“İçim kan ağlıyor, anlatamıyorum”

Yine eylemli, grevli, hareketli günlere başladık.


Erçin Şahmaran

Yine eylemli, grevli, hareketli günlere başladık.

Yani yine en baştayız, dön dolaş aynı yere gel, aynı sebepler, aynı talepler, aynı sonuçlar.

Dünya nerelere gitmiş, neleri çözmüş, hangi tecrübeleri kazanıp bunları yol haritası bilerek politikalar üretmiş.

Yok işte, olmuyor, bildik sığ kavgalar.

Eylem ve benzeri olayları belli ölçülerde benimser ve desteklerim.

Sendikaları gerçek muhalefet unsurları diye her zaman ayrı bir yerde tutarım.

Peki, amaç nedir, ne olmalıdır?

Birbirini suçlayan siyasilerden ne fark kalıyor, yine bir seçim atmosferi ve yine artan eylem şiddeti.

“Göç yasasına” karşı eylem ve grevler, bu yasa sonrasında kamuda istihdam edilen çalışanların “eşit işe, eşit ücret” isteği ve mücadelesi.

Elbette haklıdırlar, bu önemli bir haksızlık ve eşitsizliktir.

Burada daha önemli, daha öncelikli olarak konuşulması, tartışılması gereken nokta şudur;

Bu yasanın geçerli olmaya başladığı tarihten sonra kamuda iş alanlar bu yasadan habersiz miydi?

En büyük eşitsizlik ve haksızlık bu istihdamların yapılması sırasında yaşanmadı mı ve bunu cümle alem bilmiyor mu?

Yüzlerce gencin hakkı yenmedi mi, yüzlerce donanımlı insan partizanlığın kurbanı olmadı mı?

Kamusal kaynaklar, devlet imkanları, terfiler, makamlar neye göre dağıtılıyor?

Kamuda liyakat var mı, toplumun hizmetçisi anlayışında mı kamu sektörü?

Esas sorun bunlar, bunları konuşan, tartışan, sorgulayan yok.

Bu ülkede bu düzenden canı yanmayan kalmadı, özel sektörde çalışan insanlar için “eşit işe, eşit maaş” haksızlığı yok mu?

Elbette var, ama örgütlü bir şekilde hak arama mekanizmaları olmadığı için onları düşünen yok.

Eylem ve grevler güven, inanç, saygı kaybediyor.

Yine altını çizmeliyim, sadece hükümetlere, sadece kamuda, sadece maaş için ve sadece mağdur ederek hak arama amacını aştı.

Radar Reşat, ekonomist, önemli şirketlerde görev yapmış bu ülkenin yetiştirdiği önemli değerlerden biri.

Her sohbetimiz daha anlamlı ve daha özel oluyor.

“Donanımlı, parti için değil, halkı için politika üretenleri seçmeli halk. Adını koymakla devlet olunmuyor. Eylem yapılacak tabi ki. Sendikalar eleştiriyor, kaba kuvvetle iş halletmeye çalışıyor. Sendikalarda artık yenilenmeli. Hele öğretmenler, vereceğiniz mesaj bu mu, öğrencileri, çocukları böylemi yetiştireceksiniz?

Ayıp. Artık herkes, en başta öğretmenler düşünmeli. Biz ortaokula giriş sınavına gireceğimizde, öğretmenimiz bize moral desteği sağlamak için üç gün otelde kaldı. Öğrencilerinin başarılı olmasıydı onun mükâfatı. Peki, hani bugün bu düşünce? Çok ayıp, öğretmenlik mesleğine ayıp. Çocukların eğitim hakkını ellerinden alarak, sendikaya arkasını dayayarak istediğini yaptıracaksın.

Sendikalar yetenekliyi koruyacak, yeteneksizi ayıklayacak. Kıbrıs Türkünün eğitimi zirvedeyken, bugün sürünüyor. Sen çocukları hayata hazırlayacaksın. Böyle bir şey olamaz. Eşit işe eşit ücret, peki kıstas nedir? Performans ölçüsü, liyakat, oturduğu yerden hak ver hak. İçim kan ağlıyor, anlatamıyorum.”

Radar Reşat haksız mı?

Her kelime, her cümlesinin sonuna kadar haklı.

Herkes gerçek amaç, gerçek hedef ve ayakları yere basan bir toplum yaratmamız gerektiğini unuttu.

Donanımlı, kaliteli insan kaynağından yararlanmıyoruz.

Bunun acısını bugün yaşamaya başaldık, ilerleyen günlerde bu acı daha da ağır olacak.

Bu haber 645 defa okunmuştur
  • ince  NY - 27.03.2015 ölü soygunculari``nin ne hedefi neler olabilir ki, ölüyü soymaktan baska?

:

:

:

: