artık yeni bir fırtınaya göğüs germeye hazır...

O daha pek küçük… Bu nedenle, tıpkı bir çocuk gibi destek istiyor. Henüz bir yaşında ama boyu üç metreyi buldu... Tıpkı çocuklarımız ve gençlerimiz gibi... Desteklenmesi, yüreklendirilmesi gerekiyor... Daha çok ilgi ve elbette daha çok SEVGİ ve ÖZEN istiyorlar...


DOKUNUNCA ZAMAN SEN OLUYORSUN...

seninle olmak...
ay ışığında yürümek gibi
günü soyunup geceyi giyiniyorum
dokununca zaman SEN oluyorsun...

gözlerine bakınca
derin bir nefes alıp
hayatın nabzını tutuyorum sevinçle......

ellerin ellerime dokununca
diniyor kalp ağrılarım
yasemin kokuları doluyor tenime
dokununca zaman SEN oluyorsun...

tersyüz edilebilecek
her ne varsa hayatımda
bir kalemde siliniveriyor sanki...

bekleyişler bittiği anda
elemsiz saatleri yakalıyorum
biliyorum, duyuyorum
dokununca zaman inadına SEN oluyorsun.../Ayşe TURAL

AŞK, ONU KAYBETTİKÇE BULMAKTIR BİRAZ...

Aşk, büyülü bir sözcüktür bence... Aslolan adınla başlamaktır söze... Adını her duyuşta gülümsemektir... Hatta adını taşıyan kişileri bile biraz sevmektir sanki...

Aşk, içini ısıtır adamın zemheride... Kolsuz kanatsız kaldığında bile havalara uçmaktır, aşk... Hayata meydan okumaktır yüz kere, bin kere...

Aşk, adama bütün tövbeleri bozdurur... İnandıkların yerle yeksan olur... Unufak olur, kırılır, parçalara ayrılırsın...

Aşk, onu kaybettiğinde bile bulabilmektir, yüreğinin en derin köşesinde... Aşk, onu her hatırlayışında burnunun direğinin sızlamasıdır... Ağzına götürdüğün lokmanın boğazında kalmasıdır biraz... Yutarken gözünden süzülen yaştır, aşk... Bazen en büyük yasın, bazen şölenin olur...

BİRBİRİNİ ANLADIKÇA...
BİRBİRİNE DOKUNDUKÇA...
BİRBİRİNİ SEVDİKÇE ÇOĞALIYOR İNSAN....
(AyşeTural)

YAŞAM ENERJİSİ
Yaşamın içinde bizim davranışlarımıza göre hareket eden bir enerji olduğunu biliyorum. Kimse çekildiğiniz köşede sizi aramaya kalkmaz. İstediğiniz şeye doğru siz hareket ederseniz, istediklerinizi daha kolay elde ettiğiniz göreceksiniz...


ALAMASA

Ellerimi uzatıp
Dokunabilsem ellerine…
Sıcaklığını
Parmak uçlarım duyumsasa…
Bakışların
Bakışlarıma çakılsa
Hiçbir şey
seni benden alamasa…/ Ayşe TURAL

Her ne yaparsanız yapın bunu keyif alarak yapın, diyor yaşama dair ahkam kesenler… Spor mu yapıyorsunuz, severek, isteyerek, mutlulukla yapın… Tatile mi gidiyorsunuz, mızmızlanmadan, kusurlar aramadan, keyfini çıkararak, olumsuzluklara takılmadan yapın. İşinizi yaparken de aynı… İşsiz olanları düşünün, sizin bir işiniz var, unutmayın ve mutlu olun…
BEN,
KATMERLİ HÜZÜNLER
KIRIK GÜLÜŞLER İSTEMİYORUM ARTIK HAYATIMDA... Ayşe Tural

KEYFİM
Keyfime dokunma
Gözünü seveyim
Akşam güneşini
Almışım karşıma
Bir bardak çayım da elimde
Paradan puldan
Geçim derdinden
Söz etmesen
Olmaz mı? /Ayşe TURAL
SİZE DE OLUR MU?

Bazen bir konu ya da durum kafama takılır. Cevabını ararken, düşünürken bir şekilde karşıma çıkıverir... Şaşar kalırım...

Bu sabah evden çıktım, halletmem gereken işler vardı. Yolda birkaç gecedir neden uykumun orta yerinde uyandığımı düşündüm. Mevsime yordum önce...

Gece saat on bir gibi yatarım, bir saat kadar kitap okur, öyle uykuya dalarım. Kaç gecedir saat üç gibi uyanıyorum, geziniyorum, internete giriyorum ya da mutfakta dolanıyorum. Tan ağarırken tekrar yatıp bir güzel uyku çekiyorum...

Aklımdan bunları geçirirken arabanın radyosundan sunucunun kaliteli uykunun özelliklerini anlattığını duyuyorum. Yetişkinler için ideal uykunun 8 değil, 7 saat olduğunu ve bölerek uyunduğunda daha zinde olunduğunu söylüyor. Beyin daha iyi çalışıyormuş...

Vay canına... Galiba soruları sorduğumuzda cevaplar bir yerlerden karşımıza çıkıyor. Sadece biraz uyanık olmak, farkında olmak gerekiyor sanırım....

Mesela o an bir kitap okuyorsam, sorumun yanıtı sayfaların arasından çıkıveriyor. Ya da gece kuşu gibi uyanıp da tv. açarsam orada karşımda duruyor. Sahi bazen de o an telefonum çalıyor, arayan kişi o sorumla ilgili bir konuşma yapıyor benimle...

Bir gece LAYD GAGA' yı ve Brad Pitt ile Angelina Jolie'yi de böyle yakalamıştım. Yaşama bakışları, insana verdikleri değer ve çalışma düzenleriyle beni şaşkına çevirmişlerdi gerçekten... Hayran olunacak kişiler oldukları muhakkak... Olağanüstü işler başarıyorlar...

Güzellikler sizinle olsun… Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle…

Ayşe TURAL 21 Mart 2015
Bu haber 166 defa okunmuştur

:

:

:

: