Ah o pek sayınlar!

Birkaç gündür Kuveyt’te, Suriye III konferansındayım.
 
Yusuf KANLI

Birkaç gündür Kuveyt’te, Suriye III konferansındayım. Suriyeli kaçkınlar ve komşu ülkelere sel gibi doluşan Suriyeli göçmenlerin ihtiyaçlarının finansmanı için kaynak yaratma amaçlı üçüncü toplantı bu Kuveyt’in ev sahipliği yaptığı. Zor bir konu, zor bir durum.
Zirve Yemen’e Suudi Arabistan önderliğindeki Sünni Arap bloğun saldırısının gölgesinde gerçekleşiyor. Dün El Kaide ile, Irak ve Şam İslam Devleti terör örgütüyle savaşan Batı ve yerel müttefikleri bugün Yemen’de aynı grupların yardımına koşuyor. Niye? Şii genişlemesine, İran’ın nüfus alanını artırmasına engel olmak...
Kuveyt’te olmak tabii zihnen Kıbrıs’tan uzak kalmayı gerektirmiyor.

Hikaye o ya, adamın biri bir diğer adama şöyle okkalı bir “Eşşek” demiş, hakaret suçuyla mahkemeye düşmüş. Neler yapmış kendini savunmak için ama hakim mahkumiyet kararı vermiş. Karara kızan adam hiddetle sormuş hakime, “Bre Hakim, adama eşek demek suç da, eşeğe sayın demek suç değil mi?” Hakim, hiç düşünmemiş bile, “Olur mu öyle şey, hiç suç olur mu?” Bunun üzerine az önce cezaya çarptırılan adam hakime dönüp “Adaletinle var olasın ey sayın hakim” demiş.

Laf bu ya, bu hikâyenin bir başka ve oldukça meşhur bir Necip Fazıl Kısakürek anekdotundan türediği iddia edilir. Şöyle ki, bir gazetede köşe yazıları yazan bir kadın gazeteci dinle alay eder. Bunun üzerine Necip Fazıl Kısakürek bir yazısında kadını ağır bir dille eleştirir, hatta yazısının bir yerinde “eşşek” der. Bunun üzerine kadın kendisinden şikayetçi olur. Mahkemede hakim sorar, 'Bu hanımefendiye eşek demişsiniz, hiç inkar etmeyin elimde yazınız var!' üstat 'Peki bu suç mu' deyince hakim 'Bak Necip işi zora sokma, elbette suç. Hem hanımefendi kendisinden özür dilerseniz şikayetçi olmayacakmış' der. Bunun üzerine üstat 'Sayın hakim, peki eşeğe ‘hanımefendi’ demek suç mu?' diye sorar. Hakim soruya şaşırır, 'Suç değil' der. Bunun üzerine Necip Fazıl, 'O zaman bu hanımefendiden özür diliyorum' der.

Hadi, havaya girdim, bir de Ziya Paşa’dan aktarayım... Ne diyordu Ziya Paşa bir beytinde: “Bed asla necabet mi verir hiç üniforma? Zerduz palan ursan, eşek yine eşektir!” Yani, modern zamanlar Türkçesiyle “Makam, rütbe aslı kötü olana asla saygınlık kazandırmaz! Sırtına altın semer de koysan, eşek yine eşektir!”
Şimdi, “sayın” hatta “pek sayın” beyefendilerle doldu güzelim Kıbrıs son zamanlarda...
Oportünizm, yani çıkarcılık, kolay yoldan iş halletme, Rum’a yama olup işi kotarmak moda oldu vesselam.

Ne demek Kıbrıs Futbol Federasyonunun (KOP) şubesi olmak?
Türkiye’nin alt birimi olmayı kabul etmemek onurlu bir davranış. Elbette kabul edilmeyecekti, edilmemeliydi böyle “pek sayınca” bir öneri. Peki, gidip Rum’un alt birimi olma, Rum’a yamanma ne olacak? O çok daha saygın bir davranış şeklimi olacak?
Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun muhteşem saygınlıktaki başkanı Hasan Sertoğlu becerisinin en üst mertebesine çıkmış. Ne kadar asil bir şekilde halkının davasını sattığını, kendisine ve birkaç spor kulübüne FİFA’dan geleceğini sandığı üç beş kuruş uğruna ne büyük maharetler sergileyebileceğini görüyoruz bu günlerde.

Dünyanın bir yerlerinde gazetesini yapmakta olan editör başlık atmış sayfanın mabadındaki habere: “Kıbrıs Türkleri tercihini yaptı: Kıbrıs Türk futbol federasyonu Türkiye yerine Rumlara bağlandı...” İstanbul’daki editör daha net başlık attı: “KKTC’yi kaybettik! Kıbrıs'ta korkulan oldu! KKTC Futbol Federasyonu, Rum Federasyonu'na üye oluyor.”
Olan biten bir şey yok. Olacak bir şey de yok.
Zor yoldan öğrenecek sayın Sertoğlu da bu gibi “kolay yoldan köşe dönme” meraklısı zevat da. Rum hangi pozisyonda teslim olursanız olun size zırnık koklatmayacak, hiç bir sorununuzu çözmeyecek, sadece sizi kullanacak.

Oluşturduğunuz teslimiyet yolundan KKTC kurumlarının teker teker geçmesini, nihayette KKTC’nin de bu osmosis, yani çözülme kervanına katılmasını bekleyecek.
Eşeğe “eşek” demek suçsa ama aynı eşeğe “sayın” denmesi hoşa gidiyorsa, “sayın Sertoğlu, iş mi yaptığın?” demekle yetineceğim. O pek sayın davranışlar yüzünden bir gün elbet topluma neler kaybettirildiği daha net görülecektir, umarım o gün çok geç olmaz. Ancak, her halükarda bu durumun faturası elbette ki hem yapanlar hem de hepimiz tarafından acıyla ödenecektir.
Teslim olmanın, yenilgiyi kabul edip Rum’un şubesi olmanın elbette kutlanacak bir tarafı yoktur. Hangi koşullar altında olursa olsun, varılan bu sonuç alçaklıktır, hıyanettir, pespayeliktir.

Bu haber 305 defa okunmuştur
  • orhan Aydeniz   - 05.04.2015 Kutlarım grçekten çok güzel bir yazı

:

:

:

: